Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·60 syf.··
2025 17. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 19:09
Türk edebiyatının dört aruzcusundan biri olan, divan şiiri ile modern şiir arasında körü olarak kabul edilen Yahya Kemal'in Rubailerinin toplandığı ilk bölüm ile Ömer Hayyam'ın Rubailerininden derlediği ikinci bölümden oluşan ölümü sonrası oluşturalan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından Baha Matbasında 1963 yılında yayınlanan kitap. Eski dilde yazıldığından anlamı bilinmeyen -unutulmuş- birçok kelime olduğundan dörtlükleri anlamak kolay olmuyor. Bol bol kelimelerin anlamına bakmak gerek.
RubâilerYahya Kemal Beyatlı · Baha Matbaası · 1963183 okunma
9/10
·112 syf.··
2026 48. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 11:02
Yahya Kemal, Türk edebiyatının sadece bir şairi değil, aynı zamanda mazi ile istikbali dil köprüsüyle birbirine bağlayan bir mimardır. O, Türkçeyi bir "süt dişi" saflığında ve mermer titizliğinde işleyen, aruzun musikisini dilimizin doğal ritmiyle birleştiren dev bir şahsiyettir. Onun mükemmeliyetçi sanat anlayışının en zarif ürünlerinden biri olan "Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş" bir tercemeden ziyade, Doğu’nun rintlik felsefesini Türk ruhuna nakşeden bir “yeniden inşa” harikasıdır. Yahya Kemal, Hayyam’ın varoluşsal derinliğini kendi neoklasik estetiğiyle harmanlayarak aruz veznini Türkçenin imkânları içinde bir nehir gibi akıtmıştır. Bu eser, Türkçenin bir dâhinin elinde ne denli asil bir forma bürünebileceğinin en somut kanıtıdır. Aynı zamanda bu eser, sanatkârın ruhunun başka bir sanatkârda nasıl zuhur ettiğini de gösterir.
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · Yapı Kredi Yayınları · 2004183 okunma
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 10:47
Bu kitapta, Divan edebiyatının son temsilcilerinden Yahya Kemal’in sevdiği bir tarz olan rubai tarzında yazılmış şiirleri ve Ömer Hayyam’ın rubailerinden yaptığı çeviriler yer alıyor. Ömer Hayyam’ı hangi çeviriden okumuş olursanız olun, mutlaka Yahya Kemal’den de okumalısınız, özellikle edebiyata özel bir ilginiz varsa. Yahya Kemal, Hayyam’ın rubailerini adeta yeniden yazarcasına söylemiş.* Böylelikle rubailerin Türkçe söylenişi yapay bir görünüm bulmamış. Yahya Kemal, Ömer Hayyam’ın rubailerini Türkçe söyleme konusunda şöyle demiş: “Okuduğum kitapları okumaktan bıkınca, başka türlü bir vakit geçirmek hevesiyle, Hayyâm’ın rubâîlerinden birini, bir defa daha gözden geçirmeye koyuluyorum; Türkçeye nakletmeye uğraşıyorum; mesela Hayyam bu rubâîyi Türkçe söyleseydi nasıl söylerdi? Bunu keşfetmeye çalışıyorum. Bu gerçi yorucu lâkin merak verici bir meşgale olluyor.” (Nihad Sami Banarlı) Ayrıca yine aynı konuda “Hayyâm’ı alıp tercüme et derlerse/ Öğrenmek içün tâlib isen bir derse/ Derdim ki rubâîsini nazmetmelisin/ Hayyâm onu türkîde nasıl söylerse” şeklinde bir rubai de yazmış, rubailerinin yayılması ve sevilmesi üzerine duyduğu sevinci “Farkında değildik göğe ermiş serimiz/ Şimdengerü gülzâr-ı suhandır yerimiz/ Gitmiş haber-î neşvesi Hayyâm’a kadar/ Haz vermiş ahibbâya rubâîlerimiz” mısralarıyla belirtmiş. ━━━━━━━━━━━━━━━ * Burada Cemal Süreya’nın “güzel şiir” tanımına da değinmek gerekir: “… güzel bir şiir çevrilirken öbür dilde hiç değilse başka bir şiir yazılmasına zorluyor çevireni, bunun ipuçlarını veriyor; kendi birikiminin öbür dildeki yatağını kazıyor, o dilde yeni şiir değerleri kotarıyor; çevresine hemeninden yeni bir ânın, yeni bir durumun, yeni bir şiirsel tavrın halkasını çekiveriyor.”
