Kupa Kızını As

·
Okunma
·
Beğeni
·
370
Gösterim
Adı:
Kupa Kızını As
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051556543
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Hiç kimse gerçeğin üstünü örtemez. Yazar, söyledi ve ruhunu kurtardı. Fikret ise söyleyebildiği kadar mutlu, söyleyemediği kadar mutsuz... Peki ya diğerleri? Sonunu bilme isteği, insanoğlunun en büyük merakı olarak kalmaya devam edecek. Rivayet ederler ki, ölünün gözlerinde en son, katilinin izi kalırmış. Aslı Muallâ’nın mavi gözlerinde böyle bir iz sürmek bugün için mümkün değil. Mümkün olduğunda, belki de yüzlerce fail hepimizi şaşırtacak.

(Tanıtım Bülteninden)
202 syf.
Bazı kitaplar oluyor, hiç gündeminizde yokken, hatta varlığından bile bihaberken gelip sizi buluyor. Kupa Kızını As da benim için öyleydi. Bir kitap grubunda okunmuş ve tavsiye edilmişti. Aklımda öylece yer etti. Bu aralar sadece roman okumak istiyordum. Hatta TÜYAP’a gidince de sadece romanlara baktım ve onlardan aldım. Onlardan birisi de Kupa Kızını As idi.

Kitabın ortalarına geldiğimde biraz ara vermek ihtiyacı hissettim. Hayır, ağır gittiğinden ya da beğenmediğimden değil. Aksine, çok beğendim. Lakin resmen ciğerim söküldü, kalbim yerinden çıktı. Yaşım 40’a gelse de halen o çocuksu duygusallığını koruyan, ağlayan bir adamım… Etkilendim.

Ve romandaki Aslı Mualla’ya adeta aşık oluverdim. Meğer kitabı okuyan hemcinslerimin hemen hepsi öyle olmuş. Tabii sadece okuyanlar değil, o ana dek romandaki pek çok kişi de öyleydi ve yazar bunlardan üçünün hikayesini anlatmıştı bile.

Evet, Balkan güzeli, mavi gözlü, gamzeli Aslı Mualla’nın ortaokul-lisedeki hallerine ortaokul-lisedeki ben, üniversitedeki hallerine üniversitedeki ben… Aşık olmuştuk…

Tabii bunda yazarın basit gibi görünen ancak yalın ve başarılı anlatımı da etkiliydi. Fikret ve Nejat oluverdim adeta. Yüreğim başka atıyordu.

Sonrasında Kenan girdi devreye. Sonuçta benimki de duygu işi ya, sevemedim Kenan’ı. Ama maalesef Aslı Mualla çok sevdi.

Bense Kenan’a ayar oldum, ağız burun dalasım geldi. Halen daha sinir oluyorum. Yakıştıramıyorum onu Aslı Mualla’ya.
Ancak, annesiyle arasında muhteşem bir aşk hikayesi olan babasına hayran olan o genç kız, sanırım babasını gördüğü ve eksiğini kapatmaya çalıştığı Kenan’da ısrar etti. Neyse fazla ipucu vermeyeyim.

Romanda dolambaçlı cümleler yok. Kısa kısa, keskin ve net cümleler. Sanırım yazarın üslubu buydu. Roman değişik bir tarzda anlatım içindeydi. Buna göre olayları farklı kişilerin ağzından dinledik.

Eleştirilerim şunlar olabilir, bazen sanki o farklı kişiler tek kişiymiş gibi bir anlatım tarzı vardı. Farklılaşabilirlerdi. Bir diğer eleştirim ise ilk dönem yazarlarına has bir durum olan ani ve çok ölüm…

Ancak roman boyunca aşk duygusu, kimi zaman tutku, şehvet boyutuna kaçsa da ki, aşkın hallerinden sayılabilir böyle şeyler, çok iyi verilmişti.

