Nietzsche (Emperyalist İrrasyonalizmin Kurucusu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
97
Gösterim
Adı:
Nietzsche
Alt başlık:
Emperyalist İrrasyonalizmin Kurucusu
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054822096
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epos Yayınları
Olağanüstü yetenekli bir insan olan Nietzsche, bir kültür psikoloğu, bir estetikçi ve ahlâkçıdır. Aydınlanmayı aşmış bir aydınlanma karşıtı, tutkulu bir ateisttir. Aforizmalarında muhalifliğin bütün unsurlarını bulmak mümkündür. Geleneklerin de, ideolojilerin de birey üstündeki totaliterliğine karşı durur.

Bütün baskıcı geleneklerden-ideolojilerden ve dinden bile sıyrılmayı vazeder özgürleşmiş insana.

Çok iyi tanıdığı ve reddettiği kendi dini olan Hıristiyanlığın, her dinden Tanrı’nın yerine, içinde daha yeni yaşamaya başladığı kapitalizmin muştuladığı özgürlükleri koyar.

Nietzsche felsefesinin merkezinde bütün ideolojik itirazları, bütün ideolojik tutumları yerle bir eden karşı konulmaz Özgürlük kavramı yer alır. Ama etik ve estetikle dolu aforizmalarındaki “özgürlük”, toplumdan ayrı bir baskı aygıtı olarak mülkiyet ve ayrıcalıklar düzeni içindeki yerini muhafaza etmektedir. Kendi sınıfının militanları olan ve istediği gibi bir hayat sürme hakkını talep eden burjuva entelektüellere özgü bir etik sunar daima. Düşüncelerinin düğüm noktasında, özgürlüklerin düşmanı kabul ettiği sosyalizmin savuşturulması yer alır. Bir anlamda Amerikan yüzyılının ahlâkî ideolojisini önceler.
Aforizmalarında târif ettiği estetik ve etik ilkeler, birey özgürlüğünü arar, savunur durur.

Elbette, estetik, etik ideolojilerde yankılanan özgürlük fikri, içtenlikli bir umutsuzluk halindeki onurlu entelektüellerde bir başkaldırı havasına dönüşür.

Bu nedenle kültürel dünyada yaşamakta olan entelektüellerin çok geniş bir çevresini kucaklayabilmektedir, onların toplumla, devletle ilgili sorunlarını zeki aforizmalarla aydınlatabilmektedir; aforizmalarında dile getirdikleriyle gayrı memnun entelektüellerin başkaldıran içgüdülerini aşırı devrimci gibi gözüken jestlerle doyuma ulaştırabilmektedir.
144 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"Şu andaki girişimleri, Nietzsche'yi Schopenhauer'in irrasyonalizminden ayırma ve onu Aydınlanma ve Hegel ile bağlantı içine sokma girişimlerini çocukça buluyorum; daha açık belirtecek olursam, onda Amerikan emperyalizmi adına uygulanan ve şimdiye dek yapılmış en alt düzeydeki tarihsel çarpıtmanın dile geldiğini görüyorum."

Gyorgy (veya Gyorg) Lukacs'ın bu eseri, Nietzsche hakkında tarih boyunca yazılmış en değerli eserlerden biri demek abartı olmaz sanırım. Kitabın uzunca bölümü Nietzsche felsefesi yazılmıştır, son bölümde ise Lukacs'ın Varoluşçuluk üzerine yazdığı üç kısa makaleyi okuyoruz.

Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Lukacs, akademik bir eser kaleme alıyor ve başta Nietzsche olmak üzere, okuyucunun bu kitabı okumadan önce önemli felsefî bilgiye sahip olması gerekir. Lukacs'ın temel tartışma konusu Nietzsche'nin kültürel ve tarihi üstünlüklerine karşın siyasi ve ekonomik düşüncedeki yetersizliği ve edebi zenginliği/etkileyiciliği nedeniyle bu yetersizliğinin göz ardı edilmesi, hatta yanlış anlaşılması. Lukacs bunu başlıca altı başlıkta inceliyor ve kendi eserlerinde sürekli olarak konudan konuya atlayarak, kafaları allak bullak eden Nietzsche'nin bu düşüncelerini çok iyi bir şekilde derleyerek okuyucunun önüne koyuyor.

