Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 8 dk.
Sayfa Sayısı:
146
Basım Tarihi:
Mart 2015
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
ISBN:
6054787456
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

en büyük devrim “internet” devrimi.
10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 21:54
Temsil etmenin sona erdiği bir çağda yaşıyoruz. Sorun artık temsil etmek değil modaya uymaktır. Bilgi ve teknoloji çağında yaşamak gerçekten şans mı? Yoksa lanet mi ? Yoksa bizler bir simülasyon oyununun içindemiyiz? Devrimlerin ve ideolojilerin artık tarihe karıştığını, duygu ve duyarlılığın kaybolduğu bir çağa girdik. Ortak hafıza yerine ortak bir modaya geçiş.:) Teknoloji denildiğinde aklıma “Elon musk” geliyor. Bir devlete veya toprağa ihtiyacı yok tek başına simülasyon dünyası kurmuş. 90 lı yıllardan sonra dünyayı artık “inekler” yönetiyor derken düşünür tamda bunu demişti. Orwell, 1984 gibi bir tarih saptama konusunda hiç zorluk çekmemiştir. İnternet, yüzyılın buluşu bunu kimse inkar edemez. Bence bir “Tanrı” çünkü bütün dünya ona tapıyor. Eskiden görsel basında çıkan insanlara büyük hayranlık duyuluyor onlar için hatta intihar eden bile oluyordu. Şimdi günümüzde öyle bir hayranlık yok. Herkes kendine, bir hayran kitlesi yaratmakta sonuçta teknoloji öyle bir imkan vermiş. İsteyen kendi showunu çekip gösterime koyabiliyor. İlişkiler, aşklar, dostluklar hemen hepisini bu sanal dünyada yaşayan sanal insanlar dünyasındayız. Ee bundan siyasiler ve politikacılarda eksik değil onların showu daha enteresan. Düşünce ve felsefeyle ilgilenenler için ilginç bilgilerle dolu bir kitap. Yoğun olarak ilerici fikirlerle ilgilenenler dışında hiç kimse bu ciddi kitapla kendini sıkmaz :)) ilgisi olanlar bir okuyun derim :))
İlahi SolJean Baudrillard · Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi · 201526 okunma
9/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 14:29
Jean Baudrillard okumak beni hep zorlamıştır. Sosyoloji eğitimi aldığım dönemlerde, onun dolambaçlı cümlelerle kaybolmuşumdur. Pierre Bourdieu okumak hep daha keyifli gelmiştir. Ama İlahi Sol kitabını çok beğendim. Bizim jenerasyonun "Sol" üzerine yaşadığı hayal kırıklığını neredeyse 50 sene önce yazmış. Sağ'ın solu nasıl dönüştürdüğünü, kendine benzettiğini ama buna rağmen Sol'un seçim kazanamamasını Sağ'ın kötü bir çakması olmasına bağlıyor. Jean Baudrillard okuyacakların öncelikle şu kavramları bilmesi gerekiyor. Çünkü her kitabında karşınıza çıkıyor. 1) Simülasyon; gerçeğin taklit edilmesi değil; gerçeğin yerini alan bir model üretimidir. Örneğin medya tarafından sürekli üretilen “gerçeklik görüntüleri” zamanla gerçek deneyimin yerini alır. 2) Simülakr; gerçeğin kopyası gibi görünen ama aslında referansı olmayan temsil demektir. Baudrillard’a göre modern dünyada birçok şey artık bir “orijinalin kopyası” değildir. Tam tersine, kopyalar kendi başına gerçeklik üretir. 3) Hipergerçeklik; gerçek ile temsil arasındaki farkın ortadan kalktığı durumdur. Bu dünyada insanlar; imgelerle, medya temsilleriyle, reklamla öyle kuşatılır ki, temsil edilen şey gerçek olandan daha gerçek görünür. 4) Tüketim Toplumu; Baudrillard’a göre modern toplumda insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için değil, anlam ve statü üretmek için tüketir. Bir ürünün değeri; kullanımından değil, sembolik anlamından gelir. Kitapta yaptığı eleştiriler evrensel. Yani tüm dünyada Sol'un yaşadığı ve yaşattığı durumlar. Baudrillard diyor ki; "Sol, büyük bir enerji harcayarak iktidara doğru ilerlerken kalabalıklar kendisini alkışlayıp kutluyor, ancak tam yarışı kazanacakken ikinciliğe razı oluyor ve muhalefet adlı oyuğa çekilecek bu duruma katlanıyor." "Totaliter düzenler nihai çözüme yok etme yöntemiyle ulaşacaklarını
İlahi SolJean Baudrillard · Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi · 201526 okunma

Yazar Hakkında

Jean BaudrillardYazar · 33 kitap
Jean Baudrillard (Jan Bodriyar) (d. 27 Temmuz 1929, Reims - ö. 6 Mart 2007), Paris), ünlü Fransız düşünür/sosyolog. Medya teorisi, Postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine olan çalışmalarıyla ünlenmiştir. Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu, ailesinde üniversiteye gitmiş olan ilk kişiydi. Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretmiştir. 1950-1960lardaki bu dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkilemiştir. Almanca öğrettiği bu dönemde doktora tezine de (sosyoloji üzerine) devam etti. 1966'da doktora tezini bitirdi, tezinin başlığı "Thése de troisiéme cycle: Le Systéme des objets" idi. 1966 yılının Eylül ayında Universite de Paris-X Nanterre'de (Nanterre Üniversitesi - Paris-X) asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı, Yapısal Marksizm ve medya teorileri ile ilgilendi. 1972'de aynı üniversitede, profesör olarak, sosyoloji öğretmeye başladı. 1987'dan 1990'a kadar Üniversite de Paris-IX Dauphine'de (Dauphine Üniversitesi - Paris-X) görev aldı. "Eski Yugoslavya'daki Müslümanların maruz kaldığı soykırım, Yeni Avrupa Düzeni'nin evrim sürecinde bir aşamadır. 'Etnik temizliğin' infazcısı olan Sırplar, yeni biçimlenen bir Avrupa'nın öncülüğünü yapıyorlar." (Lettre dergisi, Kış 2005) Bugünün siyasi ve ideolojik akımlarını reddetmesi ününün artmasına neden olmuştur. Bugüne kadar birçok önemli çalışmaya imza atmıştır. Simülasyon kuramını oluşturmuş, kitle zihni üzerine çarpıcı satırlar yazmıştır. Tüketim üzerine düşünceleri ve yapıtları ise onun ününe ün katmıştır. Medya ve kitle iletişim araçlarına dair eleştirileri de diğer düşünceleri kadar çarpıcıdır. Birinci Körfez Savaşı üzerine yaptığı açıklamalarla, Körfez Savaşı'nın oluşumunu ve etkilerini entelektüel bir açıdan farklı bir şekilde yorumlamıştır. Simülasyon evreninin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşının sonuçlarıyla bağlantılıdır. Baudrillard'a göre II. Dünya Savaşı sonrası sağ, solun işlevlerini yerine getirmeye başlamış; yani, sosyal devlet ilkesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanayi ve tarım sektörlerinin belirleyiciliği iletişim ve hizmetler sektörlerinin belirleyiciliğinin ardına düşmüştür. Bu veriler batıda bir çeşit durağanlığa sebep olmuş ve batı kendi ekseni etrafında dönmeye başlamıştır. Bu kendi etrafında dönüş süreci kavramların içlerinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur. Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; her şeyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir. Baudrillard'ın örneğine bakacak olursak: Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan'daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır.