Miss Sara Sampson

·
Okunma
·
Beğeni
·
34
Gösterim
Adı:
Miss Sara Sampson
Baskı tarihi:
31 Aralık 2014
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783159609256
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Reclam Verlag
Ohne Zweifel hat Mellefont mit Fleiß das allerelendeste im ganzen Städtchen zu seinem Aufenthalte gewählt. Böse Leute suchen immer das Dunkle, weil sie böse Leute sind. Aber was hilft es ihnen, wenn sie sich auch vor der ganzen Welt verbergen könnten? Das Gewissen ist doch mehr als eine ganze uns verklagende Welt.—Ach, Sie weinen schon wieder, schon wieder, Sir!—Sir!xs
141 syf.
·Beğendi
Lessing'i okumama vesile olan değerli insanlara teşekkür ederek birkaç şey yazmaya çalışayım. Benim için Alman Edebiyatının yakıcı önemi Heine ve Goethe ile başlar. Hatta diyebilirim ki Heine'yi tanısam aşık olacağım bir kişilik olurdu. Bugüne kadar okuduğum hiç bir dile benzemeyen o genç yakışıklı adamın vesile olmasıyla bugün değerli şahsiyet olan Lessing'i okuyabiliyorum. Kendisi bir kitabında Lessing'ten alıntı yaparken oldukça etkilenmiştim ve sanırım o dönemin etkilenimi bende yaralar oluştursa da halen kapanması imkansız yaraya dönüşmüş olacak ki Lessing'i ve onun dilini unutamıyorum. Heine'nin dilinin ironisinin büyüsünü görmemiş okurlar için aciliyet içerisinde okunması gereken bir deha olduğunu da belirteyim. Şeyleri her ne kadar romantize etmeyi sevmesem de nihayetinde bir tutkuya sahip bir canlıyım.

 Lessing, Alman dilinin gelişimini Fransız yazınına karşı milliyetçi bir refleksif stratejisiyle şekillendirir. Heine'nin yahudi ailede doğması belki bu Alman milliyetçiliğinin proto-tipi için uygun olmaması mirası devretmesine yol açmışsa da, Heine Fransa'ya gidince Fransız yazınından etkilenip eserlerini Fransızca kaleme alır ve Cristian'a yazacağı mektupta Alman diline olan nefretini de dile getirir. Heine daha sentezci bir uyumun peşinde olsa da anladigim kadarıyla Lessing Alman dilini daha önplanda tutmaya çalışmaktadır. Yurt vurgusunu öne çıkarmasını buna yormak mümkün.

Fransız Devriminin alevlendirdigi Aydınlanma Devrinin zengin içerikler olusturmasinin dışında,  devrimin Thermidor darbesiyle karşı devrime dönüşmesi Napolyon imparatorluğunu karşı devrimle başa geçirmiştir. Nitekim Napolyon yine de geçmişteki geleneksel imparatorluğu bütün olarak sahiplenmez. Prusya'yı işgali sırasında ulusçu ve aydınlanmacı fikirleri oraya taşır. Prusya'yı işgal etmesi Almanlarda milliyetçi bir damarın gediğini oluşturmuştur. Yine de bu işgalin Geist açısından Alman tininin oluşumunda ilerici bir etkide bulunduğunu düşünen düşünürler de yok değildir. Almanyanın o güne kadar yetiştirmiş olduğu en büyük dehaya sahip olan G.F. Hegel, Napolyon'un Prusya'yı işgal etmesini alkışlayarak karşılar. Bazıları buna vatan hainliği gözüyle bakacak olsa da Hegel'in alkışlaması sıradan bir yurttaşın alkışlarının çok çok ötesindedir. O alman tininin tarih Geist'ina dönüşmesinde evrensel bir yan bulduğundan dolayı Napolyon'a alkış tutar: " ATIN UZERINDE TINI GÖRDÜM " demesi de dediklerimi destekler.


Bilindiği gibi Hegel için tarihin ilerlemesi geistin mutlak bilgiye ulaşması zorunluluğuyla mümkün hale gelir. Geist, bu dünyaya atılmış, yabancılaşmış bir tindir ve bu tinin gelisimi büyük devrimlerin büyük atılımların gelişimiyle paralellik arzeder. O dönemin sanayileşmesinin gerisinde kalmış bir Prusya'nın Ingiltere ve Fransa karşısında geride kalması ve sanayileşme çabasının Prusya'nın bölünmüş feodal yapısının kapalılık taşıması, dışardan bir müdahaleyi zorunlu kılan bir erken gözüyle bakılmıştır. Hegel bu neden dolayısıyla Napolyon'u alkışlar. Müzisyen Beethoven de Napolyon için beste yaptıktan sonra besteyi yırtıp atar. Çünkü artık Napolyon'un devrimci fikirlerinden şüphe duymuştur. Yukarıda anlattıklarım elbette Lessing'ten sonraki dönemlerde cereyan edecektir. Lessing'in etkide bulunacağı bu ruh, diğer Alman düşünürlerini ve edebiyatçılarıni da etkileyecektir. Heine'nin Almanya'da Din ve Felsefenin Gelişimi eserinde bu dilin nasıl geliştiğini mitlerde bile aramaya kalkışır. Lessing için ayrılan kısımlarda da Lessing'in katkılarından dem vurulur.

