İlk Kadın

Nedim Gürsel
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
108
Basım Tarihi:
2004
Yayınevi:
Doğan Kitap
ISBN:
9789752932401
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2020 10:52
Uzun yıllardır kitaplığımda olan ama bir türlü başlayamadığım kitaptı.Yazarın özellikle ergenlik dönemini anlattığı ve ona etki eden kadınların yer aldığı romanı ya da biyografisi. Özellikle annesine olan aşkı ve annesiyle ayrılır ayrılmaz annesiyle bütünleştirdiği İstanbul aşkı kitabın içeriği. Kitabı okurken şuan annesini mi anlatıyor İstanbulu mu yoksa genelevde birlikte olduğu kadını mı? Bugünden mi bahsediyor yoksa çocukluğundan mı? Yada hepsi birden mi diye çok düşünüyorsunuz.. Betimlemeleri çok güzel.. İstanbul çok güzel tasvir edilmiş. Bu lezzette bir kitabın bu kadar az bilinmesi şaşırtıcı.
İlk KadınNedim Gürsel · Doğan Kitap · 200425 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2021 72. kitabı
Yerel Renkler'in kapağını kapar kapamaz Nedim Gürsel'in İlk Kadın isimli kitabını aldım elime. Kitabın kapağı biraz tuhaf. Üryan bir kadın resmi var. Nedim Bey kitabının sonunda ilk kadının kim olduğu konusunda yaşadığı tereddütü yansıtmış gibi geldi bana. İlk kadın anne midir, yoksa henüz on altı yaşında birlikte olmaya arzulayıp da olamadığı birkaç kadın mi? *** Nedim Bey'i ilk kez okuyacak olan "bizim mahalleli" biliyorum ki mesafeli yaklaşacak bazı pasajlara. Müstehcenlik var kabul ediyorum. O yüzden tavsiye konusunda endişelerim var. *** İstanbulun farklı renklerini ve dokularını o kadar güzel yakaladığı cümleler vardı ki...Necip Fâzıl'ın "Beyoğlu tepinirken, ağlar Karacaahmet" mısraını ince ince şerh eylemiş. Uzun yıllar önce ayrıldığı şehri o kadar güzel anlatmış ki...Mesela Beyoğlu sokaklarındaki renkleri ve kokuları anlatırken midemin bulandığını söyleyebilirim. Ayasofya, Süleymaniye, Sultanahmet, Yeni Camii de bir o kadar diri ve semavî anlatmış. *** "Bazı anılar, önemsiz ayrıntılar, isteklerle beraber bilardo topları gibi oradan oraya yuvarlanmaya, belleğin sınırlarına vurmaya başlıyor." Hiç olmadı mi size? İstanbul'dan uzakta, İstanbul'u düşlerken meselâ? *** "Okumak dünyayı kavrayıp ele geçirmek değil, tanıdık bir sesin akışına bırakmaktı kendini. Dünyadan, eşyalardan uzaklaşmak yakın bir gövdenin sıcaklığında eriyip kaybolmak demekti." İtiraf edeyim Nedim Gürsel kitaplarını bu cümlenin ifade ettiği "şey" için okudum hep. Mesela anlattığı kızıl bir İspanya ikindisi, hâlâ hayaline sarılıp durduğum bir metindir. Metnin belki tek bir cümlesi kalmadı bende ama okurken beni kavrayan his hala burada, içimde duruyor. *** Son sözü kitap ile ilgili görüşlerimden ayrı olarak Nedim Bey'e bırakıyorum: "İki şey var ölümle unutulur: annemizin ve kentimizin
İlk KadınNedim Gürsel · Doğan Kitap · 200425 okunma
10/10
·108 syf.··
2017 161. kitabı
Toplasak bir elin parmak sayısından az diyalogları, tasvir ve tahlilleriyle gönlüme tahtını kuran bir kitaptan söz etmeli artık. Nedim Gürsel, henüz kitaplarını okumadığım, kitapçıda sürekli kitaplarıyla göz göze geldiğim, araştırmalarıma göre kültür birikimine sahip bir yazar. Şimdiye kadar birçok eser yazmış. İlk Kadın kitabı, onun kaleminden okuduğum ilk kitap olsa da eminim ki diğer eserleri de Gürsel imzasının hakkını veriyordur. İlk Kadın deyince akla neler gelebilir? Bir düşünelim mi? Tabi bu kitabı okumadan evvel zihninizde