Adı:
Öğle Uykusu
Baskı tarihi:
Mart 2002
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758456222
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birun Kültür Sanat Yayıncılık
Baskılar:
Öğle Uykusu
Öğle Uykusu
Eflatun'un ünlü 'mağara istiaresi'... Derdi olan herkes bilir bunu... İşte yazar bir nevi Üstad'ın düşüncelerini geliştiriyor bu eserinde. 'Hakikat'in bilgisi söz konusu olunca insanlar üç türe ayrılır:
Birinciler 'gölgeler'le yetinir. Mutludur bu insanlar; çünkü şek ve şüpheye düşecek bir fark edişleri yoktur. Yaşadıkları biriciktir çünkü; mutludurlar kendi sahici çadırlarında...
İkinciler -Tanrı sırlarını kutsasın onların- 'asıllar'la hemhaldir. Gölgelerin ikincil olduğunun farkındadırlar. Onlar bilirler, bilgindirler, bilgedirler... Her daim ayıktırlar kendi ocaklarında...

Üçüncüler ise öğle vakti çıkmıştır dışarıya; 'asıl' ile 'gölge'nin örtüştüğü, karıştığı bir anda... Bilgileri karışıktır dolayısıyla: Biraz gölge biraz asıl.. Onun için kafaları karışıktır bu kişilerin... Çözüm ne? Yazar bunu öneriyor bu eserinde: "Öğle uykusuna yatmak". Bu kitap da "kafası karışıklar için kılavuz"... Öğle uykusu kafa karışıklığını gidermez yalnızca, bir de vahşi sömürgeci sermayeciliğin üretim-tüketim fasid dairesine çomak sokar, tüketimi düşürür - ne güzel bir duygudur bu -...
(Arka Kapak)
180 syf.
·9/10
İbrahim Paşalı…
Kayseri Kitap Fuarını gezerken kitap kapağı ve ismi dikkatimi çekti ve bir aralar ismini duymuştum,aldım ve iyi ki tanıdım diyorum…

Hayatını doludizgin yaşayan bir delikanlı ya da standartların üzerinde yaşayan bir "düşünür”imajı verdi bana.
Satır aralarında Hiç ummadığınız yerlerde birden bire çıkıveriyor karşımıza.

İlk okuduğum kitabı Entelektüellerin Hurafeleri.
Soluksuz okudum diyebilirim ve hemen ilgili kitap Öğle Uykusunu aldım diyebilirim.
Sebep mi;
Bir yazarda benim ilk aradığım içtenliktir hatta toplumsal hayatta da bu düsturumdur.
Samimiyet varsa yanlışlıkların düzeleceğine,güven duygusunun kazanılacağına inananlardanım.

Ve bu devirde en büyük sıkıntılarından başında konjonktür tarzı haberlerin,yazıların,kitapların var olması…
İbrahim PAŞALI da bu tavrı görmedim,hissetmedim,okumadım…
Ve örnek aldığı şahısları incelediğimde;
İhsan Fazlıoğlu,Atasay Müftüoğlu,Dücane Cündioğlu ve İbrahim Tenekeci gibi aynı çizgide olan yazarları görebiliyorsunuz.

Düşünce bağlamında ele aldığımızda hurafelere karşı net tavrını güzel örnekler ile ifade etmiş.
Fikirlerin olmadığı yerde hurafeler savaşır mottosu ile ilmin ne kadar elzem olduğu yazılarında vurgulamış.

Günümüz insanının en büyük sıkıntılarından ise ideolojilerin değerleri doğrultusunda hareket etmeyerek genel tercihin estetik olduğunu, neticesinde de illüzyon tarzı bir yaşamımız olduğunu ,her tarafımızın estetik yalan ve yanlışlarla çepeçevre sarıldığı teşhisini koymuş.

Bir eleştiri de günümüz reklam yazarlarına:))
Çok satılan kitaplar yerine gerçekten kayda değer nitelikli kitapların tercih edilmesi gereğini vurgulamış ki sonuna kadar katılıyorum.

