Ölüm Tüneli

Susan Sontag
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı:
357
Basım Tarihi:
Şubat 2006
İlk Yayın Tarihi:
1967
Yayınevi:
Agora Kitaplığı
Orijinal Adı:
Death Kit
ISBN:
9789944916080
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:

Yorumlar ve İncelemeler

Ölmek fazla çaba istiyor.
Puan vermedi·357 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2024 18:27
..salt bir roman da değil, bir tür, tarifi mümkün olmayan, aşkın ve ölümün peşindeyken ikisine de tutku kertesinde bağlanmış bir deneyim; kısmen roman, kısmen cinayet öyküsü, kısmen felsefe, kısmen de rüya. .. dili olabildiğince ürkütücü, merak çelici, huzur kaçırıcı, yüzleştirici; kahramanını da okurunu da deşip kanırtırcasına vicdanına baktıran bir bakışa sahip. Sağlam bir kurgu, yoğun cümleler ve belgesele yakın gözlemlerle modern çağın şiddetini lanetleyen, Amerikan vicdanının gizli kalmış oyuklarında gezinen, Kafkaesk bir fabl belki de. Arka Kapak tanıtım fragmanı Onlarca sıfatı olan Diddy.. Hain, yardımsever, iyiliksever, kaçık, uçuk, tükenmiş, komedyen, masum, çılgın, gözü pek, ahlaksız, röntgenci, ahmak, saf, centilmen, canavar, şeytani, ısrarcı, küstah, ödlek, kahraman, .. Tüm bu sıfatlarla saf aşk ve ölüme tutku derecesinde yürüyüş hikayesi.. Hayal ile gerçek Rüya ile gerçek girift.. Puslu bir hikaye.. Hayatını yalnızca alışkanlıktan dolayı sürdüren insanlar, yoğun bir sıvının için­ deymiş gibi hareket etmeye alışıktırlar. Hayatlarını ancak bu şekilde sürdürebilirler. Yaşamaları, görmemelerine bağlıdır. Fakat bu sıvı buharlaştığı zaman, sansürsüz, pis kokulu, rezil bir alt-hayat çıkar ortaya. Lanetlenmiş şehirlerin yıkıntılarıy­ la kaplı kayıp kıtalar, hırıltıyla son nefeslerini verirken donup kalmış kadim yaratıkların eti dökülmüş iskeletleri, benzersiz bir vahşet manzarası belirir gözler önünde. İskeletlerin ve terk edilmiş şehirlerin insani bir yönü olduğu söylenebilir. Ancak kayıp, insanlıktan uzak doğa için geçerli değildir bu. İnsan bakışından, insanların dikkatli nazarları ve tutkuların­ dan bunca zamandır uzak kalmış çıplak Tyrrhenia dağları, gezegen üzerindeki başka, bilinen dağlara hiç benzemez. Cı­lız havada nasıl da titrer ve
Edebiyat
Ölüm TüneliSusan Sontag · Agora Kitaplığı · 200693 okunma
10/10
·408 syf.··
2024 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2024 00:00
Enfes bir anlatım Coşkuyla abartma dürtümü frenleyerek biraz kitaptan bahsedeyim. (Şimdi) bu anlatımı da abartmalı :) Parantez içinde (şimdi) (artık) yazmak bir Susan Sontag detayı. Ölüm Tüneli, Susan Sontag’ın 1967’de yayımlanan ikinci romanı. Büyük bir savaşın ardından değişen, ilerleyen modern dünyada yaşamı kurgulamış diye genelleyebilirim. Adından da anlaşılacağı gibi ölümlerin olduğu bir yaşam bu. Bireyselliğin kaybı, bireyin parçalanışı, yabancılaşması, görülme arzusu, şirketlerin kontrolü, nesneler dünyasında değersizleşen insan yaşamı gibi meselelere odaklanıyor. Diddy adlı bir şirket çalışanı, bindiği tren arıza yaptığında tünelde bir işçiyi öldürüyor. Ve işlediği suçu trendeki kör bir kıza itiraf ediyor ancak kız ona kompartmandan ayrılmadığını söylüyor. (Arka kapaktan fazlasını yazmadım, kitabın başı ayrıca.) Diddy’in bu olay sonrasında yaşadıklarını okurken modern insanın sorunları da okuyoruz. Zaten bir tren sadece bir tren değildir, modernizmin simgelerinden. Tabii tünel de sadece bir tünel değil. Nitekim sonunda tünel 20. yy’ın ölüm galerisine dönüşüyor. Psikolojik bir kurgu; gerçekliğin rüyalara yansıması, iç hesaplaşmalar, çözümlemeler vs. Müthiş bir anlatımı var. Karakterine karşı acımasız, alaycı ve yargılayıcı bir anlatıcı. Sınırlı üçüncü şahıs anlatıcı ile birinci çoğul şahıs anlatıcı değişiyor (o-biz), zaman değişiyor, tekrarlar kullanıyor. Örnek görsel ekledim. #duyguşahin çevirisi Umarım es geçmezsiniz bu kitabı, benim için yılın en iyilerinden, hayır zamansız en iyilerden… * Son görsel: Diddy, Watkins Company çalışanı, kubbeyi merak edip bakmıştım. Şurada instagram.com/p/C3DJ-WyqzwJ/?...
Ölüm TüneliSusan Sontag · Can Yayınları · 202493 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2024 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2024 14:28
