İçerdekiler

Victor Serge
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
264
Basım Tarihi:
Kasım 1973
Yayınevi:
Yöntem Yayınları
Orijinal Adı:
Les Hommes Dans la Prison
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·264 syf.··
2021 462. kitabı
Selamlar. Öncelikle kitabın yöntem yayınlarından çıkan versiyonunu beğenmedim İmla hataları eksik kelimeler bazı yerlerde sanki eksik çeviri var o yüzden bu baskısından uzak durun. Hapishane konusu çok işlenmiş bir konu olduğu için anlatılanlar gözümüzde kolayca canlanıyor bu bir Fransız hapishanesi olsada yapılanlara bakış açısı aynı diyebilirim. Edebi olarak güçlü bir kalem Victor serge bunu anlattığı tiplemelerden hemen anlıyoruz... Benden bu kadar... Saygılarımla...
İçerdekilerVictor Serge · Yöntem Yayınları · 197369 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2020 74. kitabı
“Kanunun uzun eli” seni yakalamadan önce suçsuzsundur kendi içinde. Çünkü biri kışkırtmıştır seni ya da hak etmiştir ölmeyi. Eğer suçlu hissetmiyorsan belki de bu dünyada değilsindir. Kendi flu sisli gerçekliğinin içinde yolunu kaybetmiş bulmanın da bir yolunu bulamamışsındıt. Kapatılmaya kapatılacaksındıt da asıl soru bir kolsuz gömlek giydirip bir odaya mı kapatmak gerekir seni yoksa bir gri hücreye mi; bunu ayırdına varmaya çalışır senden ayrı bir dünyada yaşaya akil insanlık. Düşüncelerinse elbette mükemmeldir; en iyisini istersin halkın için ya da kendin için. Bu suç olarak görmek düpedüz intihardır ve hükümete dahil olanlar bu gaflet içindedir. Elini kana bulanmamış olsa bile bazen halkını halkından fazla düşünemezsin izin vermezler. Hadi düşündün varsayalım dile getirip ifşa etmen suçtur bu sefer. Oysa bilirsin elini kana bulamış pek çok siyasi figürün hüküm vermeye devam ettiğini o bir taraflarına yapışmış koltuklarından. Aranızdaki fark bir norm denizidir. Çok olanla arandaki uçurumdur. Onlar halk için halkla birlikte kendileri için çalışır; büyük büyük sermayenin yanında yer alır sömüreye göz yumarlar ne de olsa. Eğer suçlu isen ya vicdanın rahat vermez gider teslim olursun ya da suçlu olmadığını düşünüp kanunun uzun kollarına kendini bırakıp ‘tutuklu’ olursun. Ya da ‘tutuklanır’ suçlanıp ‘suçlu’ hüküm giyip ‘mahkum’ olursun. Yolun artık mapushane ile kesişmiş; hakkında türküler yazılan, gri duvarlarına şiirler kazınan, her santimetre karesinden sessiz çığlıklar yükselen, şehrin en yüksek duvarlı en sağlam görünüşlü en modern binası ve onu yaşatan tüm düşünce ve davranışlar yumağı ile tanışırsın. Öğrenmek burada da devam eder senin için belki de hiç bilmediğin bir dünyayı öğrenmeye ya da yeniden keşfetmeye başlarsın. Önce fiziksel kısıtlı kuralları, hücrenin
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2019 8. kitabı
Sonu gelmez yoklamalar ve hep ayni cevap; burdayım.Mahkum sessizliği hayal eder.Hücre bir saatten sonra ölüm sessizliğine bürünür ama mahkum hep sessizliği hayal eder.