Adı:
Kubilay Han
Yazar:
Alt başlık:
Çin'i Yeniden Yaratan Moğol İmparatoru
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9789944174299
Kitabın türü:
Çeviri:
İlke Önelge
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Ünlü Moğol Tarihçisi John Man'den Yeni Bir Başyapıt

Coleridge'in şiirsel fantezisi sayesinde hâlâ popüler bir imge olarak yaşamaya devam eden, 13. yüzyılda Çin İmparatoru olan Moğol Prensi. Fakat efsanenin arkasındaki gerçek, şiirin verdiği histen çok daha fantastiktir. Kubilay'a tarihteki en geniş topraklara sahip olan imparatorluk, dedesi Cengiz Han'dan miras kaldı ve o bu imparatorluğu iki katına çıkardı. Ülkesinin sınırları Pasifik Okyanusu'ndan Ural Dağları'na, Sibirya'dan Afganistan'a, tüm Asya'nın yüzde 60'ına, dünyadaki yerleşim alanlarının beşte birine ulaştı. O, muhtemelen dünyada yaşamış en güçlü insandı.

Kubilay Han'ın hayatını ve dünyasını etkili bir biçimde yaşamımıza taşıyan ve günümüz dünyası için önemini ortaya çıkartan bu çok güvenilir biyografi, John Man'in Moğolistan ve Çin'e yaptığı kapsamlı gezilerle de zenginleştirilmiş.
- Attila

Kimse John Man'den daha iyi bir hikayeci ve analizci olamaz. Küçük dokunuşlarıyla Hunları ve onların krallarını daha önce hiç kimsenin yapmadığı biçimde hayata döndüren, kendi alanında etkileyici bir kitap olan Attila, okunabilirlik açısından da mükemmel.

Her sayfada yeni ve büyüleyici bir şeyler bulacaksınız.
- Simon Sebag Montefiore

Sempatikliği ve kolay okunurluğu ile Attila'nın eğlenceli ve yaratıcı öyküsü tarihin en çalkantılı karakterlerini et ve kemiklerin üzerinden anlatıyor.
- Telegraph / Cengiz Han

Okuyucu için en zor olan görevleri John Man yerine getiriyor; yabancı topraklardaki tarihsel kişileri bir yöntemle yaşayan canlılar haline dönüştürüyor... Rahatsız edici, modern bir araştırma.
- Guardian

