Merhaba
Şahane bir kitap okudum.
Nasıl anlatırım da büyüsü bozulmadan yorumlarım bilemiyorum bir deneyeyim
Bazı kitaplar vardır insanı derinden sarsan, bu kitap da benim için öyle oldu.
Kitabın kapağında "Herkesin içinde bir katil vardır" cümlesi merakınızı uyandırmaya yetiyor.
Hikaye, sakin bir mahallede, tekerli sandalyeye mahkum yaşayan Kadir, onun kardeşi Yusuf ve karşı komşuları Hatice arasında geçiyor.
Hatice, aşırı kilolu, yataktan çıkamayan annesine bakıyor. Sürekli alışveriş ve temizlik yapıyor. Yusuf mahallede koşup oynayan, okul çağına gelmiş bir çocuk ve Kadir tüm gözleri üzerinde hisseden, odasının camından etrafı izleyen, bedensel engelli bir çocuk.
Bir gün mahallede düğün oluyor. Kadir film izleme bahanesiyle evde kalıyor ve Yusuf düğüne ailesiyle beraber gidiyor ve bir daha ondan haber alınamıyor.
Yusuf nerede? Hatice neden her gün alışveriş yapıyor? Kadir Yusuf'u bulabilecek mi?
Bu soruların cevabı kitapta
Kitabın kapağını açıp okumaya başladığım anda sanki ben de o mahallede yaşıyor gibi hissettim.
Küçücük bir kitap ama çok etkileyici. Hem gerildim, hem üzüldüm.
Her temizlik yapışımda ve cips yeyişimde Hatice aklıma gelecek eminim
Ben çok sevdim kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim
Sizi, sizden habersiz ve size sormadan izinsiz, sizde bir mahrumiyet yaratan her kimse o mahrumiyetin acısını izinsiz ve hatta zamansızca bir başkasından çıkarmak boynunuzun borcu oluyor her halde. Can acısınızı, en büyük travmanızı eski bir sandığın en karanlık köşesine de gömseniz önünde sonunda bir açıklık bulup, çıkıp gün ışığında parlıyor. Mahrum
Eren Abaka’nın ilk romanı olan Mahrum, insan ruhunun derinliklerine inen, gerilim dolu etkileyici bir eser. İlk sayfalardan itibaren, yazarın güçlü anlatımı ve karakterlerin iç dünyalarını işleyiş biçimi sayesinde kendimi olayların tam ortasında buldum. Kitap, geçmiş ve günümüz arasında gidip gelen kurgusuyla gizemi adım adım örüyor ve her sayfada gerilim dozu artarak devam ediyor.
Roman, 1998 ve 2018 yıllarında geçen iki ayrı zaman diliminde, Yusuf, Kadir ve Hatice adlı üç karakterin iç içe geçmiş yaşamlarını ele alıyor. Yusuf, meraklı ve masum bir çocuk; Kadir, tekerlekli sandalyeye mahkûm genç bir delikanlı; Hatice ise annesi tarafından eve hapsedilmiş bir kadındır. Bu üç karakterin hayatları, bir gece yaşanan trajik bir olayla geri dönülmez bir şekilde değişiyor.
Özellikle karakterler arasındaki bağlantılar ve onların psikolojik derinliği beni en çok etkileyen unsurlardan biri oldu. Yusuf’un masumiyeti, Kadir’in çaresizliği ve Hatice’nin sıkışmışlığı, hikâyeyi sadece bir gerilim romanı olmaktan çıkarıp çok daha katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. Yazar, her bir karakterin iç çatışmalarını öyle bir işliyor ki, bazen kendimi onların yerine koyup “Ben olsam ne yapardım?” diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Anlatım dili son derece akıcı. Olaylar birbirine öyle ustalıkla bağlanıyor ki, bir bölümü bitirdiğimde hemen diğerine geçmek istedim. Betimlemeler ne çok uzun ne de gereksiz yere kısa; tam kararında bir atmosfer yaratıyor. Zaman zaman satır aralarında hissettirdiği karanlık ve tedirgin edici hava, okudukça üzerime çöktü. Yazar, gerilimi klişelere düşmeden, karakterlerin psikolojisine dayanarak kurguladığı için hikâye daha etkileyici hâle gelmiş.
