Laisizm (Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm)

·
Okunma
·
Beğeni
·
353
Gösterim
Adı:
Laisizm
Alt başlık:
Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm
Baskı tarihi:
30 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053512783
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kayıt Yayınları
Baskılar:
Laisizm
Laisizm
Laiklik bize hep “Din ve devletin ayrılığı” olarak anlatıldı. Oysa Laiklik Kilise ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir paylaşım, mütareke, iş bölümünü ifade eden, meşruiyetini İncil'deki “Tanrının hakkını Tanrıya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verin” diyen hükmünden alan bir kurumdu. Batıda “Kilise”den kasıt “Vatikan devleti” idi. Ve Vatikan dünyadaki tüm Katolik mirasının tek temsilcisi olan egemen bir devletti. Bu egemenlik çatışmasını sona erdirmek için ruhbanlı, Tanrı adına egemen kiliselerin siyasal egemenlerle ilişkisini düzenleyecekti.

Bize kimse, Fransa'nın, Strasbourg'u da içine alan Alsace Laurenne bölgesinde Laikliğin geçerli olmadığını, Fransa'daki okulların ve sağlık kuruluşlarının büyük bir bölümünün kiliseye bağlı olduğunu söylemedi. AB ülkeleri de dahil dünyadaki ülkelerin çok büyük bir bölümünde Laiklik kuralları geçerli değildir. Devletlerin çoğunun resmi dininin ötesinde resmi mezhebleri vardı. Laiklikle Demokrasi ya da Cumhuriyet arasında doğrudan bir ilişki yoktu..

Laiklik ile Sekülarizm aynı şey mi idi? Bizantinizm nasıl bir şeydi? Roma'da devlet kiliseye egemendi, ama batı Roma'da Laiklik kuralları geçerli idi. Laiklik Hristiyan dünyasında sadece Katoliklik açısında bir anlam taşıyordu. Yoksa Protestanlar daha çok seküler bir bakış açısına sahipti. Ortadokslar ise Bizantinist'ti.

Osmanlı “Teokrat” bir devlet mi idi? “Halife” Allah'ı ya da İslam'ı mı temsil ediyordu, yoksa Müslümanları mı! İslam'daki sizden olan “ulul emr” ne anlama geliyordu.. Müslümanları temsil eden, yetkisini Müslümanların tercihinden alan ve Müslümanlara hesap veren, Müslümanların maslahatını gözeten ve onları temsil eden bir bir kimliği mi ifade ediyordu?

İslam bir “Din” idi ama Hristiyanlık bir “Religio” idi. Hristiyanlık bu anlamda bir kültürel kimlik ve aidiyeti mi ifade ediyordu.

Laik bir ülkede, resmi ideoloji dinleştirilebilir mi? Mesela “Türkün dini Kemalizmdir” denilen bir ülkede Atatürk ilke ve inkılablarına sadakat andı içmmeye zorlanmak ne anlama geliyor. Birilerine göre “Laiklik olmadan Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan Demokrasi olmaz”dı. Peki, İngiltere'yi ne yapacağız. İngiltere'nin resmi kilisesi ve Demokrasi'nin beşiği kabul edilen İngiltere Monarşi ile yönetiliyordu.

