Yazar, Muinar karakteriyle güçlü, maceracı kadınların iç sesi oluyor.
Muinar bazen öfkeli bazen fazla cüretkar bir üslupla geçmişten günümüze gelen sosyal olayları anlatıyor.
Net bir şekilde sosyal eleştiri türündedir diyebilirim fakat olayların birbirinden kopuk olması neyi eleştirdiğini çözümlemeyi bir hayli zorlaştırıyor.
Beni etkileyen bir kitap olmadı.
Keyifli okumalar dilerim.
MuinarLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 2013251 okunma
MUNİAR özellikle Kadın Araştırmalarında okutulan inceletilen bir kitap.Bedenden bedene geçen ve yüzyıllardır yaşamayı başarmış bilge bir kocakarının yeni bulduğu kurbanı ile diyaloglarından oluşuyor.Aslında kadınlık ve kadın kimliğinin sorgulandığı ve kuşaklar boyu yaşandığı sorunları irdeleyen güzel bir kitap
MuinarLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 2013251 okunma
Türk edebiyatında mumla aranan feminist kadın yazarlardan: Latife Tekin.
Muinar farklı zamanlarda farklı kadın bedenlerine giren ve ölmeye hiç de niyeti olmayan dişi bir ruh. Binlerce yıldır süregiden bir kültürü alaşağı etmeye oldukça kararlı. İki büyük derdi vardır Muinar'ın: İnsanın doğaya, erkeğinse kadına hükmetmesi...
MuinarLatife Tekin · Can Yayınları · 2019251 okunma
Muinar , Elime’nin bedeninde var olan zamandan zamana, diyardan diyara konan göçen, bir ruh. Hor görülenlerin, dövülenlerin, Tanrılara kurban edilenlerin hikayelerini anlatan bir iç ses. Ve tüm bu kişilerin ortak noktası kadın olmaları. Kısa parçalı öykülerle örülen dişil dilin hakim olduğu ekofeminist bir roman olarak tabir edilen bir kitap yaratmış Latife Tekin. Tabularla, erkek egemen toplumla, doğaya kıyan insanla , kimliklerini yitiren kadınlarla hesaplaşmış Muinar ve Elime vasıtasıyla.
Zamanın başlangıcından beri erkek olmak çok zor. Hatta bu dünyadaki en zor şey. Ataerkil bir toplumda erkek olarak var olmaya çalışmak kadar zor bir şey tasavvur edilebilir mi, hiç sanmıyorum.
Muinar'ın Elime'nin sesiyle anlattığı hikayeleri dinleyince ve büyülü kısmı çıkartıp gerçekliğe odaklanınca kadın olmanın ne kadar kolay olduğunu anlıyor insan.
Altı üstü sürekli bir hor görme, aşağı sayma, insan sınıfına koymama gibi sorunlarla uğraşmış kadınlar tarih boyu. Oy kullanamamak, eğitim alamamak, iş hayatında var olamamak gibi basit şeylerle haşır neşir olmuşlar.
Mal gibi alınıp satılmaları, dövülüp sövülmeleri, tacizler ve tecavüzler, zorla alıkoymalar ise anlatmaya bile değmez.
Erkeklerin ise -hepsinin olmasa da- sünnet ve askerlik gibi devasa dertleri var.
Seni anlıyorum Muinar, sen de beni anla.
MuinarLatife Tekin · Can Yayınları · 2019251 okunma
" Muinar" dünyada yaşayan çok eski bir ruh ve bir gün " Elime" diye hitap ettiği bir kadının içine girip ona kendi yaşamından, Elime' den önceki konaklarının yaşamlarından ve ruhların sisteminden bahsettiği bir kitap. Kitapta ölümler, aşklar, savaşlar, iktidarlar kısacası her konuda bir şeyler okuyabilirsiniz. Lakin okuduğunuzu anlar mısınız, bilmem. Zira bende hepsi parça pinçik duruyor. Kitap hakkında inceleme yazarken şöyle bir düşündüm. Hani bazen kitap okurken yazar sonunda elimize somut bir şey verir ve kitabı anladığımızı hissederiz. İşin aslı ben bu kitabın sonunda o somut şeye ulaşamadım. Bunun dışında yazarın dili çok metaforik ancak çok Anadolu'dan biri. Yani okurken gerçekten hissettim Türk bir yazar okuduğumu. Latife Tekin' den okuduğum ilk kitap o yüzden başka kitaplarına da şans vereceğim ama benim için Muinar özelinde zor bir okuma serüveni oldu.
Büyülü gerçekçilik akımının Türk edebiyatındaki temsilcisi Latife Tekin'e göre, edebiyatçının işi, okuyucuyu da, kendini de memnun etmek değildir. "Ben kendi adıma, başkalarına iç dökmek için yazmıyorum...Ben kendimden yola çıkarak, bu dünyada ne aradığımızı anlama çabası içindeyim." der. İşte bu nedenle olsa gerek "Muinar" çıkar karşımıza.
On bin yaşındaki bir kocakarıdır "Muinar".
Sürekli şikayet eden, dırdırcı bir kocakarıdır o, Elime'nin içinde uyanan. Kadın olarak bu dünyada ne aradığımızı sorgulatır bizlere. İçinde uyandığı sayısız kadınların masalsı ve bir o kadar da acıklı öykülerini dinleriz Muinar'dan. Kulak verin ona...