Özgür olmayan insan sessizliği duyamaz.Siyasi bir mahkumun zaferi sessiz kalmasıdır.Uzun sorgular boyunca sessiz kalabildiyse hücresine götürüldüğü anda uyumaya başlar, zaferden sonra dinlenmeli. Gardiyanların bakışları altında yalnızlıklarından bir an bile kurtulamazlar. Normal insanlarda görülmeyen bazı rahatsızlıklar mahkumlarda görülür. Kedi hastalığı : Özgürce dolaşan ve mahkumlardan daha güzel şeyler yiyen kediye kin olarak kendini gösterir,tedavisi yok. Renk hastaligi: Mahkumun gördüğü renkler sınırlıdır,beyaz,gri,kahverengi ve tabiki siyah.Yeşil,mavi hele hele sarı ve kırmızı renkleri görmek büyük coşkulara neden olur,hayaller kurulyr,halisinasyonlar görülür,yeşil,çayırları akla getirir,çayırlar tasasızca uzanmayı,uzanmak maviyi akla getirir,mavi gökyüzünü,gökyüzü güneşin doğuşundaki sarıyı ve batışındaki kırmızıyı getirir akla ve yüksek sesle bu düzenin anasına avradına küfür etmekle hastalık doruk noktasına ulaşılır. Tedavisi geçicidir,on günlük hücre cezası. Ceza üstune ceza çekilir, kurallara hapisteyken de uymazsan korkunç hücreler ne güne duruyor.Cezanın her türlüsü çekilir. Bu bir delilik,bir insan hücrede delirmemişse bu insandan faydalanmak gerekir,sağlam bir karakter,akıl ve müthiş bir sabır ister. Bana sorulsa milletvekillerini hücreden sapa sağlam çıkmış suçlulardan seçerdim. Burada durun ve şükredin,benim seçmeme izin verilmiyor diye. Devam ediyoruz. Hapiste de mahkumlar zorla çalıştırılır, çalışmaya başlayan mahkum ilk maaşını almaz,hapiste öldüğü takdirde masrafların karşılanması için kenara atılır.Mahkum ilk vergisini tabutu için ayırır yani. En kötüsü ama belkide en kötüsü,yani
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
8/10
·272 syf.·
2026 7. kitabı
İçerdekiler , Victor Serge ’in hapishane deneyimlerinden beslenen, fakat bunu sıradan bir anı kitabı gibi değil, güçlü bir edebi kitaba dönüştürdüğü sarsıcı bir romandır. Kitap, okuru daha ilk sayfalardan itibaren özgürlüğün ne kadar kırılgan olduğunu düşünmeye zorlar. Serge, hapishaneyi yalnızca bir mekan olarak değil, insanın düşüncesine kadar sızan bir sistem olarak ele alır. Burada mesele sadece kapatılmak değildir; zamanın algısı, insan ilişkileri, hatta kişinin kendisiyle kurduğu bağ bile dönüşür. Yazar, bu dönüşümü büyük dramatik sahnelerle değil, gündelik ayrıntılarla anlatır. Küçük gözlemler, sessiz anlar ve tekrar eden rutinler metnin omurgasını oluşturur. Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, karakterlere yaklaşımıdır. Serge kimseyi idealize etmez, kimseyi şeytanlaştırmaz. Okur, farklı geçmişlere sahip insanlarla karşılaşır ve her birinin sistem içinde nasıl benzeştiğini fark eder. Suçun türünden bağımsız olarak, içeride olmanın herkesi aynı çizgiye yaklaştırdığı hissi güçlü biçimde verilir. Dil sade, duru ve keskindir. Yazar süslü anlatımlardan kaçınır, tam tersine soğuk bir gerçeklikle konuşur. Bu tercih, metnin etkisini artırır. Okurken rahatsız olursunuz ama bu rahatsızlık kitabın gücüdür. Çünkü Serge, okuru duygusal olarak manipüle etmek yerine, düşünmeye zorlar. İçerdekiler aynı zamanda politik bir metindir. Adalet, iktidar, suç ve ceza kavramlarını sorgular. Yazar, doğrudan slogan atmaz, ama satır aralarında sistem eleştirisi güçlü biçimde hissedilir. Kitap, yalnızca içeridekilere değil, dışarıdakilere de ayna tutar. Dostoyevski ve Soljenitsin gibi yazarların metinleriyle birlikte düşünülebilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak Serge’in üslubu daha mesafelidir, duygudan çok yapıya, bireyden çok düzene odaklanır. Olaylardan çok atmosferle ilerleyen bu
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
Bir mahkumun gözünden hapishane koşullarının ne kadar korkunç olabileceğinin en büyük kanıtı bu kitaptır herhalde. Üstelik hala da benzer koşullarda ve yöntemlerde insanların mahkum edildiği düşünülürse...