Birinci bölüm "Nietzsche'nin Modern İrrasyonalizmin gelişmesindeki özel pozisyonu" adını taşıyor. Nietzsche, yukarıda da belirttiğimiz gibi Schopenhauer'ı takiben yazıyor ve Marx'la aynı dönemde yazması onu ayrıca önemli bir yere yerleştiriyor. Bu dönemde, ayrıca Alman siyasi birliğinin kurulması ve Dünya Savaşı'nın yaklaşıyor olması da bir başka boyut.

"İnsanlığın hakiki, asal yenilenmesinin gerçek, umut dolu filizleri özellikle de dekadanlıkta gizlenmektedir. Bu 'sosyal misyon' denebilir ki, daha baştan Nietzsche'nin yeteneğiyle, en içsel düşünce eğilimiyle, bilgisiyle uyum içindedir." cümlesiyle özetliyor Lukacs durumu.


Bu dönemde, Aydınlanma sonrasında düşünce dünyasında bir düşüş olduğunu görüyoruz. Nietzsche'nin kendi ifadesiyle alırsak,

"Sistematik yaratıcılarının hiçbirine güven duymuyorum ve onların tuttuğu yoldan ayrılıyorum. Sisteme yönelik irade onur eksikliğidir."

Bu yönelim, Hegelcilik ile birlikte çöken sistematik düşünceye karşı bir tepki olarak dünyaya geliyor. Bu yönelimi, daha önce Kierkegaard'da da görüyoruz ama Kierkegaard'ın eserlerinin o zaman dünyaya yayılmamış olması ve Nietzsche'nin dini düşünceler olarak daha farklı, çağdaşlarına çekici gelen üsluba sahip olması onu öne koyuyor.



İkinci bölüm, belki de en önemlisi: "Düşüncelerinin düğüm noktası:Sosyalizmin Savuşturulması"

Nietzsche'nin Nazizm ve Avrupa'da faşizmin yükselmesi ile özdeşleştirilmesi, Nietzsche hayranları tarafından genelde tepkiyle karşılanır. Lukacs ise burada özgün bir noktada duruyor ve Nietzsche'nin Nazizm'i savunmasa bile, açık bir şekilde sosyalizm karşıtı olarak cephe aldığını ve böylece faşizmi azdıran düşüncelere sahip olduğunu söylüyor. Kendi deyimiyle "uluslararası çok başlı ejderha" olan sosyalizm, yükselişiyle birlikte devletin kendisine karşı güvensizlik yaratıyor. Nietzsche, din konusunda ne kadar yenilikçi ise devlet konusunda da o kadar muhafazakâr bir tutum takınıyor. Sözde Alman milliyetçiliği karşıtı olan Nietzsche'nin asıl sorunu kitabın adında geçtiği gibi yeteri kadar agresif ve emperyalist olmamak.

"Eğer köleler istiyorsak bu durumda onları beyefendi diye yetiştirmek için budala olmalıyız."

Bu cümlede, Nietzsche'nin sosyalizm ve sosyal politika karşıtlığını tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Nietzsche'ye göre ideal toplum, efendi-köle diyalektiğine dayanır. Eşitlik, toplumun altına dinamit yerleştirmek olur.


Kalan bölümleri uzun uzadıya yazmayayım da ilgilenen okurlar, devamını kitaptan okusunlar... Genel olarak içerdiklerini yazalım...

_ Nietzsche'nin toplum filozofu değil sadece burjuva filozofu olması ve burjuva için etik yaratmaya çalışması.

