Adı:
Mö!
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992296
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Muh!
Çeviri:
İlhan Yabantaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Mutluluğu arayan inek!

İnek Lolle çok zor bir dönemden geçmektedir. Süt köpüğü hayalleri sönmüş, sevgili boğası Şampiyon’un kendisini aptal inek Susi’yle aldattığını fark etmiştir. Bu da yetmezmiş gibi, yaşadıkları çiftliğin satılacağını ve tüm hayvanların sonunun ekmek arası olacağını öğrenir. Ancak hâlâ bir umut vardır. Çok gezip çok görmüş İtalyan bir kedi, yeryüzünde inekler için bir cennetin bulunduğunu söyler: Hindistan!
Bunun üzerine Lolle, en iyi iki arkadaşıyla çiftlikten kaçar ve sevgili Hindistan’a doğru tehlikeli bir yolculuğa atılır. Mutluluk arayışı içinde maceradan maceraya sürüklenen ekip hayalini kurdukları yeryüzündeki cenneti bulabilecek mi?
“Möö” birçok anlama gelebilir. Mesela, benim gibi bir inek telaşla möölediğinde şu anlamlara gelebilir: “Çiftçinin elleri yine soğuk!”, “Yardım edin, çiftçi sarhoşken çim biçme makinesini kullanıyor,” ya da “Ah, hayır, boğamızı hadım etmek istiyorlar!”
Biz inekler öfkeyle de mööleriz: “Aptal elektrikli çit!” ve “Çocuklar, öküzlerle dalga geçmeyi kesin!” Bazen de mutlulukla mööleriz. “Çimen, gün ışığı ve parazitsiz bağırsaklar... Daha ne isteyebilirim ki?”
Elbette mutsuzken de möölüyoruz: “Annem öldü.” Soru sorarken de mööleriz: “Bu insanlar annemin bedeniyle ne yapacaklar?” Hatta kuşkuyla da möölüyoruz: “Çiftçinin bahsettiği şu Big Mac olayı kulağa hiç hoş gelmiyor.”

“İneklerin de insan olduğunu gösteren absürd ve komik bir hikâye!”
-Hamburger Morgenpost-
320 syf.
·Beğendi·8/10
Kitabı okuyanlardan, çok eğlenceli olduğunu duyduğum için iyi bir önyargıyla başladım kitabı okumaya. Aslında o kadar komik şeyler olmadığını fark etmem pek uzun sürmedi, ama kitapta beni çeken sey yazarın esprili yaklaşımından ziyade, ineklerin ağzından yazılmış bir roman olmasıydıbu konuda çok başarılı buldum ve herkesin boylesine derin düşünüp esprili bir yaklaşımla bunu bize aktaramayacağını düşünüyorum. Oturup saatlerce okumalık değil belki ama arada sırada açıp birkaç bölüm okuyarak zamanınızı değerlendirebileceğiniz, belki de yolculukların sıkıcı geçmemesini sağlayacak bir kitap olabilir
320 syf.
·6/10
Büyük beklentilerle başlayıp zar zor bitirdiğim bir kitabın yorumu ile geldim. Bir gece de biter diyordum neredeyse RS'ye sokacaktı kerata beni. Neyse sağ sağlim bitirdim de yorum girebiliyorum.

Yazarın daha önce aniden Shakespeare adlı kitabı okumuş ve çok sevmiştim. En sevdiklerim arasında yer aldığını da rahatça söyleyebilirim. Bu yüzden diğer kitaplarını da merak ediyordum fakat bir türlü alıp okuma fırsatım olmamıştı.En son yaptığım Pegasus ağırlıklı alışverişe ekleyeyim dedim ama eklemeseymişim de olurmuş. Kitabın ilk 30 sayfası falan fena değildi aslında, daha iyi olacağını umuyordum ilerledikçe.Sonra bir ara animasyon izliyor gibi bir hisse kapıldım, hatta gözümde sahneler bile canlandı.Eminim animasyon diye çıkarsalar kitaptan kat be kat daha çok severdim.Bazı yetişkin içerikli şeylerin sadeleştirilmesi gerekirdi sadece.