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2023 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2023 10:08
İçinde isyan ateşi taşıyan, devrimci ruhların okuması gereken; Serge'nin 5 yıllık hapis hayatını tüm detaylarıyla, yalın ve akıcı bir şekilde anlattığı güzel bir kitap. Canlı anlatımı ile adeta olayları okuyucularına da yaşatıyor; onunla hapise girip, beş yıl boyunca bir çok suçluyla tanışıp onlara bazen kızıp bazen üzülüp; sisteme lanet edip ve tabiki şanslı azınlık kesimle tekrar dışarı çıkıyorsunuz. Tavsiye ederim, okuyunuz...
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2016 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2016 00:00
Etkisinden kurtulunmayan, Victor Serge'in bu İçerdekiler kitabına inceleme eklemek doğrultusunda, buraya, kitabın başındaki giriş ve önsöz başlıklı metinlerinden alıntılar yazıyorum: -Serge de çok iyi yazabiliyordu! Nüanslar, tesadüfler ve çeşitli bireylerin oluşturulmasında ''sosyal gerçekcilik'' yoktu. Burada karşılaştığımız mahkûmlar ne kötü canavarlar olarak şeytanlaştırılıyor ne de soylu ezilmişler olarak romantikleştiriliyor. -İçerdekiler aynı zamanda mahkumların kısıtlamalara ve kurallara karşı koymak için buldukları yaratıcı küçük çözümleri anlatan birkaç harika öykü de sunuyor. -Giyotin ne kadar korkunç olursa olsun içerdeki birçoklarının müebbet hapis cezasını ''ölümden daha kötü'' bulduklarını yazıyor Serge. -İçerdekiler, insanların insancıllıklarını unutturmak üzere tasarlanmış ''hapishanenin nasıl hayatları yavaş yavaş öğüten bir makine'' olduğunu gösterir. -...yazar bizi başka bir zaman ve yere,. PARMAKLIKLARIN ARKASINDAKİ KÜLTÜRE VE GERÇEKLERE götürüyor ama bunu , bugün için de hâlâ ne denli geçerli olduğunu gösterecek bir biçimde yapıyor. -1930'da tamamlanan bu kitap Serge'in Fransız cezaevindeki tecrübesine dayanmaktadır. -Eleştirmenler Serge'in klasik hapishane romanını Dostoyevski'nin Ölü Evinden Hatıralar, Koestler'in Ölüm Hücresi, Genet'in Gülün Mucizesi ve Solzhenitsyn'in Ivan Denisoviç'in Bir Günü adlı kitaplarıyla karşılaştırmışlardır. -[Bu kitap] insanın en barbarca deneyimini anlatan derin ve zarif bir bilinç akışı. One Day In The Life Of Ivan Denisovich'de bile hapishanenin insan ruhu ve vücuduna yaptıkları ile ilgili böylesine insanın içine işleyen ve rahatsız eden bir anlatım yok (John Riley, Los Angeles Times, 14 Aralık 1968). -Yazarı tarafından çok uygun bir biçimde roman olarak tanımlanan ve hakikatin sanat olarak işlendiği bu kitap hem
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2024 595. kitabı
"Devrimci bir asiydi Victor Serge. Elli yedi yıllık hayatının on yıldan fazlasını hapishanelerde geçirdi. İçerdekiler romanında, Rusya’ya sürülmeden önce, 1912’den 1917’ye kadar Fransız hapishanelerinde anarşist politik bir mahkûm olarak gecırdi, anılarında yasadıklarından duru temiz bır dille kaleme alınmış bır yasanmışlığın izlerini okuduk.. . "İçerdekiler abartısız ama canlı ve gerçekçi anlatımıyla rahatsız edici bir roman. Belki içinde yaşadığımız fakat farkında olmadığımız hapishanelerde, cezaevi yönetimi, gardiyanlar ve aşağılık suç(lu)larla birlikte hapishaneye dair, abartıdan uzak, buz gibi bir gerçekliğe götürüyor okuyucuyu Victor Serge… Yaşanan her şey gerçek, biliyoruz, deneyimlediğimizden ya da yazar bize böyle söylediği için değil bu bilme hali. Biliyoruz ki bu kitap