İlk Kadın

5,7/10  (3 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
374 gösterim
Nedim Gürsel'in bu romanı için İstanbul'a yazılmış bir aşk türküsü diyebiliriz. Bu türkünün tüm unsurları, birbiriyle uyumlu şiirsel bir bütünlük içerisinde sunuluyor okura. Gürsel, şiirsel düzyazının büyük ustası olma yolunda bir yazar."
- l'Humanite, Claude Prevost-
"İlk Kadın ergenlik çağının belleğin derinliklerinde gezinerek anlatan, yüreğimizin gizli köşelerinde yankılanan çok güzel bir ezgi."
- Le Monde, Anne Bragance-
"Nedim Gürsel bu yarı-otobiyografik romanında dört kadın kahramanı birleştiriyor; anne, fahişe, örümcek kadın Nilüfer ve İstanbul"
- World Literature Today, Edouard Roditi-
"Nedim Gürsel, bu romanında, Türkçenin şiirsel anlatım yetkinliğinin gücünü ispatlama görevini üstlenmiş görünüyor. Kutlarız."
- Gösteri, Vedat Günyol-
"İlk Kadın'da Gürsel, ilk gençlik izlenimlerinden başlayarak İstanbul kentini, insanıyla ve kadınıyla, a'dan z'ye edebiyata getiriyor. Tarihin çeşitli dönemlerini ve çalkantılarını yaşayan koskoca bir kenti, bütün çıplaklığıyla, tarihle bugünü aynı bileşkede buluşturarak sunuyor."
- Hürriyet, Doğan Hızlan-
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    108
  • ISBN:
    9789752932401
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Esengül E. 
 08 Ara 2017 · Kitabı okudu

Toplasak bir elin parmak sayısından az diyalogları, tasvir ve tahlilleriyle gönlüme tahtını kuran bir kitaptan söz etmeli artık.

Nedim Gürsel, henüz kitaplarını okumadığım, kitapçıda sürekli kitaplarıyla göz göze geldiğim, araştırmalarıma göre kültür birikimine sahip bir yazar. Şimdiye kadar birçok eser yazmış. İlk Kadın kitabı, onun kaleminden okuduğum ilk kitap olsa da eminim ki diğer eserleri de Gürsel imzasının hakkını veriyordur.

İlk Kadın deyince akla neler gelebilir? Bir düşünelim mi? Tabi bu kitabı okumadan evvel zihninizde canlandırdığınız tüm cevapların bir içsel sebebi ve tutkusu vardır.

Ben, bu tutkuyu İlk Kadın'ı okumamın ardından tepetaklak ederek dört bir yana savurdum.

Adına bakınca akla bir kadın gelse de kitaptaki ilk kadın İstanbul... Her ne kadar İstanbul arka planında nevrotik şahsın annesi, sevdiği kadın ve sokaktaki bir kadını dile getirmesi olsa da ben daima İstanbul'un kadınlığını okudum bu eserde.

Peki, bir şehre aşık olsanız hangi şehir olurdu bu kent? Benim bir cevabım henüz olmasa da Nedim Gürsel, içindeki İstanbul aşkını dört dörtlük bir tabloyla dile getiriyor kitapta.

Tepebaşı'nı, Kasımpaşa'yı, Haliç'i... Ve her noktasını... Ve şehrin geçmişini kabullenip aşık olunan kadın imgesine yerleştirerek geleceğine taşıyan bir yazar.

Onun İstanbul'a olan aşkını kitaptaki nevrozumuzun dünyasına yansıtılmasını ve ön planda olan anne, sevgili ve öteki kadın imajını psikolojik travmasında ele veriyor.

Ben bu kitapta en çok, henüz her yerini gezmediğim İstanbul'u, tahlillerini, nevrozumuzun iç bunalımlarını, kadın imgesine verilen manaları sevdim.

Ben en güzel, kitabın son sayfalarındaki son dakika golünü sevdim.

Bırakın diyaloglar olmasın bir kitapta. Sadece içinde sürüklendiğimiz betimlemeler olsun yeter...