canlandırdığınız tüm cevapların bir içsel sebebi ve tutkusu vardır. Ben, bu tutkuyu İlk Kadın'ı okumamın ardından tepetaklak ederek dört bir yana savurdum. Adına bakınca akla bir kadın gelse de kitaptaki ilk kadın İstanbul... Her ne kadar İstanbul arka planında nevrotik şahsın annesi, sevdiği kadın ve sokaktaki bir kadını dile getirmesi olsa da ben daima İstanbul'un kadınlığını okudum bu eserde. Peki, bir şehre aşık olsanız hangi şehir olurdu bu kent? Benim bir cevabım henüz olmasa da Nedim Gürsel, içindeki İstanbul aşkını dört dörtlük bir tabloyla dile getiriyor kitapta. Tepebaşı'nı, Kasımpaşa'yı, Haliç'i... Ve her noktasını... Ve şehrin geçmişini kabullenip aşık olunan kadın imgesine yerleştirerek geleceğine taşıyan bir yazar. Onun İstanbul'a olan aşkını kitaptaki nevrozumuzun dünyasına yansıtılmasını ve ön planda olan anne, sevgili ve öteki kadın imajını psikolojik travmasında ele veriyor. Ben bu kitapta en çok, henüz her yerini gezmediğim İstanbul'u, tahlillerini, nevrozumuzun iç bunalımlarını, kadın imgesine verilen manaları sevdim. Ben en güzel, kitabın son sayfalarındaki son dakika golünü sevdim. Bırakın diyaloglar olmasın bir kitapta. Sadece içinde sürüklendiğimiz betimlemeler olsun yeter...
İlk KadınNedim Gürsel · Doğan Kitap · 200425 okunma
3/10
·108 syf.··
2020 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2020 02:14
Ben ilk kadın deyince dedim Havva anamızdan bahsedecek ama meğer ilk milli olma tecrübesiymiş anlattığı ik kadın. Annesi ile ilgili problemini ilk cinsel ilişkisi üzerinden anlatıyor beyefendi. Babasıyla anasını basmış bu çocukken, olmuş sana travma, ayol basmayan mı var? Hayat sana gül bahçesi mi vaad etti? Bilinç akışına doyduğumuz bu kitabı ben pek beğenemedim. Zaten dil çok eril, tüm kadın karekterler orospu felan, olmadı yani.
İlk KadınNedim Gürsel · Doğan Kitap · 200425 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Nedim GürselYazar · 54 kitap
1951 yılında Gaziantep'te doğdu. 1970'te Galatasaray Lisesi'ni, 1974'te Paris Sorbonne Üniversitesi Modern Fransız Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Aynı yerde karşılaştırmalı edebiyat doktorası yaptı. İlk yazıları 1969'tan itibaren edebiyat dergilerinde yayınladı. Sorbonne Üniversitesi'nde Türk Edebiyatı dersleri verdi. Fransa Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi'nde (CNRS) Türk Edebiyatı üzerine araştırma başkanı olarak çalıştı. Kitapları yabancı dillere çevrildi. ESERLERİ Boğazkesen (Fatih'in Romanı) Nedim Gürsel’in Boğazkesen’deki Fatih Sultan Mehmet algılaması ve tasviri eleştirilere uğradı.Gürsel, tarihi bir kişiyi anlatmasına rağmen bu kişiliğin bir roman kahramanı olduğunu söyledi. Yapıtları yalnızca Türkiye'de değil, Batı ülkelerinde de yankılar uyandıran bir yazar Nedim Gürsel. Bu kez tarihle buluşturuyor bizi, daha doğrusu, Anadoluhisarı'ndaki eski bir yalıda Fatih dönemi üzerine bir roman yazan kahramanın öyküsüne, geçmişte kalmış kişilerin öykülerini katıyor. Fatih Sultan Mehmet, Çandarlı Halil, Uluğ Bey gibi tarihsel kişilerle saray cücelerinin, içoğlanlarıyla gezgin dervişlerin, Bizans yosmalarıyla keşişlerin öykülerini birlikte anlatıyor. Ne var ki tüm varoluşunu yazdığı romana adayan kahramanın yaşamına 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte giren genç ve güzel bir kadın altüst ediyor her şeyi. Yapıtıyla sevgilisi arasında bocalayan