“Hepi topu iki kelimeydi. Ama o kadar ağırdı ki, hayatım boyunca taşıyamadım.” gibi çok kalevi cümleler vardı mesela…
Yahut, “Ayrılık vakti geldiğinde elimi bıraktı, "Beni doğru sev," dedi tebessüm ederek, "Geri kalan her şey eksik de olur." gibileri…

Ben seni doğru sevdim Aslı Mualla; peki ya sen? Neden böyle oldu ki?
202 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitap Aslı Mualla, Fikret, Nejat, Kenan, Zuhal karakterlerinin kendi bakış açılarından başlarından geçenleri anlatmasına dayanıyor. Esas kızımız Aslı Mualla çok güzel, alımlı tüm erkekler peşinde pervane ama o hiç kimseye yüz vermiyor. Lise aşkı olan halasının oğlu Fikret ile sevgilidir. Ama Fikret dayısının isteği üzerine çok sevmesine rağmen Aslı Mualla'dan ayrılır. Buraya kadar okuyunca sıradan bir aşk üçlemesi mi olacak diyorsunuz ama sıradanlığı bozan yazarın içeriği anlatması. Aslı Mualla'yı öyle ballandıra ballandıra anlatıyor ki böyle bir kızın dünyada olması imkansız diyorsunuz. Ya da ben de bir kız olarak Aslı Mualla'yı kıskandım.
Yazar Kenan ve Zuhal karakterlerine haksızlık etmiş sanki. İstenmeyen, terk edilen bu karakterlerin gözünden okuyunca Aslı Mualla'ya kin duymamak elde değil. Aslı Mualla o kadar çok sevenine rağmen danışmanı olan elli küsür yaşındaki Kenan'ı seçiyor. Onunla heyecanlı bir aşk yaşıyor. Tabi Kenan çok sevdiği karısını ve yuvasını Aslı Mualla için hiçe sayıyor. "Boyu devrilesi erkekler" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Karınızın biraz güzelliği gidince biraz genç ve güzel kız görünce siliveriyorsunuz bir çırpıda bütün anıları.
Kitabın ikinci bölümünde Aslı Mualla'nın ölümünden haberdar oluyoruz yine kahramanların ağzından. Ama Aslı Mualla neden öldü, kendini mi astı yoksa bir cinayete kurban mı gitti çıkmazında kalıyorsunuz. Sahi hamile olan bir kadın ki sevgilisine de büyük aşk duyuyorsa neden kendini assın ki?
Kitabın sonunda Azrail'e de konuşma hakkı vermiş yazar. Bu benim en çok hoşuma giden bölümlerden biriydi hatta kitabın zirvesiydi. Ama Azrail de Aslı Mualla'nın canını neden aldığını söylemiyor. Sadece apartman dairesinde bir emanet vardı gidip aldım diyor.
Kitabın edebi değeri fark edilirse birçok okurla buluşacağına inanıyorum. İyi kitaplar gizli kalmamalı.
Ha bu arada kupa kızı, kara vale, sinek ikili kartlarıyla karakterlerin eşleştirilmesi de yine beğendiğim hususlardan biriydi. Ayrıca Aslı Mualla ismi ve Fikret'in isim seçimleri de rast gele değil. Üzerinde düşünülmüş.
Sonuç olarak ben bu kitabı çok sevdim. Okuma listenize ekleyin derim. Kitap yorumcunuz Meryem hepinize sevgiler sunar. Umarım gökten üç elma düşer biri bu yorumu okuyanların başına diğeri sevip de kavuşamayanların başına sonuncusu da bu incelemeyi yazan nacizane yazarın başına.
202 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Aslı Mualla'yı gördüğünüzde; "maşallah ne kadar güzelsin, inşallah kaderin de çok güzel olur" diye dua edilmeliydi. Bu kadar güzel bir kızın yaşadıkları kem gözlerin bir uğursuzluğu muydu?
"Ah Aslı Mualla, kıyamam sana be güzelim" diye ardından edilen onca laf kalabalığı sessizliği bozacaktı elbet.

