Ufuk açtı ben de . İçinden çıkamayacağımı düşündüğüm noktalar da aslında çözümün ne kadar basit olduğunu hatırlattı . Her ne kadar çözümler yara bandı gibi görünse de yaralar yara bandı altında da iyileşir eğer bandı doğru yere yapıştırıyorsanız .
Sevgili Dost,
Malcolm Gladwell'un kaleme aldığı bu eserinde herşeyin bir kıvılcım anının ve zamanının olduğunu ve bu kıvılcım anından sonra olayların biyolojik yayılmanın mantığını salgınlara benzer şekilde işlemekte olduğunu ve bu durumun tüm sosyal ve suç olaylarındaki durumunu uygulamalı şekilde anlatmıştır..
Herhangi bir olgunun birden fazla potansiyel kıvılcım anı olduğunu ve bu kıvılcım anına ne zaman ve nasıl ulaşıldığını etkileyen üç ana faktör olarak, haberciler, mesajlar ve ortamlardır. Salgınlar üç tür insan tarafından tetiklenirler: Bağlayıcılar, Bilgi Sahibi Kimseler, ve Satıcılar. Bu sınıflar birbirinden ayrışık değillerdir.
Bağlayıcılar, sosyal ağları bir arada tutan yapıştırıcılardır. Çoğu insanın sınırlı sayıda tanıdığı varken, Bağlayıcılar'ın tanıdığı birçok kişi vardır. Bu da bir salgını yaymak konusunda Bağlayıcılar'ın son derece etkili olduğu anlamına gelir. Bilgi Sahipleri, bir Bağlayıcı'nın bağlantı kurduğu kadar bilgi toplarlar. Bilgi Sahipleri, her an bir otel tavsiye etmeye hazır olan ya da moda trendlerini popüler olmadan rahatlıkla görebilen insanlardır. Bilgi Sahipleri bu bilgiyi ihtiyaç duyan diğer insanlara iletmekten keyif alır.
Habercilerin üçüncü grubu, olağanüstü derecede zorlayıcı insanlar olan Satıcılar'dan oluşur. Satıcılar, genelde bilinçli bir çaba göstermeden, dikkatleri çekmek için beden dili ve duygular gibi üstü kapalı mesajlaşma sistemlerini kullanırlar. Herhangi bir gündemleri olmayan Bilgi Sahipleri'nden daha inatçıdırlar. Araştırmalar, duygusal durumların yalnızca duygularını hastalık mikropları gibi iletebilen Satıcılar tarafından salgın gibi yayılabileceğini göstermektedir.
Bir mesaj “yapışkanlığı” veya ne kadar dikkat çektiği ile ölçülebilir. Örneğin, çocuk programı olan Susam Sokağı, test taramaları
Kitap pazarlama alanında kendini geliştirmek isteyenler için yeni bakış açıları sunuyor,Eserin kendini tekrara düştüğü anlar çok olduğundan, keyif verme durumu biraz az
“Fikirler, ürünler, mesajlar ve davranışlar virüs gibi yayılırlar.”
-M.Gladwell
Şimdi soru şu: Virüs nasıl yayılır?
Cevap: Üstel (exponential)
Yani lineer bir artıştan bahsetmiyoruz
1, 2, 3, 4… gibi değil
1, 2, 4, 8… şeklinde katlanarak büyüyen bir yayılım söz konusu
Kısa matematik dersinden sonra fikirlerin ne kadar hızlı yayılabildiği anlaşılmıştır diye düşünüyorum. The Tipping Point - Kıvılcım Anı kitabı da işte bu noktadan yola çıkarak toplumsal davranışların nasıl bir anda hız kazanarak kitlesel bir etkiye dönüştüğünü açıklayan bir model kuruyor. Kitabın merkezinde “kıvılcım anı” olarak tanımlanan eşik noktası yer alıyor. Bu nokta, bir fikrin ya da davranışın sessiz bir birikim sürecinden sonra aniden yayılmaya başlamasını ifade ediyor. Bu yayılım, tahmin edildiği gibi bir anda hızlanan, kontrol edilmesi zor bir sürece dönüşüyor. Bu tip yayılım kimin işine fayda sağlar, kimin bunları öğrenmesi iyi olur derseniz, aşağıdaki kişilere bu kitap tavsiye ederim:
1-Pazarlama ve marka yönetimiyle ilgilenen profesyoneller
2-Sosyal içerik üreticileri (sadece faydalı olanlara öneririm, diğerlerini zaten algoritma bir şekilde önümüze çıkarıyor maalesef)
3-Bir fikri, ürünü, mesajı yaymak isteyen herkes
Gladwell bu yayılım sürecini üç temel grup üzerinden açıklıyor. İlki, insan ağlarını birbirine bağlayan ve bilgiyi hızla dolaşıma sokan bağlantı kurucular. İkincisi, bilgiye derinlemesine hakim olan ve bunu paylaşan bilgi taşıyıcılar. Üçüncüsü ise insanları harekete geçirme gücüne sahip olan ikna ediciler. Bu üç profil bir araya geldiğinde, sıradan bir fikir bile yayılma potansiyeli kazanıyor.