roman kahramanı, bir seçim yapmaya zorlanıyor. Hem tarihsel bir roman Boğazkesen, hem de bir tutkunun, bir aşkın romanı. On beşinci yüzyıl Osmanlı tarihini ve İstanbul'un fethini tüm ayrıntılarıyla, seyrine doyulmaz bir minyatür renkliliğiyle okura sunan Nedim Gürsel, iki ayrı eksende gelişen anlatıyı ustalıkla yürütüyor, okuru serüvenin iki ayrı zamanında sürükleyip götürüyor. Sevgilim İstanbul Nedim Gürsel, yabancı ülkelere çevrilip yayınlanan kitaplarıyla, edebiyatımızı sınırlarımızın dışına taşımış değerli bir yazarımız. Boğazkesen adlı romanı, Türkiye'de aylarca satış listelerinden inmedi. Sevgilim İstanbul adlı bu kitapta, dünyayı yapayalnız dolaşan gurbette bir yazarın aşklarını, anılarını, özlemlerini bulacaksınız. Öykülerin kahramanı, Paris, Moskova, Leningrad, Atina, Cezayir, Marakeş, New York ve İstanbul'da dolaşırken, gerçekte belleğinin derinliklerinde yol alıyor. Her gittiği ülkeye, her gördüğü kente kendi geçmişini de taşıyor çünkü. Fransız Pen Kulübü Jüri Özel Ödülü ile Haldun Taner Öykü Ödülünü alan Sevgilim İstanbul'un bu yeni basımında Nedim Gürsel'in ilk öyküleriyle birlikte bir kısa film senaryosu da yer alıyor. Kadınlar Kitabı Nedim Gürselin bu kitabı, 1983 yılında ilk kez yayımlanmış ve on gün sonra da toplattırılmıştı. Yazarı hakkında müstehcenlik gerekçesiyle dava açılmış, ancak sonuçta yazar aklanmış, kitap da yeniden günışığına çıkma şansı bulmuştu. Kadınlar Kitabını yeniden basarken, kitabın sonuna yazarın mahkemede yaptığı savunmayı da eklemeyi doğru bulduk. Ayrıca ünlü İspanyol yazarı Juan Goytisolo, bu kitap için bir de önsöz yazdı. Çevrilip birkaç ülkede yayımlanan bu kitabın ilgiyle okunacağına inanıyoruz. Nedim Gürsel bu kitabında bir yandan kendi kimliğini ararken, bir yandan da İstanbul kentine olağanüstü güzellikte bir aşk mektubu yazıyor. -Tahar Ben Jelloun- Gemiler de Gitti Yine uzak bir kıyıdan yazıyor Nedim Gürsel ve okurlarını yeni yolculuklara çağırıyor. Denize kayan kent Venedik'e, İsa'nın bile uğramadığı yoksul bir köye, naif ressam Pirosmanişvili'nin kenti Tiflis'e, güneyin seraplarıyla yıkımdan sonraki Saraybosna'ya, Saint-Nazaire' den demir alan transatlantiklerin dünyasına götürüyor. Bu yolculuğun duraklarından biri de Mevlânâ'yla Şems'in olağanüstü aşklarının tanığı Konya. Boğazkesen'in yazarı, öykü tadında okunan bu kitabıyla yeni ülkeler, benzersiz dünyalar keşfettirecek size. Uzun Sürmüş Bir Yaz 1976 Türk Dil Kurumu Ödülünü kazanan Nedim Gürselin bu ilk kitabı, belli başlı Avrupa dillerine de çevrilmiş, ne var ki 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye'de uzun süre yasaklanmıştı. Yeni basımının genç kuşaklarca da ilgiyle karşılanacağını umuyoruz. Bir baskı döneminin, bireylerin iç dünyalarında yol açtığı sarsıntıları, işkence ve ölüm karşısındaki davranışlarını anlatırken, çocukluğun büyülü dünyasını da şiirsel bir dille yansıtan Uzun Sürmüş Bir Yaz için kitabın Fransızca çevirisine yazdığı önsözde Prof. Etiemble şöyle diyor: Önce iç sürgün, yani gizli eylem; sonra dış sürgün, yani yazmak. Özgürlük için savaşımın çetin, çok çetin olduğunu, çoğu kez şiddet eylemlerine dönüştüğünü biliyoruz? İstanbul baskı döneminin o tiksinç ve tehlikeli günlerini yaşıyor yeniden. Her önemli yapıt gibi Nedim Gürsel'in yapıtı da öylesine ince bir acıyla dokunmuş ki, çoğunluğun öyküsü öznel bir bilincin duyarlığında somutlaşıyor.