Dilipak Türkiye'de en çok tartışılan, uğruna darbeler yapılan bir kavramı bir başka açıdan anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya çalışıyor. Türkiye'de Laiklik tecrübesi, Laikçilerin trajı-komik Laikçi pratikleri, “Laik-İslam” projesi, Kemalistlerin Laiklik konusunu Cumhuriyetle ilişkilendirmeleri ve dünden bugüne yaşananlar.
176 syf.
·10/10 puan
O kadar çok bu konu ile söyleyeceklerim var ki 5816 ya takılacağı için maalesef konuşamayacağım.. Sözde demokratik ve özgür bir ülkede yaşıyoruz. Keşke Abdurrahman Dilipak gibi cesur olabilsek ve ve bu davaya baş koyabilseydik. Bu davaya kendini adayan bir çok kişi vardı bazıları rahmetli oldu Rabbim cennetini ve cemalini göstersin, bazıları da hala savaşmaya devam ediyor..Ustad'ın Kemalizm ile ilgili bir çok eseri var elimden geldiğince okumaya çalışıyorum ve insanlara da tavsiye ediyorum.. Allah razı olsun hocamdan..
336 syf.
·8/10 puan
Dilipak Türkiye'de en çok tartışılan, uğruna darbeler yapılan bir kavramı bir başka açıdan anlamaya, anlatmaya yorumlamaya çalışıyor. Türkiye'de Laiklik tecrübesi, Laikçilerin trajikomik laikçi pratikleri, 'Laik-İslam' projesi, Kemalistlerin Laiklik konusunu Cumhuriyetle ilişkilendirmeleri ve dünden bu güne yaşananlar...
Laiklik olmadan Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz mı ?
176 syf.
Kitap, hilafetin kurtarıcısı olarak cumhuriyeti kuran zatın daha sonradan nasıl gökten indiği sanılan dogmalardan ilham almayız diyerek hilafeti kaldıran ve laiklik ilkesini nasıl yasalara dahil ettiğine dair güzel bir özet sunuyor. Laiklik nedir, Türkiye'de uygulanan laisizm mi yoksa bizantinizm mi incelemesiyle sürekli beni rahatsız eden ama açıklayamadığım o tuhaf duygunun bir kelimeye zorla kabul ettirilmeye çalışılan bir anlam olduğunu gözler önüne seriyor. Ülkenin nasıl ve ne vaatlerle kurulduğunu, sonradan nelerin değiştiğini, iktidarlara göre kelimelerin nasıl anlam değiştirebildiğini ve laikliği halka sormak lazım diyecek kadar cesur birinin nasıl bir rahatsızlığa sebep olup idama gönderildiğine kısa kısa değinen ve yakın tarihe merak uyandıran bir kitap.
Ülkede yaşayan herkesin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Laik bir devlette, herhalde Türkiye'de olduğu gibi bir diyanet teşkilatı, bürokrasi içinde yer almaz. Ya da devlet zorunlu din dersleri adının arkasına saklanarak halkın inancını dejenere etmeyi planlamaz. İmamlar, devlet memuru değildir. Hele hele İslamiyet gibi ruhbanlık müessesesinin olmadığı bir inanış sistemi içinde resmi din adamı icad et­mek, laik bir devlete düşen bir görev olmasa gerekir.
Laiklik, bugün buyuk ölçüde ömrünü tamamlamış bir kavramdır. Gerçekte Türkiye, hiçbir zaman laik olmadı. Belki de kemalist bir teokrasiyi, laiklik zannetti çoğu kimse..
Ne var ki laik devlet, her doğan Türk vatandaşını resmen müslüman diye tescil ederken, Türk Ceza Yasası ile de onun müslümanca yaşamasına çeşitli hukukî engellerle mani olmayı ve devleti, "İrtica" olarak nitelediği İslâm'ı akımlara karşı koruyup kollamayı da bir görev saymaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Laisizm
Alt başlık:
Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm
Baskı tarihi:
30 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053512783
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kayıt Yayınları
Baskılar:
Laisizm
Laisizm
Laiklik bize hep “Din ve devletin ayrılığı” olarak anlatıldı. Oysa Laiklik Kilise ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir paylaşım, mütareke, iş bölümünü ifade eden, meşruiyetini İncil'deki “Tanrının hakkını Tanrıya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verin” diyen hükmünden alan bir kurumdu. Batıda “Kilise”den kasıt “Vatikan devleti” idi. Ve Vatikan dünyadaki tüm Katolik mirasının tek temsilcisi olan egemen bir devletti. Bu egemenlik çatışmasını sona erdirmek için ruhbanlı, Tanrı adına egemen kiliselerin siyasal egemenlerle ilişkisini düzenleyecekti.

Bize kimse, Fransa'nın, Strasbourg'u da içine alan Alsace Laurenne bölgesinde Laikliğin geçerli olmadığını, Fransa'daki okulların ve sağlık kuruluşlarının büyük bir bölümünün kiliseye bağlı olduğunu söylemedi. AB ülkeleri de dahil dünyadaki ülkelerin çok büyük bir bölümünde Laiklik kuralları geçerli değildir. Devletlerin çoğunun resmi dininin ötesinde resmi mezhebleri vardı. Laiklikle Demokrasi ya da Cumhuriyet arasında doğrudan bir ilişki yoktu..

Laiklik ile Sekülarizm aynı şey mi idi? Bizantinizm nasıl bir şeydi? Roma'da devlet kiliseye egemendi, ama batı Roma'da Laiklik kuralları geçerli idi. Laiklik Hristiyan dünyasında sadece Katoliklik açısında bir anlam taşıyordu. Yoksa Protestanlar daha çok seküler bir bakış açısına sahipti. Ortadokslar ise Bizantinist'ti.

Osmanlı “Teokrat” bir devlet mi idi? “Halife” Allah'ı ya da İslam'ı mı temsil ediyordu, yoksa Müslümanları mı! İslam'daki sizden olan “ulul emr” ne anlama geliyordu.. Müslümanları temsil eden, yetkisini Müslümanların tercihinden alan ve Müslümanlara hesap veren, Müslümanların maslahatını gözeten ve onları temsil eden bir bir kimliği mi ifade ediyordu?

İslam bir “Din” idi ama Hristiyanlık bir “Religio” idi. Hristiyanlık bu anlamda bir kültürel kimlik ve aidiyeti mi ifade ediyordu.

Laik bir ülkede, resmi ideoloji dinleştirilebilir mi? Mesela “Türkün dini Kemalizmdir” denilen bir ülkede Atatürk ilke ve inkılablarına sadakat andı içmmeye zorlanmak ne anlama geliyor. Birilerine göre “Laiklik olmadan Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan Demokrasi olmaz”dı. Peki, İngiltere'yi ne yapacağız. İngiltere'nin resmi kilisesi ve Demokrasi'nin beşiği kabul edilen İngiltere Monarşi ile yönetiliyordu.

Dilipak Türkiye'de en çok tartışılan, uğruna darbeler yapılan bir kavramı bir başka açıdan anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya çalışıyor. Türkiye'de Laiklik tecrübesi, Laikçilerin trajı-komik Laikçi pratikleri, “Laik-İslam” projesi, Kemalistlerin Laiklik konusunu Cumhuriyetle ilişkilendirmeleri ve dünden bugüne yaşananlar.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Yusuf Toktay
  • Hilal
  • Fatih DEMİR
  • Ömer Delibaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%10 (1)
8
%10 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0