Önemli unsurlardan biri mesajın kendisiyle ilgili. Bir fikrin yayılması için sadece doğru kişilere ulaşması yeterli değil, aynı zamanda akılda kalıcı,
Değişik sosyolojik araştırmaları içinde barındıran bir kitap. tek seferde okunamayacak biraz bilgi yoğun bir kitap. Biraz mesleki kitap ta denilebilir. "Erbab" diye bir kelime var bambaşka bir anlamda kullanılmış. Değişim kıvılcımını yakmak hakkında fikriniz oluşabilir. Kapağında kibrit tanesi var zaten ordan da niyetini belli eden bir kitap. Yazarın bakış açısı farklı klasik kitap metoduyla yazılmamış amerikan tarzı dediğimiz kitaplardan değil. Amerikadaki örneklemler kullanılmış olabilir ama genel kabul görebilecek araştırmalar ve örnekler barındırıyor. Toplumu anlama, pazarlama, reklamcılık alanları ile ilgilenen kişilerin özellikle işletme sahiplerinin mutlaka okuması gerekir
İster kelebek etkisi diyelim ister kıvılcım anı…
Yapılan ufak bir değişikliğin büyük farklar yarattığını hepimizin hayatına dokunan “Susam Sokağı” örneği üzerinden incelemek isterseniz bu kitabı tavsiye ederim.
‘’Ayrıntılar mühimdir. Küçücük kibrit çöpü tüm ormanı yakabilir. Bir atom zincirleme reaksiyonu başlatır. Söz milyonların kaderini değiştirme yeteneğine sahiptir.’’
Bazı girişimler hızlıca başarıya koşarken, bazıları neden başarısızlık duvarına çarpıyor? Bir fikir, bir mesaj, bir ürün, veya bir davranış bir anda yayılırken bazıları neden yerinde sayıyor?
Doğru insan, doğru yer, zaman bu üçlüye hep çok inanmışımdır. Küçücük farklı bir bakış açısı, mimik farkı, sesin farklı bir tonu ile çıkmazda gibi görünen durumların hiç ummadığımız kolaylıkla nasıl çözülebilir hale geldiğini anlatmış yazar.
Bolca hikayeleştirilmiş örnek sayesinde kitap gayet akıcı bir hal alıp, sıradan ve sıkıcı kişisel gelişim kitaplarından sıyrılmış.
Hi everyone başlangıcı yapmak istiyorum bağıra çağıra, gereksiz yere. Bu sefer değişik tarzda bir kitap okudum, Malcolm Gladwell’e ait The Tipping Point kitabı. Daha çok sosyoloji diyebileceğim alanlarda araştırma ve inceleme yazıları yazan bir yazar. Birçok üniversite hocasının ve hatrı sayılır insanların okunması gereken kitaplardan bahsederken bir kitabından bahsettiği yazar. Bir de benim yeni tanıştığım okurken çokça doğru noktaya parmak, işini hakkıyla yapmak, ne yapıyorsan en iyisini yap diyerek okuduğum ve çokça beğendiğim yazar.
Kendimden bahsetmişken bu kitap ile bir ‘okul arkadaşım’ vasıtasıyla karşılaştım. Kendisiyle yaşadığım bir olaydan sonra kitabı parçalamak etrafa saçmak istedim, mantıklı bir insan olduğum için yapmadım böyle bir şey. Bugün dersten çıkıp tertemiz iade ettim kitabı. Bir kere daha farkettim ki, ben kütüphane çocuğuyum. Kaba tabir ile sahipsiz kitapları seviyorum. Bir de adıma imzalı kitaplarım var :)
Biz kitabımıza geri dönelim: harika bir kitaptı, okumalısınız okumaktan çok özümlesemelisiniz. Gençler hakkında, popüler kültür hakkında bahsettiği konular, reklamcılık ve pazarlama dünyasındaki olaylardan bahsetmesi harikaydı; iç dünyasından haberdar olmak tam benlikti. Çevremizde olan birçok olayın, kabul gören moda siyasi düşünce anlayışlarının nasıl daha etkili olduğundan veya fikirlerimizi daha etkili kılmak adına neler yapabileceğimizi anlatan öğretmen değerinden bir kitap. Anadilinde okumak istediğim, diğer kitaplarına merak saldığım bie yazar oldu Gladwell. Ne kadar kızsam da sevgili ‘okul arkadaşım’ sana teşekkürü borç bilirim. İngilizce başladık ingilizce bitirelim take care everyone!
