Laisizm (Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm)

·
Okunma
·
Beğeni
·
97
Gösterim
Adı:
Laisizm
Alt başlık:
Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053512783
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kayıt Yayınları
Baskılar:
Laisizm
Laisizm
Laiklik bize hep “Din ve devletin ayrılığı” olarak anlatıldı. Oysa Laiklik Kilise ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir paylaşım, mütareke, iş bölümünü ifade eden, meşruiyetini İncil'deki “Tanrının hakkını Tanrıya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verin” diyen hükmünden alan bir kurumdu. Batıda “Kilise”den kasıt “Vatikan devleti” idi. Ve Vatikan dünyadaki tüm Katolik mirasının tek temsilcisi olan egemen bir devletti. Bu egemenlik çatışmasını sona erdirmek için ruhbanlı, Tanrı adına egemen kiliselerin siyasal egemenlerle ilişkisini düzenleyecekti.

Bize kimse, Fransa'nın, Strasbourg'u da içine alan Alsace Laurenne bölgesinde Laikliğin geçerli olmadığını, Fransa'daki okulların ve sağlık kuruluşlarının büyük bir bölümünün kiliseye bağlı olduğunu söylemedi. AB ülkeleri de dahil dünyadaki ülkelerin çok büyük bir bölümünde Laiklik kuralları geçerli değildir. Devletlerin çoğunun resmi dininin ötesinde resmi mezhebleri vardı. Laiklikle Demokrasi ya da Cumhuriyet arasında doğrudan bir ilişki yoktu..

Laiklik ile Sekülarizm aynı şey mi idi? Bizantinizm nasıl bir şeydi? Roma'da devlet kiliseye egemendi, ama batı Roma'da Laiklik kuralları geçerli idi. Laiklik Hristiyan dünyasında sadece Katoliklik açısında bir anlam taşıyordu. Yoksa Protestanlar daha çok seküler bir bakış açısına sahipti. Ortadokslar ise Bizantinist'ti.

Osmanlı “Teokrat” bir devlet mi idi? “Halife” Allah'ı ya da İslam'ı mı temsil ediyordu, yoksa Müslümanları mı! İslam'daki sizden olan “ulul emr” ne anlama geliyordu.. Müslümanları temsil eden, yetkisini Müslümanların tercihinden alan ve Müslümanlara hesap veren, Müslümanların maslahatını gözeten ve onları temsil eden bir bir kimliği mi ifade ediyordu?

İslam bir “Din” idi ama Hristiyanlık bir “Religio” idi. Hristiyanlık bu anlamda bir kültürel kimlik ve aidiyeti mi ifade ediyordu.

Laik bir ülkede, resmi ideoloji dinleştirilebilir mi? Mesela “Türkün dini Kemalizmdir” denilen bir ülkede Atatürk ilke ve inkılablarına sadakat andı içmmeye zorlanmak ne anlama geliyor. Birilerine göre “Laiklik olmadan Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan Demokrasi olmaz”dı. Peki, İngiltere'yi ne yapacağız. İngiltere'nin resmi kilisesi ve Demokrasi'nin beşiği kabul edilen İngiltere Monarşi ile yönetiliyordu.

