Bertolt Brecht'in Müzikal komedi türünde bir eseri...
Oyundaki çatışmalar, gücü elinde bulunduran kutsal ordu ve kirli işlerin içinde bulunan gangster çeteleri arasında başlıyor.
kitap diyaloglardan ibaret. ve bu diyaloglardan biri:
-Modern insanların çoğu, kutsal kavramlar üzerine konuşulduğunda, gülümseyerek "Tanrı yok ki" demeyi bir ilericilik, bir moda, bir marifet sayıyorlar. "Hani Tanrıyı kim görmüş?" diyorlar. Hatta ünlü bir Fransız astronomu, bir gazetede şöyle yazmış: "teleskopumla bütün uzayı taradım, ama hiç bir yerde sevgili tanrıya rastlamadım"...
teleskopuyla bütün uzayı taramış, ama sevgili tanrıya hiçbir yerde rastlamamış...Harika değil mi? Evet ama benim ona yanıtım şu olacaktır: sevgili Tanrıyı teleskopla göremezsiniz ki! Bunun için başka bir organ gereklidir. En güzel müziği bile, isterse Richard Wagner olsun, gözlerinizle dinleyebilir misiniz? En güzel resmi, ister Rembrandt'ın ister Rubens'in, kulaklarınızla seyredebilir misiniz? Edemezsiniz. Neden? Her biri için ayrı bir organa gereksinmeniz var. Üstelik yalnızca o organa sahip olmakta yeterli değil. Organın iyi ayarlanmış olması gerek. Sözgelimi radyoyu düşünün. Günün birinde birdenbire keşfediliyor ki, bütün dünyada, havada elektrik dalgaları gidip geliyor. Peki bu dalgaları hiç gören oldu mu? Hayır. Şimdi de göremezsiniz. Ama o dalgalar oradadır ve vardır. Eskiden beri vardı. Ama bir radyo aldığınız zaman bütün bu dalgaların varlığına tanık oluyorsunuz. Sonra bir düğmeyi çeviriyorsunuz; hiç bir şey işitilmez oluyor. Ama siz işitmezken de müzik havada dalgalanıyor! Düğmeyi yeniden çeviriyorsunuz; işte yeniden Her şeyi duyabiliyorsunuz.
Neden? Organı doğru ayarladınız da ondan.