"yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir filozoftur
. Deleuze, özne-nesne ilişkileri üzerine kurulu özdeşlik kuramlarını devirmeyi amaçlayan bir fark felsefesi kurar. Başka bir deyişle, olay ya da oluş felsefesi Deleuze ile birlikte felsefede hak ettiği yerini bulur ve felsefe düşüncenin içkin imgesinine yeniden kavuşur
.Deleuze yapısalcılık sonrası Fransız felsefesinin en üretken isimlerinden biridir. Onun eserleri sinemadan sosyolojiye, psikiyatriden edebiyata kadar çeşitli alanlarda farklı okumalara olanak sağlamıştır. Onun düşünce çerçevesini belirleyen filozoflar Nietzsche, Spinoza, Hume, Bergson ve Marks'tır
."Çalışmalarında güzel sanatlar, edebiyat, matematik ve doğa bilimleri arasında çapraz geçişlerle bu farklı alanları birbirine indirgemeksizin yeni bir düşünme tarzının önünü açmıştır. Gerek kişisel çalışmalarında gerek 1969'da tanışıp uzun süre beraber çalıştığı psikanalist Félix Guattari ile birlikte rizom, çokluk, fark, olay, oluş, savaş-makinası, organsız beden, içkinlik, virtüel/aktüel, minör edebiyat, duygulam, göçebebilim gibi kavramlarla yirminci yüzyıl kıta felsefesi içerisinde yaygın düşünce hatlarının dışında özgün bir siyaset felsefesi ve etik ortaya koymuştur..
"Fransız felsefesinin bu iki sıra dışı ismi, 70'li yıllarda başlayan ortak üretimlerinin önemli bir aşamasını oluşturan bu yapıtlarında, yüzyılın en büyük yazarlarından Kafka'ya ve onun mektuplar, günlükler, düzyazılardan oluşan külliyatına son derece çarpıcı, ayrıksı bir yaklaşım getiriyor. Kapitalizm ve Şizofreni, Anti-Oedipus, Bin Yayla gibi kitaplarında geliştirdikleri kavram ağıyla baştan başa örülmüş olan Kafka'da, bir yandan Kafka metinlerinin alışılageldik yorumlanma biçimlerini aşan, onları çürüten, tersine çeviren bir okuma önerisinde bulunurlarken, diğer yandan da,