En çok ilgimi çeken tespit ise Niyazi Mısrinin dilinden ‘’ Metefizik Eşcinsel’’…
Günümüzde öyle tipler çoğaldı ki bunlar ne alim ne de cahil.
Halkın yanında alim,alimin yanında cahil görünürler ve bunlardan bir şey öğrenilmez ve bunlara öğretilemez.
Çünkü insanın dilinde sadece sevdiklerinin dili olmalıdır sözü ile öz’e vurgu yapmış…

Kitaba dair söylenecek çok şey var, yazacaktım ama vazgeçtim:))

Hamiş;
Bu kitabın kitaplığınızda bulunması elzemdir derim.
Ve en kısa zamanda İbrahim PAŞALI ile tanışmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Keyifli okumalar…
180 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İbrahim Paşalı'nın gazetede yayınladığı yazılardan oluşan bir kitap.Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ikinci kez okudum.Gayet akıcı ve hafif bir dili var kesinlikle sıkmıyor. Hatta bazen bırakmıyor, hem hemen bitsin hem bitmesin istiyorsunuz.Yazarla hassasiyetleriniz de aynı doğrultuda olunca tadından yenmiyor. Kitabın adı da gayet alakalı çünkü kendinizi dünyanın karmaşasından çekip biraz kendinizi ve etrafınızı dinlemenizi sağlıyor. Kısa bir süre olan ama güne devam edebilmenizi sağlayan bir öğle uykusu gibi. Daha bir sürü şey yazılabilir ama en iyisi siz alın okuyun.
180 syf.
İbrahim Paşalı, “Öğle Uykusu’nda” bir nevi üslup dersi veriyor okuyucusuna. Paşalı, kavramları, değeleri, geçmişi, asıl olanı hatırlatıyor ve bir de estetiği, güzel olanı.

Yanlış duraklardaki oyalanışlarımızdan da bahsediyor Paşalı. Hafızamızı unuttuğumuz yerleri hatırlatıyor bizlere. Ve tekrar hatırlatıyor ki bizler de hafızamızı sürekli yarı yolda bırakıyoruz. Fıtratımızı her unuttuğumuzda yapıyoruz bunu üstelik.

Popüler olanın bize dayattıklarına ram oluyor çoğu zaman. Olması gerekenleri bir kenara bırakıp olanlara kaptırıyoruz kendimizi. Ve sonra geriye dönüp baktığımızda doğruları göremiyoruz. İşte tam olarak bunu anlatıyor İbrahim Paşalı. Yüzünü Paris’e Londra’ya çevirenlere tekrar hatırlatıyor yönü. Diyor ki; “Yanlış yerde durarak doğruları göremezsiniz, doğru göremezsiniz!”

“Bir yazıyı kurmak, bir saati kurmak gibidir” diyor Paşalı ve devam ediyor, “zamanı geldiğinde uyandırır yazarı da okuyucuyu da.” O halde hayatı her an o an’mış gibi yaşamak gerekiyor. Hayalleri gemileri yakar gibi yakan Tarık bin Ziyad’ı unutmamak.

Son bir cümle ise kitabın önsözünden gelsin Zarif Üstad Cahit Zarifoğlu’na atıfla: “Allah’ım bu yazıları beğeneceğini umuyorum, bağışlanmamı diliyorum.” Bu cümle bile bir dünya görüşünü, hayata karşı duruşu en güzel şekliyle özetliyor.

İncelemelerde adetten oldu. Kitabı okumaya sevk eden satırlar ise;

“Süleymaniyenin karşısında,
Tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum
Tesbih çekiyorum;
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum.” idi.

Yazanın kalemine, okuyanın gönlüne inşirah olsun…
180 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Yazarın farklı konular üzerine yazdığı yazıların toplandığı bu kitapta bir çok konu üzerine durup düşünüyorsunuz. Baktığımızla gördüğümüz daha doğrusu bize gösterilen şeylerin farklı olduğunu hissediyorsunuz. Aslında insanlara direkt görüşlerini benimsetmeye çalışmak yerine tam tersine sadece fikir belirtmiş bunu yaparken de sizi araştırıp kendi kararlarınızı vermeye yönlendiriyor. Ele aldığı konular genel olarak islam üzerine konuşulan bir çoğumuzun diline yapışmış ifadeler, doğru olduğunu düşündüğümüz yargılar. Akıcı ve sade bir dille yazılmış. Bazı bölümlerinden sıkılırken bazıları hiç bitmesin istiyorsunuz okurken. Düşünmemiz gereken, farkında olmadığımız birçok konuyu karşımıza çıkarmış aslında. Ya da sürekli karşımıza çıkan konulara baktığımız yanlış açılardan bahsetmiş. Herşeyden ziyade yazarın kendi fikirlerini paylaştığı bir eser olduğu için kişilerde farklı etkiler bırakabilir ama beni etkileyip düşündüren ve zamanın yoğunluğundan uzaklaştıran bir eserdi. Okumak keyifliydi...
158 syf.
·2 günde
Kitaba da yazara da şans eseri rastlamış olmak bu kitabı okuduğumdan daha çok mutlu ediyor beni. Diyorum ki; demek ki hâlâ umut var, hâlâ Allah'ın sana inancı ve sözleri bitmemiş Gökçe. İlk karşılaşmamız Entelektüellerin Hurafeleri adlı kitapla oldu, İbrahim Paşalı'yı da ilk o zaman gördüm yani tam 1 hafta önce. Ne kadar da büyük kayıp. İbrahim Tenekeci'nin, Tarık Tufan'ın yanında yeni görmek olur muymuş? Oluyormuş. Bu da üzücü bir tarafıydı kitabın.