_ Nietzsche'nin işçi sorununu, sadece ekonomik bir sorun olarak görmesi ve yetersiz bakışı.

_ Nietzsche'nin farklı ateizmi ve etik görüşü

_ Biyolojik bakış ve Darwinizm

_ Savaşçı gericiliği


Şu cümleyle kapatayım:

"Dekadanlık Nietzsche için evrensel bir sorundur ve Dionysos geleceğe gebe, olumlamaya layık dekadanlığının simgesi olarak, insanı felç eden, güçsüzleştiren kötümserliğe (Schopenhauer) karşıt olarak, içgüdünün kurtuluşuyla (Wagner) belirir."
"Fetişizm kısaca: Kapitalist ekonominin yapısı sonucu nesneler, şeylerin aracılık ettiği insanlar arasındaki ilişkilere, yani insan bilincine doğrudan doğruya yansırlar: insan ilişkileri nesneleşirler, şeyleşirler, toplumsal ilişkiler kristalleşen fetişlere dönüşürler."
"İnsanlığın hakiki, asal yenilenmesinin gerçek, umut dolu filizleri özellikle de dekadanlıkta gizlenmektedir. Bu 'sosyal misyon' denebilir ki, daha baştan Nietzsche'nin yeteneğiyle, en içsel düşünce eğilimiyle, bilgisiyle uyum içindedir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nietzsche
Alt başlık:
Emperyalist İrrasyonalizmin Kurucusu
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054822096
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epos Yayınları
Olağanüstü yetenekli bir insan olan Nietzsche, bir kültür psikoloğu, bir estetikçi ve ahlâkçıdır. Aydınlanmayı aşmış bir aydınlanma karşıtı, tutkulu bir ateisttir. Aforizmalarında muhalifliğin bütün unsurlarını bulmak mümkündür. Geleneklerin de, ideolojilerin de birey üstündeki totaliterliğine karşı durur.

Bütün baskıcı geleneklerden-ideolojilerden ve dinden bile sıyrılmayı vazeder özgürleşmiş insana.

Çok iyi tanıdığı ve reddettiği kendi dini olan Hıristiyanlığın, her dinden Tanrı’nın yerine, içinde daha yeni yaşamaya başladığı kapitalizmin muştuladığı özgürlükleri koyar.

Nietzsche felsefesinin merkezinde bütün ideolojik itirazları, bütün ideolojik tutumları yerle bir eden karşı konulmaz Özgürlük kavramı yer alır. Ama etik ve estetikle dolu aforizmalarındaki “özgürlük”, toplumdan ayrı bir baskı aygıtı olarak mülkiyet ve ayrıcalıklar düzeni içindeki yerini muhafaza etmektedir. Kendi sınıfının militanları olan ve istediği gibi bir hayat sürme hakkını talep eden burjuva entelektüellere özgü bir etik sunar daima. Düşüncelerinin düğüm noktasında, özgürlüklerin düşmanı kabul ettiği sosyalizmin savuşturulması yer alır. Bir anlamda Amerikan yüzyılının ahlâkî ideolojisini önceler.
Aforizmalarında târif ettiği estetik ve etik ilkeler, birey özgürlüğünü arar, savunur durur.

Elbette, estetik, etik ideolojilerde yankılanan özgürlük fikri, içtenlikli bir umutsuzluk halindeki onurlu entelektüellerde bir başkaldırı havasına dönüşür.

Bu nedenle kültürel dünyada yaşamakta olan entelektüellerin çok geniş bir çevresini kucaklayabilmektedir, onların toplumla, devletle ilgili sorunlarını zeki aforizmalarla aydınlatabilmektedir; aforizmalarında dile getirdikleriyle gayrı memnun entelektüellerin başkaldıran içgüdülerini aşırı devrimci gibi gözüken jestlerle doyuma ulaştırabilmektedir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • arifsahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0