1000Kitap Logosu
Allah'ın Kızları
Allah'ın Kızları
Allah'ın Kızları

Allah'ın Kızları

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.9
31 Kişi
95
Okunma
27
Beğeni
1.537
Gösterim
288 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 8 sa. 10 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğan Kitap · 2008 · Karton kapak · 9789759916510
Tür
Kitapları neredeyse dünyanın bütün dillerine çevrilmiş usta edebiyatçımız Nedim Gürsel, 10 yıl aradan sonra muhteşem romanla döndü. Bu baş yapıtın 2008'in en çok konuşulan romanı olacağından hiçbir kuşkumuz yok. (Tanıtım Bülteninden)
6 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺24,47
7.9
10 üzerinden
31 Puan · 3 İnceleme
AsiRuh
Allah'ın Kızları'ı inceledi.
288 syf.
·
Puan vermedi
Bu kitap 2008 yılının en çok konuşulan kitabı olmuş ve Yazarı Nedim Gürsel hakında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçlarından soruşturma açılmış. Sakıncalı bir kitap (?!) kimine göre... Allah’ın Kızları; İslamiyetten önce Kabe’de bulunan ve Allahın Kızları olarak adlandırılan Lat, Uzza ve Manat putlarını konu alan masalsı anlatılarla oluşmuş bir kitap. Ayrıca ; İslamiyetin kabulü , Hz. Muhammed’in hayatını ve Cumhuriyet tarihinin en kanlı olaylarından biri olan Menemen Olayı’nı da konu alarak İslamiyeti, gelenekleri, dini ve inançları, inanç sistemini sorguluyor. İnsanı ağır düşünmeye, sorular sormaya ve sorgulatmaya teşvik ediyor. Kurgusunu efsaneler, mucizeler ve destanlar süslüyor. En ilgimi çeken ise kitabın anlatıcısı anlattığı kişiye ‘sen” diye hitap ediyor. Bu da okuyucuyu kitabın ana karakteri yapıyor. Hatta dede ve torun ilişkisiyle de anlatımı günümüze dek getiriyor. Ben yaşamda herşeyin ama her bir şeyin (hakaret küfür içermediği sürece) konuşulabileceğine, sorgulanabileceğine, inananlardanım. Bazen okurken zorlansam da, hatta yer yer sıkıldığım anlar da olsa, dogmalardan uzak olduğumdan bu kitabın sorgusunu hazırdım. Anlamlandırabiliyordum.. Eğer aksi durumda iseniz bu kitabı okumayın. Ve mutlaka yazarın ve kitabın hakkını veren mithrandir21 / Uğur incelemesini de okumanızı tavsiye ediyorum. KitaplaKalın
Allah'ın Kızları
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
19
mithrandir21 / Uğur
Allah'ın Kızları'ı inceledi.
288 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
RABBİNİZ ERKEK ÇOCUKLARI SİZE ÖZEL KILDI DA, KENDİSİNE MELEKLERİ KIZ ÇOCUĞU MU EDİNDİ? GERÇEKTEN, SİZ ÇOK BÜYÜK SÖZ SÖYLÜYORSUNUZ. (İsra Suresi 40. Ayet) Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, romanın ana konusu İsra Suresi 40. Ayet’inde geçen, müşrikler tarafından hâşâ Allah’ın kızları olarak tanınan Lat, Uzza ve Menat isimli putlarla ve İslam’ın başlangıcı ile ilgili diyebilirsin; ama okurken kitabın içinde kendini de görürsün, yazar çünkü seni romanın karakteri yaparken roman içindeki anının da karakteri yapıyor ve sana kitap yazdırıyor. Kitap içindeki anıları okudukça kendi çocukluğundan, din ile tanışmandan bire bir uyumlu satırlar okuyorsun. Deden belki Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşamamıştır, belki de kitaptaki deden gibi inançlı değildir belki de bir Osmanlı gazisi de değildir veya Piç İsmail diye sana sorgu yaptıran bir arkadaşın da yoktu, adı İsmail olsa bile lakabı piç değildi ama sen sayfaları okurken her bir şey aslında senin küçüklüğünden olan şeyler olduğunu fark edeceksin. Düşünmeyi seviyorsan, çoğunluğa uymayıp her zaman kendi fikrini üretmeyi seviyorsan bu kitap sana çok şeyler katacak emin olabilirsin. Bakma farklı kişilerin bu kitap hakkında dediklerine, Kitapyurdu bu kitabı satmıyormuş diye önemseme, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama” suçundan dava açılmasını da