yalnızca içerde olanlarla değil, -hatta belki daha fazla- “dışarda”kilerle de ilgili. Tüm suçları, acımasızlıkları ve körlükleriyle, topluma; seven ve unutan, inkar eden, aç bırakan, yüz çeviren, karanlık hücrelerde bir insan sesine, nefesine hasret bırakan bu karanlık sistemin her bir parçasına dair, edebi değerinin yanında oldukça da politik bir farkına varış Neden uyandırdın beni?.. Bizim için; harcadığımızı sandığımız, ama aslında yavaş yavaş onun bizi harcadığı bu asık suratlı dünyadan ve zamandan başka gerçek olan hiçbir şey yok ki... (S:172)kıtabın İçerdekiler ortasindan #OKUYUN bence
Edebiyat & Roman
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2022 22:53
"Yoksa neden yaşamalı?...Eğer yaşantı kişiyi açlıktan zorlukla kurtaran ve ardında hiçbir şey bırakmayan ağır bir işten başka bir şey değilse..." (s.55) Victor Serge Rusya'ya sürülmeden önce 1912-1917 yıllarında Fransa'da anarşist politik bir mahkumken yaşadıklarından esinlenerek yazıyor kitabını. Koestler'in Gün Ortasında Karanlık kitabı gibi olacağını düşünüyordum ki önsözden anladığım kadarıyla eleştirmenler o kitapla da, Dostoyevski'nin Ölüler Evinden Anılar kitabıyla da, Soljenitsin'in İvan Denisovic'in Bir Günü kitabıyla da karşılaştırmış. Sayılan kitaplarin hepsini okudum. Hepsinin yeri ayrı olmakla birlikte içlerinde eleştirel manada beni en az tatmin eden bu kitap oldu. Sanırım Serge'nin aslında bir yazar değil de devrimci olmasının bunda payı vardır. Hapishanelerin insan ömrünü kisalttigindan dem vururken bunu fazlasıyla ön plana çıkarıp geriye kalan psikolojik çökkünlüğü daha arka plana attığını hissettim. Alışık olduğumuz bir olay akışı veya kitap kahramani da yok. İsimler, olaylar geciyor ama bunlar yazarın gözlemi gibi anlatılmış. "Tutuklanma" ile başlayan girizgah, ölüp kabre girmek gibi çaresizce ve tam teslimiyetle oldukca güzel yansıtılmış olsa da kitaba bütüncül bakıp, diger hapishane eserleriyle karşılaştırınca onlar kadar edebi olamamaktan kurtulamamış. Yine de cezaevi anıları, analizlerine dair kitaplar okumayi sevenlere tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 203. kitabı
#okudumbitti #victorserge #içerdekiler 1929 yılında kaleme alınan bu kitabı okurken dönemin tasvirleriyle 6731 numaralı mahkumun anlatası eşliğinde karanlık işler, sadist, sosyopat, psikopat, dolandırıcı, cinayet ve daha pek çok suçtan hüküm giymiş insanlarla birlikte olağanüstü gerçekçi bir hapis hayatını deneyimliyorsunuz. Gerçi bu ifade biraz oksimoron oldu ama neyse‍️ Yazarın kendisinin de uzun bir süre deneyimlediği bu hapis hayatını okurken kimi zaman otobiyografik üslubunu da hissedebiliyorsunuz. Hem kitabın 253. syf'da, hem de kitap arka kapakta şu alıntı paylaşmaya değer bence; "Hapishanenin de sonu gelecek birgün. Ama in­sanlar kalacak ve insanlar ilerlemeye devam edecek­ler . . .  Eski düzen çatıarnaya başladı. Belki de tek bir darbe istiyor. Bunun için yaşamaya değe.r ; hatta öl­meye bile . . .  Herkes için yeterli ekmek olunca kim­se hırsızlık yapmayacak. Kadınlar artık kendilerini satmadıklan zaman, akıl üstün geldiği zaman suçlar ve cinayetler azalacak Hapishaneler yok olacaklar o zaman. İnsanlar, geride kalan taşiara bakacaklar, bi­zim neler gördüğümüz, neler çektiğimizi düşüneme­yecekler bile . . .  Biz nasıl onların güzelliğin i, büyüklüğünü bugün anlayamıyorsak, onlar da bizim sefale­timizi anlayamayacaklar. Yaşantı büyüyecek, özgür­leşecek. Birgün ... #akilfikirgezegeni