Kitap konusu ve diliyle sizi içine çekiyor ve hikayeyi bir köşede izleyen seyirci gibi hissediyorsunuz. Yazarın kurgusu ve anlatım biçimi çok hoşuma gitti. Hatta yer yer Oğuz Atay'ın anlatımını da hissetmedim değil. Okumanızı tavsiye ederim...
202 syf.
Yazarımız Şenol Turan aynı zamanda Oltu/Erzurum’da kaymakamlık görevini icra etmekteymiş. Yazarın yanılmıyorsam üç kitabından birisi “Kupa Kızını As”.

Sarı saçlı, masmavi gözlü, gamzeli körpecik Balkan güzeli bir kızımız Aslı Mualla. Annesi onu dünyaya getirirken ölen Muallanın hikayesi zaten buruk başlar.. Bulgaristan komünist partisinin asimile çalışmaları neticesinde vatanlarını terkedip babası ve babaannesi ile Tekirdağ’a halasına gelirler ve Aslı Mualla’nın hikayesi böyle devam eder..

“ Sayfaları ağır ağır çevirdikçe seni aslında doğru okumadığımı anladım. “ diyen Aslı Mualla’nın hüzünlü hikayesini okuyacaksınız. Akıcı, dupduru cümleler. Şans tanınmalı.
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle okuduğum.Beni etkileyen, farklı bir roman tekniğiyle yazılmış çok başarılı bir roman. Kesinlikle tavsiye ederim. Romanda ana karakter bir kadın. çocukluğu dan başlayıp başından geçen olayları, ilk başta ana karakterin kendi gözünden daha sonra da diğer yan karakterlerin gözünden ilerleyen akıcı bir uslupla yazılmış, sıkılmadan okuyacağınız güzel bir roman.
Bütün mevsimler kardeş olsa , yaz ve kış anlaşamazdı. Yaz kış kavga ederlerdi. Sonbahar arabulucu... Büyük ağabey... İlkbahar, şöhret olma sevdasıyla İstanbul’a kaçan evin hercai kızı.
Ayrılık vakti geldiğinde elimi bıraktı, “Beni doğru sev,” dedi tebessüm ederek, “Geri kalan her şey eksik de olur.”
Bütün hatalarımıza kılıf olarak dilimize pelesenk ettiğimiz aşk, sorumsuzluğun dini olamaz.
Şenol Turan
Sayfa 168 - Ötüken Neşriyat
Salonda küçük bir yer yatağında uyuyordu. Altın sarısı saçlarını ilk o zaman gördüm. Beyaz tenine perde olmuştu. Deniz mavisi gözlerini açtığında, sadece o değil, ikimiz birden uyanmıştık. Sessizlik oldu. Bakakaldım öylece. Bir şey diyemedim...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kupa Kızını As
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
202
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051556543
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Hiç kimse gerçeğin üstünü örtemez. Yazar, söyledi ve ruhunu kurtardı. Fikret ise söyleyebildiği kadar mutlu, söyleyemediği kadar mutsuz... Peki ya diğerleri? Sonunu bilme isteği, insanoğlunun en büyük merakı olarak kalmaya devam edecek. Rivayet ederler ki, ölünün gözlerinde en son, katilinin izi kalırmış. Aslı Muallâ’nın mavi gözlerinde böyle bir iz sürmek bugün için mümkün değil. Mümkün olduğunda, belki de yüzlerce fail hepimizi şaşırtacak.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • RAMAZAN FIRAT
  • Meryem Sumer
  • Bookscooks
  • bir eğitim felsefecisi.
  • Hakan.
  • Hilal Genç
  • bir mustarip
  • Aşk Ahlâkı
  • Yıldız selcuk
  • Yaren Kubaliç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.8 (7)
9
%26.3 (5)
8
%10.5 (2)
7
%0
6
%15.8 (3)
5
%10.5 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0