önemseme, oku sen bu kitabı ve okurken de düşün ve emin ol genel olarak hiçbir şekilde rahatsız edici bir şey olmadığını fark edeceksin kitapta. Okuyunca göreceksin ki sadece sana farklı yönden birkaç konu üzerinde düşünme yeteneği verecek. Kitap hakkında söylenilen olumsuz sözler belki sende bir acaba hissi oluşturuyor olabilir ama şunu da söylemek isterim ki bu kitabın gerçek yazarı yani sen değil, seni yazar gibi hissettiren gerçek yazarı 2009 yılında “Türkiye Yayıncılar Birliği İfade Özgürlüğü Ödülü” nü kazanmış; çünkü biliyorsun ki herkesin bir ifade özgürlüğü vardır ama ifade özgürlüğü adı altında da kimseye saygısızlık ve hakaret etme özgürlüğümüz de yoktur. Onun için Nedim Gürsel bu güzel romanının içeriğinde hiçbir şekilde hakaret ve incitici şekilde kullanmamış kalemini, provokatif bir yönü ise hiç yok, okuyunca sen de göreceksin ki sadece yaşanılan dönemden ve İslam kaynaklarında yazanları kaleme almış ve biraz da düşünceler ortaya atmış; yani Salman Rushdie ‘nün yaptığını, bir yerlere sert bir şekilde dokunma girişimini yapmamış, hakarete, incitmeye, sinir etmeye gitmemiş, bir modaya kapılıp hareket etmemiş ve yine okuyunca göreceksin ki böyle bir şey yapmaması kitaba daha gerçekçi bir hava vermiş, içinde olan sorgulara ise cevap vermek gerçekten de zor olmuş. Garanik olayını bilir misin, hani şu şeytan ayetleri meselesini, evet hani Salman Rushdie böyle bir roman yazmıştı da İran tarafından ölümü helal görünmüştü, Aziz Nesin de bu kitabı Türkçeye çevirmek istemiş hatta bir bölümünü de Aydınlık gazetesinde yayınlamış ve sonrasında da gelen tepkiler sonucu tarihimizin hemen hemen en ayıp, en üzücü olaylarından biri olmuştu. Evet evet, doğru hatırladın Sivas’ta, Madımak Oteli’nde Cuma namazından çıkan cemaat “Allah’ım bu senin ateşin” diyerek hani belli bir kesimi yakmışlardı ya işte o olay. Kitap içinde Garanik olayına da değiniyor yazar ve bunları da Kur’an’dan ayetler ile destekliyor, şeytan ayetlerini o kadar güzel ve sağlam şekilde anlattığını göreceksin ki ya doğruluğunu kabul etmen gerekecek ya da red edebilmen için Kur’an’ı okuman ve daha çok araştırman gerekecek, Arapça değil Ama Türkçe okuman gerekecek, Türkçe okumalısın ki hakkında bir bilgin olsun, bir şeyler savunabilesin. Türkçe okuduğunda da ama bazı kelimeleri Arapçaları ile kıyaslaman da gerekecek ve dikkat etmeni isterim ki bazı isimler vs. Türkçeye çevrildiğinde sanki kutsallığını kaybedecek gibi. Mesela; Kur’an’da geçmiyor ama "Hacerü'l-Esved" in Türkçesini öğrendikten sonra, Kara Taş olduğunu öğrendikten sonra sanki tüm kutsallığını kaybedecek gibi gelecek sana, düşünsene Kabe içindeki o putlara dediğin kara bir taş parçası gibi sözleri artık cennetten geldiğine inandığın bir taşa söylüyorsun ve cennetin de kelime manasının “güzel bahçe” olduğunu öğrenince, kafanda yoksa bu cennet, uhrevi cennet değil mi gibi sorular da oluşacak. Dediğim gibi bunları okurken hiçbir şekilde hakaret vs. olmadığını göreceksin, sadece seni bir şeylerin farkında olmaya, daha farklı düşünmeye davet ettiğini anlayacaksın. Menemen olayını biliyor musun peki? Ya da Kubilay olayını? İkisi de aynı olaylar. Hani şu genç öğretmen ve yedek subay Kubilay’ın öldürüldüğü, Nakşıbendi Tarikatı’nın yayılmak istendiği, Derviş Mehmet’in kendini mehdi olarak tanıttığı ve dini yaymak için adam öldürmekten, kelle kesmekten geri kalmadıkları olay. Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından bir başkasıdır ve din diye bilinen bazı şeyler yüzünden kan akmasına sebep olmuştur. İşte kitabı okurken bunları da göreceksin ve inancı bu şekilde sorgulayacaksın. Acaba ben neye inanıyorum ve neyin içindeyim diye. Okuduğum, kabul ettiğim kaynaklar hangi zihin türünün ürünleri diye düşüneceksin, kelimelere ve ritüellere daha çok önem vermen gerekecek ve onları daha çok araştırman, araştırırken de akıl süzgecinden geçirmen gerekecek; ama biliyorum ki bu kitabı alıp eline okumaya niyetlendiysen elbette bunları yapacaksın çünkü bu kitabı okuman da bunları yapmaya başlamanın bir delilidir. Allah’ın dininde akla ve mantığa aykırı hiçbir şey olmayacağını düşünecek ve göreceksin, ortada bilimsel bir gerçek var ise bu bilimsel gerçeğin din ile çelişmemesi gerektiğinin de sonucuna varacaksın. Lat, Uzza ve Manat biliyorsun ki İslam’dan önce Kabe’de bulunan müşriklerin taptığı, Allah’a ortak koştukları ilahçıkları ve yine biliyorsun ki Allah’ın kızları olarak biliniyordu bunlar. Sonra Allah, Hz. Muhammed’i elçi seçti, O’nu risalet görevi ile taçlandırdı ve bu sözde ilahçıkların hükmü yavaş yavaş ortadan kalktı ve kırıldılar, tapılan bu taş parçalarının kendilerine bile faydaları yokken onlara tapanlara nasıl olabilsin ki düşüncesi gelecek yine aklına. Yavaş yavaş ortadan kalkmadan önce de İslam’ın doğuşuna ve yayılışına şahit oldular ve onlar bu romanda dile gelip bu süreci anlatıyorlar, Hz. Muhammed’ten konuşuyorlar ve O’nun hakkındaki görüşlerini belirtiyor. Konuşurlarken de zekerlerden, ellerin apış arasına gitmesinden bahsediyorlar, Hz. İbrahim’den de konuşuyorlar ve söylemleri biraz farklı belki de alaylı, sanırım bunların bazı kesimleri ve seni rahatsız ettiğini fark edeceksin. Müşriklerin Allah’la beraber taptığı, Allah’a ortak koşup şirke bulaştıkları bu taş parçaları “nasıl olur da dile gelmiş” gibi gösterilmiş diyecek ve düşüneceksin, haklı olabilirsin, insan bu durumdan rahatsız olmuyor değil, korkmuyor da değil. Peki sadece bu kısmı bir roman olarak, bir kurgu olarak düşünmek yeterli mi? Bilmiyoruz, tartışılabilir, üzerinde uzun uzun düşünülebilir ama dile gelme kısımları senin hoşuna gidecek. Kitabı okuyup beğendikten sonra Youtube’a girecek ve arama kısmına Nedim Gürsel yazacaksın ve karşına aşağıdaki video çıkacak. Videoyu izleyeceksin ve videodaki okuyan kişilerin verdikleri tepkilere şaşıracaksın. youtube.com/watch?v=3kcbPUJ5RbI
Allah'ın Kızları
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
43
Ahmet Humanist
Allah'ın Kızları'ı inceledi.
288 syf.
·
11 günde
·
8/10 puan
İlgimi çekti! Almanya’da ikinci el satım/bit pazarını gezer iken bu kitap ilgimi çekti. Allah’s Töchter/Allah’ın Kızları!!! Bu kitabi ele almak bile cesaret ister. Ama yüreğim okumak istedi. Aldım ve okumaya başladım. Romanın anlatıcısı, “sen” diye hitap ediyor anlattığı kişiye. Bu, küçük bir çocuk olduğu gibi, dolaylı olarak aynı zamanda okur da oluyor. ..“Dedenle Cuma namazına giderken…“…“Dedenin askerlik hatırlarını dinlerken/okurken….“. Çocuk dedesinin ve büyükannesinin yanında yaşıyor. Dedesi muhafazakar, okumuş ve birinci dünya savaşında „hicaz“ bölgesinde Arap ve İngilizlere karşı savaşan bir gazi. Büyükannesi ibadetine düşkün, abartılmış dini hikayeleri torununa anlatan temiz kalpli biri. Birde çocukluk arkadaşı var, ismi İsmail. İsmail’in babası İbrahim ise Boşnak göçmeni ve dinine çok düşkün. Roman hem çocuğun bu ortamını anlatır, hem dedesinin askerlik hatıralarını, hem de Hz. Muhammed’in kısa hayatını. Lat, Uzza ve Manat(Allah’ın Kızları) bölümlerinde, onların ağızlarından dile getirilmiş anlatılar yer alır. Yer, yer sorgulayıcı ve düşündüren dil ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Allah’ın kızları adını taşıyan bu kitap herhangi bir İslami saldırı barındırmıyor. Anlatılanlar bilinen İslam tarihi kaynaklarında yer alan bilgilerdir. Kitabi Almanca dilinde okudum ve çok beğendim. Herkese tavsiye ederim.
Allah'ın Kızları
OKUYACAKLARIMA EKLE
5