"Çok ruhlu, çoğul bir varlık, içinde uyandığı kadınların ruhundan ruhuna bir parça duman eklemiş" dişil bir ruh o... Tanışın onunla, güneş insin kalplerinize...
Keyifli okumalar ️
Küçük bir not: Romanın içine politik mesajlar yerleştirilmiş olduğunu söylemek gerekir ancak kitabın bu yönüyle ilgilenmiyorum.
Okuyun, okutun ve kitapla kalın...
Muinar binlerce yıl yaşında marjinal bir ruh, zaman zaman Elime’ nin aklına girer ve geçmişte aklına girdiği kadınları anlatır.İncirlik üssündeki saklı nükleer füzelerden, iktidardakilerin gizli sırlarına , oradan çevre kirliliğine atlaya zıplaya anlatır, kızar , şikayet eder. Benim için okuması , anlaşılması zor bir kitaptı .
MuinarLatife Tekin · Can Yayınları · 2019251 okunma
Arka kapağa da yansıyan alıntı ile başlayalım:
"Dünyanın ne gücüne gidiyor biliyor musun Elime... Senin ırmaklarının, dağlarının yeri yanlış demek istiyor bu insanlar bana, kesiyoruz ormanlarını, doldurup düzlüyoruz kıyılarını, kırıyoruz tepelerinin burnunu... İşi doğrusuna getiriyoruz biz, beğenmiyoruz aldığın biçimi, acele soğumuşa benziyorsun, güzel olmamış kabuğun..."
Muinar "dişil ruh"... Onun pek çok bilgisi var bize aktaracağı. Önemli olan bu değil, yarım bırakıyor sözlerini, konuları kapatmıyor ama bize de bırakmıyor devamını. Üzerine beton dökerek değil çiçek ekerek yapıyor bunu. İyi de yapıyor bence.
İçinde uyandığı kadınları anlatıyor, içinde uyandığı son kadına. Onu beğenmiyor, tüm ruhların her birimize karşı hisleri de budur kanımca: Ölümsüzlük zor iş; biz, on yıl gencimizi beğenmezken o ne yapsın!
-----------------------------------------------------------
Feminist yazar Latife Tekin'in okuduğum ilk kitabı. Günümüzde, insan hakları bakımından gelişmiş toplumlarda feminizmin bir anlamı kalmadığını düşünen birisi olarak 'fikren' beni rahatsız eden hiçbir tarafı yok kitabın... Bu kitaptaki 'fikir derdinin' de feminist kaygılar içerdiğini düşünmüyorum. Bunlar 'insani kaygılar'...
İncelemeye başlarken kitabın bende bıraktığı his üzerine biraz edebî bir giriş yaptım. Çünkü edebî olarak çok zarif işlenmiş 'insani kaygılar' vardı. Öyle ki, dişil ruhun bedduaları bile zarifti.
---------------------------------------------------------------
Hangimiz kendimizle konuşmuyoruz ki!
En azından, zihni işleyen insanların kendileriyle içinden veya dışından konuşmasının normal olduğunu düşünüyorum. Belki de bunu yaparken, bize tayini çıkmış, içimizde aniden uyanmış veya mütemadiyen uyanan bir ruhla konuşuyoruzdur. Ona isim koymamış olmamız, onun bize ismini henüz
Muinar kadınların iç sesi, çığlığı, haykırışı bunlar çarpıcı elbette lakin anlatimda yer alan kopukluk bazı okurlarca rahatsız edici olmasada benim için bütünlük hissinden yoksun bırakıyor kitabı
MuinarLatife Tekin · Can Yayınları · 2019251 okunma
Latife Tekin, Türk edebiyat yazarıdır.
1957'de Kayseri'nin Bünyan ilçesine bağlı Karacahevenk köyünde doğdu. 1966'da 9 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a geldi. Ortaöğrenimini Beşiktaş Kız Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Telefon Başmüdürlüğü'nde kısa bir süre çalıştı. İlk kitabı "Sevgili Arsız Ölüm" 1983'te yayınlandı. Anadolu'daki köy yaşamı ve insanlarını masalımsı bir atmosferde ve "Yüzyıllık Yalnızlık" (Gabriel Garcia Marquez) tadında anlattığı bu ilk romanıyla büyük ün kazandı. Büyülü gerçekçilik akımına da yakıştırılan bu romanının ardından peş peşe diğer romanları geldi. Eserleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Hollandacaya çevrildi. Değişik üslubu ve yaklaşımıyla kuşağındaki edebiyatçıların önde gelen isimlerinden biri oldu.
Latife Tekin Bodrum Gümüşlük`te bir `Ebediyat Evi` projesi başlatmıştır. Garanti Bankası tarafından desteklenen proje, mimar
Hüsmen Ersöz'ün 1998 yılında hazırladığı mimari proje ile inşaata başlamıştır (1999). Ressam Hale Arpacıoğlu'nun, Koç Grubu şirketlerinden aldığı destekle, aynı mimari projenin bir parçası olarak Sanat Evi'nin yapımına başlanmıştır. Latife Tekin, Bodrum Gümüşlük'te, herkesin yazabileceği, tartışabileceği, sanatçıların büyük şehrin dağdağasından uzak eser üretebileceği bir mekanın tamamlanması için çalışmaktadır.Son olarak 2010'da "rüyalar ve uyanışlar" kitabı yayımlandı.
28 Aralık 2011 akşamı Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan etkinliğinde usta eleştirmenler Ömer Türkeş ve Semih Gümüş'ün konuğu olmuştur.