Bunun dışında bir ara vejetaryen oluyordum okurken neredeyse. Kitap sıkıcılaşmaya başladıkça bendeki etkisini kaybetti bu düşünce.Aslında kitabın konusunu okuduğumda çok hoşuma gitmişti ama neden böyle oldu bilmiyorum. Allah'tan alıntılar çok fazlaydı da o şekilde kurtardı. Aslında bir ineğin gözünden bir şeyleri görmek güzeldi ama kitabın çok akıcı olmamasından herhalde beni fazla etkileyemedi. Belki de ben diğer kitaptan dolayı çok beklenti ile başlamışımdır bilemiyorum.

Bir inek olan Lolle sevgili Boğası Şampiyon'un onu aldatmasının üzerine birde insanların onları kesip yendiğini öğrenir.Bunun üzerine bir kedinin yardımı yaşadığı çiftlikten kaçıp Hindistan'a yani inek cennetine yolculuk etmeye karar verir.Peki bu yolculuk sırasında yeryüzünde aradığı cenneti bulabilecek midir? Okuyabilirsiniz ama benim tavsiyem çok yüksek bir beklenti ile başlamamanız konusunda.
Hayat çok üzücü. Bazen ne düşünüyorum, biliyor musunuz? Evrenin büyük bir patlamayla değil de, acı bir inlemeyle meydana geldiğini.
İnsanlardan bazıları bizi okşamaya bile cesaret etmişti. Yaşananlar aslında hiç de tehlikeli görünmüyordu. "Belki," diye düşündüm yaşlıca bir bayanın bana uzattığı elmayı afiyetle çiğnerken, "insanların hepsi kötü değildir."
David Safier
Sayfa 130
Geçmişi ancak geleceği şekillendirdiğim ölçüde arkamda bırakabiliyordum. (...) Çünkü geleceğe biçim verdiğim sürece anın tadını çıkarabiliyordum.
Naia o anda erkeklerin pek de ince ruhlu olmadıklarını fark etti. Bu durum erkekler için değil dişiler için azap vericiydi.
David Safier
Sayfa 121
En kötüsü sinekler. Tadı daha kötü olan başka bir şey yoktur herhalde. Ama biz kurbağalar başka bir şey yiyemiyoruz işte. Ah Tanrım, kızartılmış dana pirzola yiyebilmek için neler vermezdim.
David Safier
Sayfa 105

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mö!
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992296
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Muh!
Çeviri:
İlhan Yabantaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Mutluluğu arayan inek!

İnek Lolle çok zor bir dönemden geçmektedir. Süt köpüğü hayalleri sönmüş, sevgili boğası Şampiyon’un kendisini aptal inek Susi’yle aldattığını fark etmiştir. Bu da yetmezmiş gibi, yaşadıkları çiftliğin satılacağını ve tüm hayvanların sonunun ekmek arası olacağını öğrenir. Ancak hâlâ bir umut vardır. Çok gezip çok görmüş İtalyan bir kedi, yeryüzünde inekler için bir cennetin bulunduğunu söyler: Hindistan!
Bunun üzerine Lolle, en iyi iki arkadaşıyla çiftlikten kaçar ve sevgili Hindistan’a doğru tehlikeli bir yolculuğa atılır. Mutluluk arayışı içinde maceradan maceraya sürüklenen ekip hayalini kurdukları yeryüzündeki cenneti bulabilecek mi?
“Möö” birçok anlama gelebilir. Mesela, benim gibi bir inek telaşla möölediğinde şu anlamlara gelebilir: “Çiftçinin elleri yine soğuk!”, “Yardım edin, çiftçi sarhoşken çim biçme makinesini kullanıyor,” ya da “Ah, hayır, boğamızı hadım etmek istiyorlar!”
Biz inekler öfkeyle de mööleriz: “Aptal elektrikli çit!” ve “Çocuklar, öküzlerle dalga geçmeyi kesin!” Bazen de mutlulukla mööleriz. “Çimen, gün ışığı ve parazitsiz bağırsaklar... Daha ne isteyebilirim ki?”
Elbette mutsuzken de möölüyoruz: “Annem öldü.” Soru sorarken de mööleriz: “Bu insanlar annemin bedeniyle ne yapacaklar?” Hatta kuşkuyla da möölüyoruz: “Çiftçinin bahsettiği şu Big Mac olayı kulağa hiç hoş gelmiyor.”

“İneklerin de insan olduğunu gösteren absürd ve komik bir hikâye!”
-Hamburger Morgenpost-

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Uğur demirci
  • Burcu Soylu
  • İrem
  • Şeker Kaplı Perişanlık
  • Koksinellide
  • Ş. Şirin YILDIZ
  • Burcu
  • Selay K

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%28.6 (2)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0