Yazarın kalemiyle tanışmak benim için adeta geçmişin izlerini sürmek gibiydi.
Gerçek bir hikayeyi;kurguyla harmanlayarak, tarihi bir roman değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu, değerlerini ve mücadelelerini yansıtan çok güçlü bir anlatım sunmuş yazarımız.
Evet bazı kitaplar sadece okunmaz yaşanır..
Yazarın kalemi hem duru hem derin. Anlatımında ki içtenlik, samimi ve sıcacık okurunu sarıp sarmalıyor.
Her cümlede emek, araştırma ve hissiyat var. Özellikle betimlemeleri o kadar güzel ki bana #yaşarkemal okuyorum hissini yaşattı.
Olay örgüsü güçlü ve akıcı ,her bölüm bir sonrakine merakla bağlanıyor.
Bölüm geçişleri yumuşak ama etkili işlemiş,her bölümde yeni bir heyecan var ama bunların hepsi o kadar yerli yerinde ki hayran kalmamak mümkün değil.
Zaman ve mekan kavramları ustalıkla işlenmiş. Okur olarak hangi dönemde, hangi coğrafyada olduğumuzu hiç kaybetmiyoruz , kitabın bütünlüğü korunmuş.
Yazarımız,dönemin çalkantılı yıllarına ışık tutarken, toplumsal yapıyı, siyasi mücadeleleri ve halkın yaşam biçimini de büyük bir özenle işlemiş. Vatan sevgisi, sadakat, adalet ,direniş, intikam, hırs , ihanet, vedalar, kavuşmalar, aile bağları , aşk gibi kavramlar ile kitabın teması güçlü ve derin.
Kitapla birlikte ; bir halkı, bir dönemi ve bir ruhu tanıyorsunuz.
1680’ler, Osmanlı dönemi, Karadeniz’i…
Ailesini en güvendiği ellerin katlettiğini öğrenen Mehmet Bey, intikam yemini eder. O kara günde amcasını ve amca oğlunu öldürür; şimdi ise hainlere yardım eden kaçakları yakalayıp adalete teslim etmek zorundadır.
Bu uğurda intikam ve kin ile gittiği Osman Ağa’nın konağında, Ağa'nın büyük kızı güzeller güzeli Gülfem Hatun’a aşık olur.
İntikamla aşk arasında kalan Mehmet Bey, yemininden mi dönecek, yoksa kalbini susturup yoluna devam mı edecek?