Vay vay vay arkadaşlar, ne öykücüler var gözümüze sokulmadığı için bilmediğimiz ama yetenekle kuşatılan!
Mukadder hanımın bu kitabını bir kitap fuarından, sırf öykü kitabı olduğu için, deneme maksatlı almıştım. Bu nasıl temiz ve anlaşılır bil dil, bir yandan da derinlikli ve dokunaklı bir üslup..
Hani içinizi kanırtmak ya da duygularınızı manipüle etmek için yazılmayan, sadece var olan ve var olduğu haliyle sizi duygu seline sokan hikayeler ve kalemler vardır ya, Mukadder hanımın kalemi öyle bir kalem. Hikayeleri o kadar Anadolu, o kadar gerçek ve o kadar biz ki.. İçimizden birisi bu olayları yaşamış da, hitabeti güçlü birisi aktarıyormuş gibi. O kadar insanca, o kadar özentisiz, o kadar tertemiz analiz edip anlatmış ki duyguları ve durumları, hayran olmamak elimde değil. Uzun zamandır bir kitabın kelimelerine göz yaşı dökmemiştim, nasip bu kitabaymış.
Mandalina hikayesi, Beraber Dönmek, Nurdan Irmak hikayeleri en beğendiklerim oldu.
Üstüne üstlük; dini duygularından, inançlarından ve inanışlarından bağımsız, tabir-i caizse yarım insanların hikayelerinden sonra, bu gerçek insan hikayeleri çok iyi geldi bana.
Son olarak Mukadder hanımın bir videosunu da izledim, Sanatçının Şehri programı için kendisiyle yapılan söyleşi tadında bir kısa video. Kadın resmen bizim gibi, yanından geçip gittiğimiz ve farkına varmadığımız herhangi biri. Bizden en büyük farkı ise, yazım ve anlatım yeteneğiyle kutsanmış olması. Yazar, öykücü diye popüler kültürün ve reklamcılığın (PR çalışmalarının) bize sunduğu ve yutturduğu yazarlardan sonra, gerçek bir yetenekle karşılaşmak bende büyük bir define keşif heyecanı ve tatmini yarattı.
Okuyun, okutun.
Sevgiyle,