Lessing'in döneminde etkili olan asıl olay Aydınlanma Çağıdır. Fransız aristotelesçi dram anlayışına karşı Alman dram anlayışını yerleştirmeye çalışır ve bu eserini de buna göre şekillendirir. Alman'yanin ileriye adım atabilmesi için bu çaba  elzem görülür.

Tarihsel bazı bilgiler verdikten sonra esere geçersek, bu eserin değerinin konumlandığı yeri görmemiz biraz da olsa mümkün olabilir. Eserde işlenen konu, drama da giren burjuvazinin aile ilişkileridir. Babasını karşısına alan Çağdaş saf bir kadın(Sara)  ve karisi(MARWOOD)ile çocuklarını Sara'ya değişmeyen MELLEFONT. Bu ilişkilerin döngüsel çatışmalarına tanık olurken göze çarpan ilk şey tarihsel bir mirasın yansımasıdır. Örneğin Shakespeare'nin o süslü diliyle de karşılaşabilirsiniz. Lessing'in yaptığı da geçmişten yararlanıp bugün için bir zenginlik yaratmak. Bu yüzden bu türden geleneksel bir geçmişi reddetmez zira onu sahiplenir.


Lessing'in burjuva dramı olan tiyatro oyunu yeni tipten karakterler sunsa da aristokrat üslubu elden bırakmaz. Doğal olarak bu durum Marx'ın 18 Brumaire eserinin önsözünü akıllara getirir. O ünlü önsözde yeni bir dil öğrenmek için anadili unutmak gerektiği vurgulanır. Nitekim bir Alman için bu bir ölçüde böyleyse bile, Alman tininin berbat koşulları için başkaca bir gerçekliği dile getirir.  Zira bu eserde Ingiliz kültürünün etkisi yadsınamaz. Isim seçimlerinde bile bu net biçimde görülür.

Tekrar kitaba donersek; Melefont'un aşık olduğu Sara, Aydınlanma döneminin yarattığı rasyonel bir karakterdir. Tutku doludur, tutkulu gözü kara bir âşıktır, sırf bu yüzden babasını terkedip sevdiği adama kaçar ancak bu tutku klasik dram türünün tutkusunu aşmaya yonelik rasyonalize edilmiş bir kişiliktir. Sara, tutkusunun açtığı hataları kavradığı vakit, ölümü bile hoş karşılar. Klasik tragedyadakinden farklı bir tür ile karşı karşıya kalırız. Çünkü karakterimiz bugüne kadar süregelen karakterlerden farklıdır. Acısını dramatize ederek ölmez, ölümü hatalarının sonucu olarak görür. Bu Lessing'in dram türünde yapmış olduğu büyük bir atılımdır. Ki zannımca eserin asıl değeri de buradan anlaşılır. Aydınlanma çağının rasyonel bireyi kendi hatasıyla düşmüş olduğu durumu ergin olmakla ve aklını kullanmakla telafi eder. Bilindiği gibi Kant, Aydınlanma''yi, insanın kendi hatası yüzünden düşmüş olduğu erginlenmeyi kendi aklıyla sağlaması olarak tanımlar. Miss Sara Sampson da bu karakterin tezahürüdür. Eserin ehemmiyeti trajedinin klasik dramının aşılması ve bu aşılmanin bireyi kendi hatasını sahiplenip sonucuna katlanmasından gelir. Yine de dramatize olan ile rasyonel olanın sentezi asıl yeniyi göstermek için erken olduğunu telâkki eder.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Miss Sara Sampson
Baskı tarihi:
31 Aralık 2014
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783159609256
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Reclam Verlag
Ohne Zweifel hat Mellefont mit Fleiß das allerelendeste im ganzen Städtchen zu seinem Aufenthalte gewählt. Böse Leute suchen immer das Dunkle, weil sie böse Leute sind. Aber was hilft es ihnen, wenn sie sich auch vor der ganzen Welt verbergen könnten? Das Gewissen ist doch mehr als eine ganze uns verklagende Welt.—Ach, Sie weinen schon wieder, schon wieder, Sir!—Sir!xs

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Kevser Yazıcı
  • Çağatay
  • Hüseyinloi

Kitap istatistikleri