"Outliners - Çizginin dışındakiler" kitabından sonra hızımı alamayıp aynı yazarın bu kitabını da okudum. Bu kitapta ise yazar başarılı olan akımlar üzerinden gidiyor. Bolca hikayeleştirilmiş örnek sayesinde kitap çok akıcı, okuyucuyu yormuyor.
Söz edilmiş üç değişim etkeni olan azınlık kuralı , yapışkanlık faktörü ve bağlamın gücüdür . Toplumda ki sosyal salgınlar da aynı yolla gerçekleşir. Bunların hepsi insanın sınırsız çabasından kaynaklıdır . Toplumda ki her şey bir virüs kadar hızlı yayılır . Toplumsal sorunlar da hastalıklar gibidir . Fikirleri yaymak bu yüzden basittir ancak bulaşıcı olan fikirler kendi başına bir güç değildir. Bilinç tek olsa bir güç haline gelebilirdi. Bana göre özgür olabilmenin anahtarı da bu işte : en kuvvetlisi olabilmek . Bize anlatılmayan şeyleri anlamak istiyorsak bakış açısı ve diksiyona bakmak yeterli olacaktır. Güzel konuşmanın da ötesine bakmamız gerekir . İnce düşünülmüş ve söylenmemiş olana ...
Bana göre duygu durumları psikolojik ve bulaşıcıdır. bu dışavurum ve duygu durumunun kişiliğe yansımasından kaynaklıdır. Bu tıpta da var olan bir durumdur . taşıyıcılar vardır , yani çok dışavurumcu olan insanlar ve bir de riske açık kolay etkilenen insanlar vardır. Duygusal bulaşma hastalık değildir . Mekanizma aynıdır . Burada amaç belirli fikirleri belli kişilere satmaktır . Taşıyıcılık bulaşıcıdır. Riske açık kolay etkilenen kişiler ise bu taşıyıcılıktan kolayca etkilenip her türlü bilgiyi yayarlar . Öğrenme ve yayma isteği savaşılması gerekilen bir hastalıktır ancak çalışan bireyler kendi fikirlerini öldürerek kendinin farkında olmadan öğrenir . Bu kişiler sürekli bir yerlere konup hiçbir şey üretemeyen kişilerdir . Öğrencilikte böyledir çünkü hiçbir sınav adayın kim olduğuyla , değeriyle ilgilenmez ve sadece belleğin durumu , herkesin bildiği şeylerle gelinmiş düzey sınavlardan geçirilir . Bu çabalar öğrencilere zor gelir içimizden gelir ve geçer . Konfor alanından çıkamadığımız için içimizden gelenler sadece yok hükmüne geçer .
Malcolm Gladwell, 1963 İngiltere doğumludur. İnşaat profesörü İngiliz bir baba ile Jamaikalı psikoterapist bir annenin oğlu olarak Kanada'da büyümüştür. Tarih öğrenimini tamamlayıp New York'a yerleşen yazar 1987-1996 yılları Washington Post'ta ekonomi, ve bilim konularında yazdı, bir süre de bu gazetenin New York Bürosu'nu yönetmiştir. 1996'dan bu yana The New Yorker dergisinin yazarları arasında yer alan Gladwell 2000'de yayınladığı Kıvılcım Ânı (The Tipping Point) ile çok büyük bir başarı yakalamış ve 2005'te yayınlanan Göz Açıp Kapayıncaya Dek (Blink) ile başarısını katlayıp İş Dünyasının itibar edilen bir gurusu haline gelerek 'Pazarlamanın Yeni Tanrısı' olarak anılmaktadır. Akademisyen değil gazeteci kökenli olan yazar işletmecilikte bilimsel devrimlere yol açan bakışıyla Peter Drucker'ı anımsatmaktadır.