Cengiz Han'ın yaşamından daha çok, onu araştıranlar için mükemmel bir seyahatname... John Man, keskin bir anlayış ve sözcüklerden oluşan hoş bir yöntem gibi, bilimsel hediyelere sahip... Okunması gereken çok iyi bir kitap.
- Felipe Fernandez-Armesto, Independent
(Tanıtım Yazısından)
John man'in okuduğum ikinci kitabı.Kubilay Han döneminde Moğollar anlatılıyor.Para basımı.Sahte para basımı yapanlara verilen ölüm cezaları ve ceza sistemleri.Yüzlerce gemiyle Japon kıyılarına ulaşıp,Japonlarla yapılan savaşı geniş bir şekilde anlatmış.Tarih meraklıları okuyabilir.
Bir İngiliz araştırmacısının Doğu üzerinde özellikle de bir Türk üzerinde araştırmalar yapması ve tarihi gerçekleri aktarması gerçekten bana inanılmaz gelmişti. Bu yüzden yabancı birisi yazdığı için her millet gibi biz Türk Milleti olarak bu yazıları bölüm bölüm incelemek mecburiyetindeyiz.
Kitabımız İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış bölümlerinden oluşuyor.
İlkbahar bölümünde Dişi Aslan ve Yavruları yani Türk Kültürü üzerinde Kadın’ın yeri nedir, Kadın denildiğinde akla ne geliyordu gibi soruların cevapları verilmiş. Yani şuan söylendiği gibi gırgır maksadıyla konuşmazsak At, Silah, Avrat sözündeki ‘Avrat’ kavramı ve bunun önemi incelenmiş, bunun yanında diğer toplumların durumları göz önüne alınmıştı. 2. Bölüm olarak Terör konusu işlenmiş ki burada Haşhaşiler, Hasan Sabah, Moğollar, Abbasi dönemi sorunları işlenmiş, özellikle Alamut Kalesi ve bu konu üzerinde fazlaca durulmuştu. 3. Bölüm Yunnan’ın Fethi ile devam etmekte ve burada Kubilay’ın ilk seferinden günümüze aynı bölgenin hareketine kadar bir inceleme yapılmakta. Ben yazarın kalemini ve anlattıklarını beğendim açıkçası. Bir yabancı yazardan da böylesini beklemediğim için şaşkınlıkla okudum bu sayfaları. Tabi bir din ve yerleşim üzerinden gidiş de bu bölümler arasında mevcut. Yavaş yavaş bir savaş hazırlığı da gözlemleniyor ki zaten sırayla gittiğinden buna da geliyor.
Yaz bölümünde ise Yeni Bir Başkent kısmıyla başlıyoruz. Burası önceki bölümün devamı yani bir başkent yapılacak. Bu başkent hem Çin sınırına hem de Türk sınırına yakın olacak derken başlangıç buna göre yapılıyor. Güzel bir sıralama ile anlatıldığını düşünüyorum. Bu bölümde bir de Tezek Bombası mevcut en kibar haliyle ve tabi bu bombanın yapılmasını yazan bir yazar ve yayınlayan bir yayınevi neden var anlamış değilim. Adam ciddi ciddi nasıl yapıldığını en ince ayrıntısına kadar yazmış yahu. Bu garibe giden noktalardan biriydi. Yaz bölümünün sonu ise oldukça ilgi çekici çünkü Song denilen Hanedan mı yoksa bir insan mı olduğunu tam anlayamadığım ama araştırma listeme eklediğim bir yapı var. Bu yapıdan kalan insanlar –yani sivilleri kast ediyorum- askerler gibi onurlu bir ölüm olsun diye intihar ediyor. Tabi yavaş yavaş yazarın bir Türk’ü araştırırken Çin kaynaklarından yararlanmasını da ben taraflılık olarak görmüyorum açıkçası çünkü böyle durumlarda Çin kaynakları ne kadar abartılsa da en doğru kaynaklar olarak Türk kültürü açısından değil Doğu kültürü açısından önem arz etmektedirler.
Sonbahar bölümünde ilk kez dikkatimi çeken bir şey oluyor. Moğol ve Çin savaşları işte genel itibariyle Türk Soyu ve Çin Soyu arasında oluşan tarihi rekabete odaklanmışken bir de bakıyoruz ki araya Japonlar giriyor ve ilk savaşı kazanıyorlar. Tabi Kubilay Han bu yenilgiyi kötü hava şartlarına bağlasa da benim dikkatimi çeken bunca zamandır okuduğum Türk Tarihi ile alakalı ilk kez Japon Milletine değinilmesi oldu. Son olarak bir de Kubilay’ın devlet ceza sisteminde yaptıkları var. Burdaki şartlar açıkçası şaşırtıcı gelmişti bana.
Kış bölümü ise kitabımızın son bölümü olup, Kubilay artık yaşlanmaya yüz tutmuş (65) bir Han olarak karşımıza çıkıyor. Burada ise dikkat çekici nokta Doğu ve Batının tanışması ve etkileşimi oluyordu. Avrupa’nın, Asya’dan haberi olmaması gibi durumlar tartışılıyordu. Konu itibariyle bunlar da güzel şeylerdi tabi ama benim için yetersiz bilgiler. Yani küçümsemiyorum ama biraz da Türk tarafına sorsaydın diyesim geliyor. Yazarın 325 sayfanın ilk satırında İki Telli Enstrüman diye bahsettiği şeyi o kadar Gezi programı sonrası bir Türk’e sormasını; Altaylarda Topşur, Kazaklarda Dombıra, Türkmenlerde ve Özbek ile Uygurlarda Dutar kullanıldığını ve bunlardan hangisi olabileceğini açıklamasını isterdim açıkçası. Bu kadar büyük araştırmaların yanında bunları öğrenmesi çok mu zor olurdu acaba ?
Aslında eleştireceğim bazı noktalar daha vardı da bir kısmını yazmadığım gibi bir kısmını da –çoğunlukta olan kısım bu- UNUTTUM. Ciddi ciddi unuttum yani ama dürüst olmak gerekirse en azından Çin kaynaklarından öğrendiğini bir Türk kaynağından ya da bilgininden ya da az da olsa tarihinden karşılaştırsa fena olmazdı bence. Yani sonuçta Polo denilen kaşif buralara geliyor ve onu 4 kaynaktan sorgularken bir Türk hakkında kitap yazıyorsun ama bir Türk’e bile danışmıyorsun. Ciddi ciddi yazara kızdığım noktalar bunlardı ama kalemi de çok başarılı. Gelecekte (birkaç gün sonra demek bu benim dilimde) belki Cengiz Han ve Attila kitaplarını da alıp okuyabilirim, şimdilik iyi günler ve keyifli okumalar dilerim herkese..
" 1220'de Cengiz'in kızı İran şehri Nişabur'a yapılan son saldırıyı yönetti, ustalıklarını göstermek için seçilen 400 kişi hariç hayatta kalan herkesi hunharca katletti."
okunması tam bir işkence. ders kitabı okumak inanın bundan daha eğlenceli olur. dönemin tarihiyle ilgili çok önemli bilgiler veriyor, burası doğru. ama bir ders, ya da inceleme kitabı yazılırken bile daha akıcı bir üslup kullanılırken, bu kitabın yazım tarzı çok sıkıcı. sıkıcı kelimesi bile çok az kalıyor bu kitap için. belki bunu tam anlatan kelime şu olurdu: katlanılmaz!
Yayın ve okun gideceği yön, kazanacağımız saygınlıktır. Hücum!
Budizm'in aklın kanıtı olduğuna dair esrarengiz bir açıklamada bulunarak duygularını ifade etti: "Bugün ilk defa kaşların yatay burnun dikey bir şekilde yerleştirildiğini fark ediyorum."
Eğer onlar değersiz olduklarını kanıtlarlarsa