Kitabın ismi gibi, kitabımız da öğle uykusu dinginliğiyle karşılasaydı keşke beni. Belki de öğlene kadar uyuyup öğlen de bir daha uyuyamamanın huzursuzluğu.. Belki de o dinginliği alabilmek için olan yeterli koşulları sağlayamamışızdır, Nuri Pakdil'in dediği gibi bir yazar olamamışızdır mesela.

Kitabı herkesin okuması taraftarı değilim, okunsa da anlaşılmayacağını oldukça iyi biliyorum. Cümleler oldukça hafif olmuş olsa da insanın yüreğine yüklediği his oldukça ağırdı. Anlaşılamamaktan kastım da ruhumuzun o mertebede olmayışındandır; düşünmüyorsak ve inanmayacaksak Süleymaniye'yi yapan insanları veya reklamların hedefini anlayamıyorsak bu kitabı anlayabilir miyiz? Benim anladığım kesin mi sanki de size bunları söylüyorum, asla. En azından anladığımı rahatça söylerim belki ama bir kere daha bu konular üzerine düşündüğümde yazarımız gibi düşünebilir miyim? Bilmiyorum. Alışkın olmadığım düşünme tarzı değil tabii. Sosyoloji'de her şeyden şüphe etmeyi, reklamların bilinç altı kaynağı olduğunu, şehirlerin düşüncelere göre şekillendiğini, siyasetin bir oyun aracı olduğunu öğrendik ama öğrenmediğimiz bazı şeyler de yok değil. Biz herkesin ilerlemecilik fikrine göre hareket etmeyeceğini hatta ilerlemecilik diye de bir şey olmadığını öğrendik. Ama söylenmedi ki bize; Osmanlı veya Türkiye ilerlemek istese bile ilerlemeyeceğini çünkü bizim dinimizin de toplum yapımızın da farklı olduğunu. Veya ne kadar feminist kitap okudumsa denilmedi ki bana, kadınların ayakları hep yere bastığı için erkeklere nazaran aşağıda olduğunu bu yüzden düşemediklerini ama erkeklerin hep düşüş ve parçalanış içinde olduklarını..