İçerdekilerVictor Serge · Ayrıntı Yayınları · 201569 okunma

Yazar Hakkında

Victor SergeYazar · 8 kitap
Yazar, şair, çevirmen, gazeteci ve isyancıydı Victor Serge, 1890 yılında Belçika’nın Brüksel kentinde doğdu. Asıl adı Victor Kabalçiç’tir. Anne ve babası, Narodnik hareketin önderlerindendi ve Çar. II. Aleksandr suikasti sonrası Rusya’yı terk etmek zorunda kalmışlardı. Serge devlet okullarına gitmedi ama babası sayesinde iyi bir eğitim gördü, küçük yaşta Herzen, Çernişevskiy ve Belinsky’nin yazılarını okudu. Bir süre Brüksel’in güneyinde Stockel’de liberter bir kolonide yaşadı. 1906 yılında Brüksel Devrimci Çetesi diye adlandırılan anarşist bir gruba yakınlaştı. Bu yıllarda Peter Lavrov, Élisée Reclusand, Peter Kropotkin gibi isimlerin siyasi yazılarını okuyordu ve topluma karşı bireysel başkaldırı hakkını benimsemişti. 1909 yılında Rirette Maitrejean ile tanıştı ve bu “gotik görünümlü” ateşli militan kıza aşık oldu. İki sevgili Paris’te birlikte yaşamaya başladılar. Geçimlerini temin etmek için bir matbaada günde on saatten fazla çalışıyordu Serge. Albert Libertad’in bir sokak çatışmasında ölmesinden sonra haftalık L’Anarchie dergisine destek verdi. Burjuvaziye duyduğu nefreti banka soyarak dile getiren “Bonnot çetesi” ile dergi arasındaki yakınlık, Serge’nin beş yıllık hapis cezasına çarptırılmasına yol açtı. 1912-17 yılları arasını hapiste geçirdi. Hapisteyken Bolşevik Devrimi’ni heyecanla izliyordu. Hapisten çıktıktan sonra Rusya’ya gitti. 1919’da, devrimden iki yıl sonra Bolşeviklere katıldı. Karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya karşı Petrograd savunmasında yer aldı. Gazeteci, editör ve çevirmen olarak Komintern’in ilk üç kongresinde görev üstlendi Victor Serge ile Bolşevik Parti arasındaki görüş ayrılıkları başladığında, 1923 yılında –Leon Troçki, Karl Radek, Adolf Joffe ve Alexandra Kollontay gibi isimlerle birlikte– Sol Muhalefete katıldı. 1928 yılında partiden ihraç edildi. İlk kitabı Year One of the Russian Revolution 1930 yılında tamamladı. Ardından Men in Prison (1930; İçerdekiler, Çev. Gülen Aktaş, Ayrıntı Yay., 2015); Birth of Our Power (1931; Gücümüzün Doğuşu, Çev. Gülen Aktaş, Ayrıntı Yay., 2018) ve Conquered City (1932) yayımlandı. Ayrıca gazete ve dergilerde siyasi yazılar da yazıyordu. Bu Stalin yönetimini rahatsız etmişti. 1933’te yeniden tutuklandı, ailesiyle birlikte Ural bölgesindeki Orenburg kasabasına sürüldü. Uluslararası bir kampanya sonunda, Moskova Duruşmaları arifesinde –Nisan 1936 tarihinde– Rusya’dan tüm yazdıklarına el konulurak sınır dışı edildi. Resistance (1938) adlı şiir kitabı, Midnight in the Century (1939) romanı, From Lenin to Stalin (1937) ve Russia Twenty Years After (1937) adlı siyasi incelemelerini Fransa’da tamamladı. Ancak savaş nedeniyle Paris’te de çok uzun süre barınamayacaktı. 1940 yılında, Nazi’lerin Paris’i işgalinden hemen önce Meksika’ya sığındı. Yalnız ve parasızdı Victor Serge. Fransa ve Rusya hapishanelerinde geçirdiği yıllar sağlığına zarar vermişti. Buna rağmen 1947’de, Mexico City’de bir kalp krizi nedeniyle ölene dek yazmayı sürdürdü. Memoirs of a Revolutionary adlı anı kitabı ile The Long Dusk ve The Case of Comrade Tulayev adlı romanları ve geride bıraktığı elyazmaları ölümünden sonra yayımlanabildi.