Bazı kitapları bir tek cümle için olsun okumaya değiyor. Bu sabah bu kitaba serviste başladım öylesine. Sıkça sorulan sorular hep bildiğimiz şeylerdir dedim ama aslında her şeyi bilmenin mümkün olmadığı da bildiğim şeylerden biri. Kısacası hiç bir kitabı boşuna okudum demeyeceğim. Günlerdir kafamı kurcalayan bir sorunun net cevabını bu kitapta buldum. Şöyle de diyebiliriz: Sorunun nasıl sorulacağını buldum burada. Sonra gayet kolay bir şekilde araştırabildim. Yani neyi nasıl soracağını bilmek de önemli. Basit bir olayın bazen birden fazla açıklaması olabiliyor. Aynı zamanda ilmihalde de oruç bahsine geçtim, okuyordum daha ama orada dahi net bir ifadeye henüz rastlamamıştım. Çok şey yazıyordu ama o sorunun net cevabı yoktu. Çünkü soru yoktu ilmihalde, bilgiler vardı ve ben birleştirememiş ya da kendime fetva çıkartmak istememiş olabilirim. Tabi soruyu bulup o şekilde sorunca ilmihalden de cevabımı aldım. Neyse, insanlık için küçük benim için büyük bir sorunu da böylelikle hallettim diyelim. Çok mutlu oldum sabah sabah.
Teşekkürler Diyanet. Eyvallah.