Mahrum, sadece bir gerilim romanı değil; aynı zamanda insanın en derin korkularını, bastırılmış duygularını, aile
Hepimizin ellerinde başkasının kanı var ; masum bir çocuk , hasta bir kadın,çareşiz bir abi muhteşem di .Acılar içinde yaşanmış bir kitap. Keyif aldım okurken meraklandıran diliyle çok beğendim…
Yazarın ilk kitabı imiş. İlk kitap olmasından dolayı kötü demek büyük haksızlık olur. İçinde ki illüstrasyonları çok beğendim. Olaylar 98'de geçiyor. O zaman ki mahalleleri sevdiğimden o anlamda da hoşuma gitti. Karakterler anlatım gayet güzeldi ancak keşke ortalarda bir yerde gidişatla ilgili açık vermese idi. Daha iyi saklasa idi olayı. Ben finalde şaşırmayı sevenlerdenim. :) Finalde yaşayacağımız şok kitabı yılın kurgusu diyebileceğimiz bir hale bile getirebilirdi....
Bir çırpıda biten bir kitaptı. 3 insanın hayatlarının trajik bir noktada kesişmesini konu alıyor. Hikâyenin yarısına gelindiğinde olayların nasıl gelişeceğine dair bir tahminim olmasına rağmen keşke tutmasaydı dedirtti. Çizimli olması da ayrıca hoş bir hava katmış kitaba.
Kitabı öneri üzerine almıştım ince bir kitaptı. Açıkçası çok beklentim yoktu. Akıcı dili sade bir kitap. Çok hızlı okudum. Sonundaki ters köşeyi beklemiyordum. Sonu beni şok etti ve etkisinden çıkamadım. Kesinlikle tabaiye ederim.
Kitap yazarın ilk kitabı olmasına rağmen hikaye çok harika. Özellikle karakterlerin hikayelerini birebir onların ağzından anlatması daha da takdirimi kazandı. Son 80 sayfaya geldiğimden okumam iki üç kat hızlandı ve resmen kalbim daha hızlı atmaya başladı. Bitirdiğimde ise boğazım düğümlendi ve ben bedbaht hissettim. Genel eleştiri hikayenin belli noktada kendini ele vermesi üzerine. Buna katılmakla beraber arada acaba mı diye sordurduğunu düşünüyorum. Git geller yaşadım okurken mesela. Nihayetinde ağızda güzel bir lezzet bırakan bu kitap için yazarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Pek severim kendisini :))
Kitabı;yazar ya da içerik hakkında bilgi sahibi olmadan,sadece açıklaması dikkatimi çektiği için aldım. Oldukça akıcı,merak uyandıran,sürükleyici ve güzel bir kitap çıktı. Gerçekten bir dizi izler gibi ne olacak ne olacak diye diye okudum ve sonunda ağzım açık kaldı. Çok keyif aldım çok teşekkür ediyorum yazarına böyle bir kitaba mesai harcadığı için. Herkese tavsiye ederim.
Yusuf, Kadir ve Hatice’nin aynı zaman diliminde yaşadıkları olaylar üçünün de ağzından ayrı ayrı anlatılmış...
Yusuf henüz okula başlamamış küçücük bir çocuk, Kadir Yusuf’un tekerlekli sandalyeye mahkum abisi, Hatice annesine bakmak zorunda olan bir kadın...
Gün içinde başlayıp ara ara nereye gidecek acaba diye devam ederken son 70-80 sayfa nasıl bitti bilmiyorum... çok güzel bir kurgu, merak en baştan beri vardı da sona doğru “nasıl olur ya” diyerek sayrafaları nasıl çevirdim bilmiyorum...
Eren Abaka’nın ilk romanıymış, çok iyi iş çıkarmış... tavsiyemdir...