Yazarın üslubunun kendine güvenli hali klostrofobik havanın kasvetini kırıyor. Amerikalı yazarların en duygusal diyaloglarda bile yaratabildiği mizahi ögeler burada çok işe yaramış. İçinde yaşadığımız toplumda gerçek görsek dahi gerçek gelmiyor . Burada da rüya neredeyse gerçekten daha deneyimlenmiş geliyor . Diddy , bir anti karakter mi ? Diddy her birimiz olabiliriz. Onun kaygıları hatta rüyaları kendisinden daha gerçek. Çünkü modern insanın gerçeği emin olamadıklarında gizleniyor. Susan Sontag'dan ilk kitabımdı ve çok sevdim.
Ölüm TüneliSusan Sontag · Can Yayınları · 202493 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2024 05:50
An itibariyle kitabı bitirdim(05:45). Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar yorulmamıştım... Yazarın anlatımı başlarda zorlayıp gözümü korkutsa da sonrasında su gibi aktı. Gerçek-rüya arasındaki o kurgu aktarımı şahaneydi benim için. Bence psikolojik-gerilim konulu bir eser. Türü seviyor ve kendinizde okuma gücü bulursanız tavsiyemdir. Bir puanı kırma nedenim; başlarda zorlanmam ve bazı yerlerde sıkılmamdan kaynaklı. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim. Algılarınızı açık tutmayı unutmayın
Edebiyat
Ölüm TüneliSusan Sontag · Can Yayınları · 202493 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 19:00
Gereğinden fazla sabırla okuduğum bir kitaptı. Hiçbir yoruma aldırış etmeden tamamen kendi okuma deneyimime göre kitapla ilgili ilk söyleyeceğim şey bu. Bir beklentiyle bu psikolojik gerilim nereye varacak diye düşünürken aslında hikayedeki tüm rüyaların, mekanların, kişilerin tuhaf bir yapaylık barındırdığını fark ediyorsunuz. İşte bu noktada kendinizi, güzel bir okuma deneyiminden çok, ben ne okuyorum niye okuyorum sorularını sorarken buluyorsunuz. Aslında yazar, karakterin psikolojisini ayrıntılı ve şüpheye yer vermeyecek kadar net yansıtıyor. Ancak diyaloglara bakıldığında, kitap bağlamdan kopuk cümleler içeriyor ve bu, anlatımı basitleştiriyor. Karakterin ruh hali bu kadar derin ve karmaşıksa iletişimindeki bu basitlik neden? Okur olarak karakteri anlama, onun psikolojini yakalama, onu tanıma isteği uyandırmadı bana bu anlatım. Diddy rüya ve gerçek arasında her türlü duyguya, kişiliğe bürünüyor. Onun hayatı ve hisleri bir film şeridi gibi yansıyor aslında. Sorun şu ki bunu yansıtan yazar değil, yazarın kelimelerinin anlattığı da bu değil. Bunlar tamamen okurun kendi anladığı, kendi istediği ve hissettiği. Adını koyamıyorum ama bu kitapta derinliği engelleyen, bir noktada okuru kişilerden, durumlardan koparan bir şeyler var. Bu tür kitaplara ilgi duyan okurların ne demek istediğimi anlayacağını düşünüyorum. Özetle evet bu bir psikolojik kurgu ve psikolojik yönü de oldukça başarılı. Ama bu başarıyı sağlayan kim? Bence bir okur, yazarının anlatamadığı kelimeleri gerçek değerlerinde anlayıp yorumlamayı kendine görev edinmemeli çünkü bu çok yorucu.
Edebiyat
Ölüm TüneliSusan Sontag · Can Yayınları · 202493 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Susan SontagYazar · 19 kitap
Sontag, New York'ta, her ikisi de Litvanya ve Polonya asıllı Yahudiler olan Mildred (kızlık soyadı Jacobson) ve Jack Rosenblatt'ın kızı olarak Susan Rosenblatt adıyla dünyaya geldi. Babası Çin'de bir kürk ticareti işletmesi yönetiyordu ve Susan beş yaşındayken 1939'da orada tüberkülozdan öldü. Yedi yıl sonra, Sontag'ın annesi Amerikalı asker Nathan Sontag ile evlendi. Susan ve kız kardeşi Judith, resmi olarak evlat edinilmeseler de üvey babalarının soyadını aldılar. Susan bir yandan mutsuz bir çocukluk geçirirken kitaplara sığındı ve 15 yaşında North Hollywood Lisesi'nden mezun oldu. Şikago Üniversitesi'ne gitti. Felsefe, antik tarih ve edebiyat alanlarında dersler aldı. Sontag, 17 yaşında 10 günlük bir flörtten sonra Chicago Üniversitesi'nde sosyoloji hocası olan yazar Philip Rieff ile evlendi; evlilikleri sekiz yıl sürdü. Çoğunlukla denemeler yazdı, ancak romanlar da yayınladı; 1964'te ilk büyük çalışması olan "Notes on 'Camp" adlı makalesini yayınladı. Sontag, Vietnam Savaşı ve Saraybosna Kuşatması da dahil olmak üzere, çatışma bölgeleri hakkında yazılı ve sözlü olarak veya bu bölgelere seyahat etme konusunda oldukça aktifti. Fotoğraf, kültür ve medya, AIDS ve hastalık, insan hakları ve sol ideoloji hakkında kapsamlı yazılar yazdı. Yazıları ve konuşmaları tartışmalara yol açtı ve "neslinin en etkili eleştirmenlerinden biri" olarak tanımlandı. Yazılarının yanısıra dört film yazıp yönetti ve ayrıca birkaç oyun yazdı. Sontag, 28 Aralık 2004'te 71 yaşında New York'ta akut miyeloid lösemiye dönüşen miyelodisplastik sendromun komplikasyonlarından öldü. Paris'te Cimetière du Montparnasse'ye gömüldü.