O N U R
“Güvensizlik, insanın içini kemirip tüketen bir duyguydu.”
“Hayat iyi ve kötü yüzünü mutlaka gösterirdi. Mutlak bir biçimde zaman geçerken bir çentik atmadan ilerlediğini düşünmek mantıklı değildi.”
“Ecele mâni olunamaz, herkesin başına her an bir şeyler gelebilir. Bu olasılık her dem var. Önlemek ya da kaçmak içinse yaşamımızı bir fanusta sürdüremeyiz.”
✏ Yasemin, Murat, Selim, Didem, Ali, Burcu, Yeşim, Buket, Selçuk, Cem, Melek, Sibel, Zekeriya bey, Adnan, Sema, Müge, Orhan bey, Nazan, Prof Dr. İbrahim Kılıç, Nazlı, Kübra, Selin, Çağla, Osman & Hatice Korkmaz, Alper, Akın Kurt, İklim, Hakan, Ahmet, Gonca, İlkay, Sarp, Kenan, Derviş, Ebru, Mualla, Dilara, Belma, Bay James, Aytaç, Rebecca, Melodi, Pınar, İnci, Merve, Çiğdem, Eda Tandoğan ve Metehan ile dizi tadında bir kurgunun içerisinde beraberce yol aldık. Bu kadar fazla karakter olmasına rağmen hiçbiri kafa karıştırmaya sebep olmadı. Yazarımız kişileri o kadar güzel ifade etmiş, yaşananları o kadar güzel anlatmış ki okurken onların arasında gibi hissediyor okuyucu. Murat’ın şifreli mesajları da bir başka güzel ayrıntıydı. Yasemin ve Selim ile birlikte bende mesajın içeriğini anlamaya çalışırken epey düşündüm.
✏ Eseri okurken sanki Yasemin ile o iş yerinde çalışıyormuş gibi hissettim. Her dakika Yasemin’in yanındaydım. Adnan ve Zekeriya karakterlerini hiç ama hiç sevmedim. Yapmış oldukları davranışlardan dolayı onları boğasım geldi… Zaten Zekeriya’nın ismini ilk okuduğumda itici gelmişti. Hislerim yine yanıltmadı beni. Yaseminin insanlara güvenmeyişine ve özellikle ikili ilişkilerdeki düşüncelerine hak veriyorum. ( Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer demişler. ) Yasemin Osman & Hatice çiftinin evine gittiğinde Alper’in odasında göz gezdirirken, onunla birlikte bende dağıldım… :(
✏ Yasemin’in sosyal