Onları biri taze otların arasına koysa bile öküz tarafından bile yenilmeyecekler.
Onları biri yağın içine koysa bile köpek tarafından bile yenilmeyeceklerdir
Budist teolojinin, insanın inisiyatifini yavaş yavaş yok eden boğucu etkisinden kurtulma yolu arayan ve kariyer, mevki ve gelir konularındaki zorlu sınavlara korkutucu bir şekilde özendirilen bilim adamları, inançlarının nedenleriyle, kanıtlarıyla ve bu inancın eğitimin çıkarına olduğunu, kısacası toplumda ve siyasette ilerleme olasılığı için olduğunun açıklayarak, Konfiçyus geleneklerine döndüler ve bu yolda ilerlediler. Bu bilim adamlarının, ahlakın doğası ve o zamanki ve şimdiki hayatın anlamı konularına derin ilgileri vardı. Neyse ki ilgileri, birçok Rönesans Avrupalısı gibi Tanrı'nın doğası ve onun inanılan yollarına yönelmemişti. Dinsel tartışmalar fazlasıyla arttı ancak kiliseler yerine yönetenlerin yaptığı dinsel savaşlar yaşanmadı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kubilay Han
Yazar:
Alt başlık:
Çin'i Yeniden Yaratan Moğol İmparatoru
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9789944174299
Kitabın türü:
Çeviri:
İlke Önelge
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Ünlü Moğol Tarihçisi John Man'den Yeni Bir Başyapıt

Coleridge'in şiirsel fantezisi sayesinde hâlâ popüler bir imge olarak yaşamaya devam eden, 13. yüzyılda Çin İmparatoru olan Moğol Prensi. Fakat efsanenin arkasındaki gerçek, şiirin verdiği histen çok daha fantastiktir. Kubilay'a tarihteki en geniş topraklara sahip olan imparatorluk, dedesi Cengiz Han'dan miras kaldı ve o bu imparatorluğu iki katına çıkardı. Ülkesinin sınırları Pasifik Okyanusu'ndan Ural Dağları'na, Sibirya'dan Afganistan'a, tüm Asya'nın yüzde 60'ına, dünyadaki yerleşim alanlarının beşte birine ulaştı. O, muhtemelen dünyada yaşamış en güçlü insandı.

Kubilay Han'ın hayatını ve dünyasını etkili bir biçimde yaşamımıza taşıyan ve günümüz dünyası için önemini ortaya çıkartan bu çok güvenilir biyografi, John Man'in Moğolistan ve Çin'e yaptığı kapsamlı gezilerle de zenginleştirilmiş.
- Attila

Kimse John Man'den daha iyi bir hikayeci ve analizci olamaz. Küçük dokunuşlarıyla Hunları ve onların krallarını daha önce hiç kimsenin yapmadığı biçimde hayata döndüren, kendi alanında etkileyici bir kitap olan Attila, okunabilirlik açısından da mükemmel.

Her sayfada yeni ve büyüleyici bir şeyler bulacaksınız.
- Simon Sebag Montefiore

Sempatikliği ve kolay okunurluğu ile Attila'nın eğlenceli ve yaratıcı öyküsü tarihin en çalkantılı karakterlerini et ve kemiklerin üzerinden anlatıyor.
- Telegraph / Cengiz Han

Okuyucu için en zor olan görevleri John Man yerine getiriyor; yabancı topraklardaki tarihsel kişileri bir yöntemle yaşayan canlılar haline dönüştürüyor... Rahatsız edici, modern bir araştırma.
- Guardian

Cengiz Han'ın yaşamından daha çok, onu araştıranlar için mükemmel bir seyahatname... John Man, keskin bir anlayış ve sözcüklerden oluşan hoş bir yöntem gibi, bilimsel hediyelere sahip... Okunması gereken çok iyi bir kitap.
- Felipe Fernandez-Armesto, Independent
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • Ahmet
  • Gamze Tabak
  • **Kitap Kahve**
  • Banu Uz
  • Egit Esenkuş
  • Sadık Kocak
  • Tolga erkafa
  • Beyza Gültekin
  • Mehmet berat tabak
  • İsmet Serpek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%16.7 (1)
7
%33.3 (2)
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%16.7 (1)
3
%16.7 (1)
2
%0
1
%0