Kürek Mahkumu

6,0/10  (4 Oy) · 
4 okunma  · 
0 beğeni  · 
488 gösterim
Kürek Mahkûmu, masallarıyla oldukça acımasız ve günahkâr bir kitap. Anlatının gerçek zamanı dillendirilmese de, oluşturduğu paradigmalar birer geç Orta Çağ karakteristiği. Roman, vebadan ve Engizisyon'un paranoyak dindarlığından kaçan Johannes Ot'un yolculuğunun izini sürüyor. Bu yolculukta, geçmişin davranış biçimlerinden, alışkanlıklarından kurtulma çabası da var. Donkişotvari bir macerayı kafkaesque bir varoluşçulukla tamamlayan Jancar, dikkatli okurun sevebileceği bir yapıt ortaya çıkarıyor. Kürek Mahkûmu'nun hikâyesi hem uzak hem de tanıdık. Cümle seçimlerinin istikrarsız dengesi ve düzensiz akıcılığı ise okura edebi bir vertigo yaşatıyor.

Avrupa coğrafyasının her noktasına ulaşabilen ve kolaylıkla zamanlarüstü bir eğilime sahip romanın içeriğinin bu başarısı, yayımlandığı dönemde -1980'lerin başı-, kritikçiler tarafından gözlemlenmişti. Ayrıca birçok okur, Kürek Mahkûmu'nu Umberto Eco'nun magnum opus'u olan Gülün Adı ile karşılaştırmıştı ve Gülün Adı'nın popüler ışıltılarının, dokümanter özelliğinin karşısına Kürek Mahkûmu'nun sıkıca örülmüş yapısını, kusursuz işleyişini koymuştu. Birçok dile çevrilen, 2011 Avrupa Edebiyat Ödüllü Jancar'ın bu yapıtı, dünya literatüründeki yerini emin adımlarla sağlamlaştırırken, okuyanlar, hakkında şu cümleyi en başa almayı tercih ediyorlar: "Bu, hem klasik hem de çağdaş bir roman!"
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    384
  • ISBN:
    9786054708994
  • Çeviri:
    Neşe Ay Başman
  • Yayınevi:
    Dedalus
  • Kitabın Türü:
Esma Tezgi 
16 Mar 22:34 · Kitabı okudu · 9 günde · 5/10 puan

Yazar ortaçağın kötü taraflarını (veba, cadılar, insanlıkdışı idamlar vb.) kendi üslubu ile harmanlamış ve romanlaştırmış. Kitabın giriş bölümü hem akıcı hem de merak uyandırıcı idi ve okura bir çok şeyi bir anda veriyordu ancak sayfalar ilerledikçe yazarın ve olayların tempous düştü. Kitabın başında aldığım tadı geri kalanında alamadım ne yazık ki. Kitabın konusu (ortaçağın karanlık yüzü) dışında geriye kalan şeyler ne çarpıcı ne de çok etkileyiciydi, hatta zaman zaman sıkıcı oluyordu. Genel olarak güzel olsa da seçtiği konu karşısında zayıf kalmış bir eser olduğunu düşünüyorum. Tüm bunların yanında ortaçağın tüm kötülüklerini bir arada okumak da tüyler ürpertici olabiliyor, aşırı dindarların birilerini suçlu ilan edip onları yakarak ya da benzeri bir yolla yok etmeye çalışması, toplumsal fanatizmin ortaya çıkardığı büyük yıkım gerçekten korkunç.