Dilipak Türkiye'de en çok tartışılan, uğruna darbeler yapılan bir kavramı bir başka açıdan anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya çalışıyor. Türkiye'de Laiklik tecrübesi, Laikçilerin trajı-komik Laikçi pratikleri, “Laik-İslam” projesi, Kemalistlerin Laiklik konusunu Cumhuriyetle ilişkilendirmeleri ve dünden bugüne yaşananlar.
176 syf.
·23 günde·2/10
Kitaplığımda bulunan bu kitaba tamamen tesadüfi olarak başladım. Hiç siyasi kitap okumadım. Nereden hediye geldiğini bilmediğim bu kitabı, kitaplığımda görünce bir heves okumak ve bu konuda fikir edinmek istedim. Ama benim için tam bir hayal kırıklığıydı. İnce bir kitap olmasına rağmen sayfalar büyüdü de büyüdü. Yazarın Atatürk ve Kemalist kesimlere karşı hissettiği duygular nefrete dönüşmüş ve bu yazılarına da yansımış. Hatta kişi adları da vererek olay laf sokma boyutuna gelmiş. Laikliği daha objektif açıklayıp benim kafamda fikirler oluşturmasını beklerdim. Ancak karşıt düşünceler sonucu yanlış hareketler, aşırı derece de siyasi partilerin çatışmasına dönüştürülerek anlatılması okuyucuyu bir yöne doğru yöneltme çabasındaydı ki bu benim hiçte hoşuma gitmedi.
İşin özü çok uzattım, efendim ben bu kitabı kesinlikle önermiyorum. Okumayınız.
Eğer Laiklik; sivilleri, ruhbanların tekelinden kurtarmaksa İslam; zaten ruhban "Din adamı sınıfını" reddetmektedir. Eğer laiklikten amaçlanan; dinlerarası barışsa, zaten İslam bunu öngör­mektedir. Laiklik; bir özgürlük ve barış düzeni için öngörü­len bir araç sa, İslam zaten bunu sağlamak için düzenlemeler getirmektedir. Eğer laiklik; dini ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hayattan tecrit etme operasyonu ise, buna kimse­nin gücü yetmez, bu bir gerçeği görmemezlikten gelmek, varolan gerçekler karşısında kafayı kuma sokmak anlamına gelir ..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Laisizm
Alt başlık:
Teokrasi - Sekülerizm - Bizantinizm
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053512783
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kayıt Yayınları
Baskılar:
Laisizm
Laisizm
Laiklik bize hep “Din ve devletin ayrılığı” olarak anlatıldı. Oysa Laiklik Kilise ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir paylaşım, mütareke, iş bölümünü ifade eden, meşruiyetini İncil'deki “Tanrının hakkını Tanrıya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verin” diyen hükmünden alan bir kurumdu. Batıda “Kilise”den kasıt “Vatikan devleti” idi. Ve Vatikan dünyadaki tüm Katolik mirasının tek temsilcisi olan egemen bir devletti. Bu egemenlik çatışmasını sona erdirmek için ruhbanlı, Tanrı adına egemen kiliselerin siyasal egemenlerle ilişkisini düzenleyecekti.

Bize kimse, Fransa'nın, Strasbourg'u da içine alan Alsace Laurenne bölgesinde Laikliğin geçerli olmadığını, Fransa'daki okulların ve sağlık kuruluşlarının büyük bir bölümünün kiliseye bağlı olduğunu söylemedi. AB ülkeleri de dahil dünyadaki ülkelerin çok büyük bir bölümünde Laiklik kuralları geçerli değildir. Devletlerin çoğunun resmi dininin ötesinde resmi mezhebleri vardı. Laiklikle Demokrasi ya da Cumhuriyet arasında doğrudan bir ilişki yoktu..

Laiklik ile Sekülarizm aynı şey mi idi? Bizantinizm nasıl bir şeydi? Roma'da devlet kiliseye egemendi, ama batı Roma'da Laiklik kuralları geçerli idi. Laiklik Hristiyan dünyasında sadece Katoliklik açısında bir anlam taşıyordu. Yoksa Protestanlar daha çok seküler bir bakış açısına sahipti. Ortadokslar ise Bizantinist'ti.

Osmanlı “Teokrat” bir devlet mi idi? “Halife” Allah'ı ya da İslam'ı mı temsil ediyordu, yoksa Müslümanları mı! İslam'daki sizden olan “ulul emr” ne anlama geliyordu.. Müslümanları temsil eden, yetkisini Müslümanların tercihinden alan ve Müslümanlara hesap veren, Müslümanların maslahatını gözeten ve onları temsil eden bir bir kimliği mi ifade ediyordu?

İslam bir “Din” idi ama Hristiyanlık bir “Religio” idi. Hristiyanlık bu anlamda bir kültürel kimlik ve aidiyeti mi ifade ediyordu.

Laik bir ülkede, resmi ideoloji dinleştirilebilir mi? Mesela “Türkün dini Kemalizmdir” denilen bir ülkede Atatürk ilke ve inkılablarına sadakat andı içmmeye zorlanmak ne anlama geliyor. Birilerine göre “Laiklik olmadan Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan Demokrasi olmaz”dı. Peki, İngiltere'yi ne yapacağız. İngiltere'nin resmi kilisesi ve Demokrasi'nin beşiği kabul edilen İngiltere Monarşi ile yönetiliyordu.

Dilipak Türkiye'de en çok tartışılan, uğruna darbeler yapılan bir kavramı bir başka açıdan anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya çalışıyor. Türkiye'de Laiklik tecrübesi, Laikçilerin trajı-komik Laikçi pratikleri, “Laik-İslam” projesi, Kemalistlerin Laiklik konusunu Cumhuriyetle ilişkilendirmeleri ve dünden bugüne yaşananlar.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 4 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0