Modern insan kimliğinizden bir nebze uzaklaşabildiyseniz alın okuyun, yok eğer uzaklaşamadıysanız biraz vakit verin kendinize, yazara kızmanızı istemem pek tabii.
180 syf.
·6/10
Ilk defa okuduğum bir yazar olmasına rağmen üslubunu beğendim. Farklı üslubunun yanı sıra değindigi konular çarpıcı ve düşündürücü. Kanayan yaralara değinen bir kitap. Beyin fırtınası yapmak istiyorsanız okumalisiniz.
180 syf.
·9/10
Bizim kültürümüz batılı kültürü ilgilendirmez, batılı kültür de bizi...
Bir bağ kurmanın olmayacağından, karşılaştırma yapmanın yanlış olduğunu savunur.
Farklı çarpıcı geldi.
Kitap fuarında profil standında bulunan beyefendi tavsiyesi idi. beğendim :)
180 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Öğle uykusu gerçekten adına benzer bir kitaptı.kısa, tatlı ve dinlendirici.kendi çapında benzerlerinin en iyisi diyebilirim.kendine has uslubunu ve farklı cümlelerine hayran olmamak ne mümkün?en çok hoşuma giden şu cümle oldu:süleymaniyenin karşısına oturdum tesbih çekiyorum:seni seviyorum seni seviyorum...bence okunmalı ve bir adet alınıp gün aşırı okunmalı ki etkisini her daim, şifa niyetine, korusun.insanlar estetiği öğrensin tarihini öğrensin.iyide bu küçük kitaba tüm bunlar nasıl sığdı diyecek olursanız onu yazarın ustalığına bırakalım ve ellerimiz çebimizde,dudağımızda inşirah suresiyle yürüyelim... 
158 syf.
·Beğendi·10/10
Akıl vicdan ve görmek hiç bukadar net olmamışdı.Yazar bu kitapda olanları gördüğümüz gibi değil olduğu gibi asli bir biçimde ele almışdır.En can alıcı yeri Mevlana'dan yaptığı alıntıdır.
180 syf.
Yazarın değindiği konular çarpıcı ve düşündürücü.Çeşitli konularda farklı bakış açısı. Okuduğunda "Aslında doğru " diyor insan. Altı çizilicek çok cümle barındırıyor. Okuyup rafa koymaktan ziyade üstüne düşünülmesi, konuşulması gereken bir kitap.
Kararsızlık, leke gibidir. İnsanın sevdiklerinden ve sevmediklerinden emin olmadan geçirdiği günler, kirli günlerdir. Neye dokunsa kirletir insan. Şüphe çoğaldıkça çoğalır. İhtimaller bataklık gibi yavaş yavaş yutar insanı. Battığını çoğu zaman fark etmez insan..
Otururken, yürürken, yatarken İnşirah Suresini okumak farz oluyor nefes alabilmek için.
"Feinne meal-usri yusrâ, inna meal-usri yusrâ."
(Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık!)
Kimse haklı olup olmamayı önemsemiyor, güçlü olmayı önemsiyor herkes. İlerlemeden bahsediyorlar, kimse insan kalmaktan, çocukken sahip olduğumuz o saflığı muhafaza etmeye çalışmaktan bahsetmiyor.
Bir Kur’an cümlesi,
Bir bebeğin kokusu,
Bir kadının gözleri,
Bir ıhlamur çayı,
Bir gece namazı,
Bir insanın alın teri
Allah’ın ayetlerindedir, kutsaldır.
Süleymaniye'yi yapabilecek imkâna sahip olan adamlar niçin apartman yapmadılar? Yapamadılar mı, yapmadılar mı?
Yapmadılar. Bunun bir tercih olduğunu geç de olsa anlamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öğle Uykusu
Baskı tarihi:
Mart 2002
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758456222
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birun Kültür Sanat Yayıncılık
Baskılar:
Öğle Uykusu
Öğle Uykusu
Eflatun'un ünlü 'mağara istiaresi'... Derdi olan herkes bilir bunu... İşte yazar bir nevi Üstad'ın düşüncelerini geliştiriyor bu eserinde. 'Hakikat'in bilgisi söz konusu olunca insanlar üç türe ayrılır:
Birinciler 'gölgeler'le yetinir. Mutludur bu insanlar; çünkü şek ve şüpheye düşecek bir fark edişleri yoktur. Yaşadıkları biriciktir çünkü; mutludurlar kendi sahici çadırlarında...
İkinciler -Tanrı sırlarını kutsasın onların- 'asıllar'la hemhaldir. Gölgelerin ikincil olduğunun farkındadırlar. Onlar bilirler, bilgindirler, bilgedirler... Her daim ayıktırlar kendi ocaklarında...

Üçüncüler ise öğle vakti çıkmıştır dışarıya; 'asıl' ile 'gölge'nin örtüştüğü, karıştığı bir anda... Bilgileri karışıktır dolayısıyla: Biraz gölge biraz asıl.. Onun için kafaları karışıktır bu kişilerin... Çözüm ne? Yazar bunu öneriyor bu eserinde: "Öğle uykusuna yatmak". Bu kitap da "kafası karışıklar için kılavuz"... Öğle uykusu kafa karışıklığını gidermez yalnızca, bir de vahşi sömürgeci sermayeciliğin üretim-tüketim fasid dairesine çomak sokar, tüketimi düşürür - ne güzel bir duygudur bu -...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 181 okur

  • Sumeyye Kandemir
  • nihâl
  • Rasim Doğan
  • Rümeysa
  • Atike binti Zeyd
  • Başaran
  • ah murat
  • Semra Aydın
  • Murat İslam
  • Nurten Altın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%34.6
25-34 Yaş
%34.6
35-44 Yaş
%19.2
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.6
Erkek
%22.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.1 (15)
9
%22.1 (15)
8
%20.6 (14)
7
%1.5 (1)
6
%2.9 (2)
5
%0
4
%1.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0