Kitap başında ya da sonunda bolca övülen; New York Times, Daily Telegraph vb. yayınlanan yere göre sığdırılamayan kitaplar bir şüphe oluşturur genelde bende. Hele kapakta “Biraz Murakami, biraz Tom Robbins, biraz da Don Kişot” gibi bir yazı varsa (hepsini had safhada sevmeme rağmen) kaçmayı yeğlerim arkama bakmadan. “Ee, niye aldın o zaman bu kitabı?” diyeceksiniz, biliyorum. Geleneksel tutarsızlığımı göz ardı edersek, haberim yoktu diyebilirim belki. O dönem bolca Domingo kitabı aldım güncel yazarlardan ve çoğu pişman etmedi beni. Koltuk da bunun bir istisnası değil. (Bu arada o gazetelerin kitap eklerindeki eleştirmenlerin cümlelerini çalmaya başladığımı fak etmişsinizdir herhalde:)
Ama uzun bir süre –belki de bahsettiğim nedenlerden dolayı- kütüphanemde saklı kaldı Koltuk. Kapağında bir koltuk üzerinde oturan üç tip ve bir gemi çizimi vardı. Arkasında üç kaybeden, kahramanın hikayesi, Tolkien, Piri Reis gibi başka çekici öğeler de vardı. Belki de ters tepen bu oldu, ya da bilmiyorum sadece bugüne kısmetmiş.
Kitabın içeriği/yapısı vb. birçok şey hakkında bir şey ifade etmen bu girişten sonra yazara değineyim bir de. Benjamin Prozybak (son sayfaya koyduğu resmin de hafiften çağrıştırdığı üzere) gayet ilginç bir kişilik. İnternet üzerinde oldukça aktif, bir çok ilginç sitesi var (ya da varmış 2010’da) Sakız makineleri tarafından dağıtılan bir dergi, pedometre manyakları (pefofil değil sadece yürüyüş hastaları:) için bir topluluk uygulaması, Kara Büyü Sigorta Acentesi adında bir hazine avı projesi gibi çalışmaları var. Koltuk da kendisinin ilk – ve tek- kitabı.
Kitaba geçelim (nihayet). “Quest” kelimesi çocukluktan beri karşıma epey çıkan bir kelime. 80-90’ların bilgisayar oyunlarının hemen hemen yarısı Quest’le biterdi. Türkçesi – şu aralar- arayış gibi görünse
Ne yazsam bilemiyorum... Alt tarafı koltuk değil mi? Hayır değil. Bir koltuğun 3 arkadaşın başına açabileceği olaylar ancak bu kadar sürükleyici olur. Tabi bu sonuca varabilmeniz için fantastik olaylara da ilginiz olmalı. Fantastik kelimesi sizi yanıltmasın. Gündelik hayata uzak bir pencereden bakmanızı sağlayan kurgusu sürükleyiciliğini arttıran etmenlerden birisi. Benim için güzel olmasına rağmen çok bilinmemesi daha da kıymetli yapıyor bu kitabı. Sitede ekli olması sayesinde yazarını hatırlayabildiğim için ne kadar sevindiğimi görmenizi isterdim :) "Tekrar okunabilirler" listeme dahil ettim bile!
Bu eseri indirimden yok pahasına almış, okumuş ve çok beğenmiştim. Üzerinde oturanlara sihirli etkileri olan bir koltuk ve bu koltukla başlarına gelmeyen kalmamış bir arkadaş grubunun hikayesi. Biraz hangover kafası da var. Meraklısına tavsiye ederim.
Kitaptaki ana fikri kavramaya çalışsam da hiçbir zaman tam olarak anlayamadım, koltuk miti üzerinde Cennet Cehennem tasvirleri yapılmış, kitabın başı ve sonu çok sıkıcıydı, neredeyse atlaya atlaya okudum, ortaları da yine akmadı ama başı ve sonundan daha iyiydi.
Bir koltuk sizi en fazla nereye götürebilir ki ?
Üç arkadaşın atıldığı bu macera farklı farklı konumlarda geçen aslında kısa anlatılmış uzun bir yolculuk gibi.
Kitabın yazım dili de yorucu değil ve size farklı maceralar vaad ediyor.
***sürpriz kaçıran bilgi
Ben mesela genel olarak Shin'in dediği şey ile karşıdaki kafası karıştırması ya da bilmiyorum koleksiyoncu ya da konsey bunlar çok ilgi çekici unsurlar olsa da acaba keşke biraz daha açıklansa mıydı diye düşündüm. Onun haricinde sanırım kitabın bize sunmak istediği bilgi de evlerinde kaldıkları koleksiyoncunun durmadan dediği şeyler. Belki temel olarak bu ve işte gizli kentin olmasına inanalım istenmiş ya da zaten var bağlantısında anlatılmaya çalışılmış.
Bir diğer şeyde Erik'in babasının rositanın neden insanlar köye gelirse aslında faydalı olmayacağı kısmını çok gerçekçi buldum.