Edebiyat
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2019183 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 5. kitabı
Yahya Kemal Beyatlı, Türk edebiyatında rubai türünü en başarılı şekilde kullanan isimlerden biridir. Divan şiirinin estetik ve ahenk anlayışını modern bir yorumla harmanlayarak, rubailere yeni bir soluk getirmiştir. Şiirlerinde tarih, medeniyet, aşk, metafizik ve hayatın faniliği gibi temaları işler. Özellikle İstanbul’a ve Türk-İslam medeniyetine olan hayranlığı, rubailerinde derin bir lirizmle dile getirilir. Yahya Kemal, rubailerinde hem geleneksel hem de modern bir bakış açısıyla sanatın zamansız güzelliğini yansıtarak edebiyatımızda kalıcı bir iz bırakmıştır.
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · Yapı Kredi Yayınları · 2004183 okunma
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2021 00:32
Eski ile Yeni Edebiyatı harmanlamasıyla bilinen Yahya Kemal Beyatlı'nın Divan Edebiyatı' nın yeni dönemde son temsilcisi olarak da bilinir. Rubai tarzında şiirlerinin Ömer Hayyam'ın rubailerini yeni dilde sırıtmadan ustalıkla orijinaline denk kaleme alması hayranlık uyandıran bir sanatçılık başarısı.. Yahya Kemal'i okumak anlamak Türk Edebiyatı'nı anlamak demektir.
Şiir
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2019183 okunma
Puan vermedi·113 syf.··
2023 115. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2023 23:55
Yahya Kemal hem Ömer Hayyam’a kendi rubaileriyle nazire yapıyor hem de üstadın rubailerinin Türkçe söylenişlerini yazıyor. Okuması çok keyifli bir eser. Yahya Kemal’in rubaileri de hiç fena değil hani…
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2019183 okunma

Yazar Hakkında

Yahya Kemal BeyatlıYazar · 22 kitap
Yahya Kemal Beyatlı (d. 2 Aralık 1884, Üsküp - ö. 2 Kasım 1958, İstanbul), Türk şair, yazar, siyasetçi, diplomat. Doğum adı Ahmed Agâh'tır. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Türk edebiyatı tarihi içinde "Dört Aruzcular"'dan biri olarak kabul edilir (Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim'dir). Sağlığında Türk edebiyatının baş aktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayınlamamış bir şairdir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde milletvekilliği ve bürokratlık gibi siyasi görevler üstlenmiştir. 1884 yılında Üsküp'te dünyaya geldi. Annesi; ünlü divan şairi Leskofçalı Galip'in yeğeni Nakiye Hanım; babası dönemin Üsküp Belediye Başkanı İbrahim Naci Bey'dir. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. 1897 yılında ailesiyle Selanik'e yerleşti. Annesinin veremden ölümü onu çok etkiledi. Babasının tekrar evlenmesi üzerine ailesinin yanından ayrılıp Üsküp'e döndüyse de kısa süre sonra Selanik'e geri döndü. "Esrar" takma adı ile şiirler yazdı. "Orta öğrenimine devam etmek üzere 1902 yılında İstanbul'a gönderildi. Galatasaray İdadisi veya Robert Kolej'de okuma imkanı bulamayınca Vefa Lisesi'ne kaydoldu ve 1902 kışını İstanbul'daki akrabalarının yanında geçirdi. Serveti Fünuncu "İrtika" ve "Malumat" adlı dergilerde, "Agah Kemal" mahlasıyla şiirler yazmaya başladı. Okuduğu Fransızca romanların etkisi ve ve Jön Türkler'e duyduğu ilginin etkisiyle 1903 yılında II. Abdülhamit baskısı altındaki İstanbul'dan kaçarak Paris'e gitti. İstanbul'a 1912'de geri döndü. Paris yıllarında Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi Jön Türklerle tanıştı. Hiç dil bilmeden gittiği bu kentte hızlı bir şekilde Fransızca öğrendi. 1904 yılında Sorbonne Üniversitesi'nin Siyaset Bilimi bölümüne kaydoldu. Okulda ders veren tarihçi Albert Sorel'den etkilendi. Okul hayatı boyunca derslerinin yanı sıra tiyatro ile ilgilendi; kütüphanelerde tarih hakkında araştırmalar yaptı; Fransız şairlerin kitaplarını inceledi. Tarih alanındaki incelemeleri sonucu 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı'nın Türk tarihinin başlangıcı sayılması gerektiği görüşüne vardı. Araştırmaları ve sosyal etkinlikleri derslere zaman ayırmasını ve sınavlarda başarılı olmasını engelleyince bölüm değiştirerek Edebiyat Fakültesi'ne geçti ancak bu bölümden de mezun olamadı. Paris'te geçirdiği dokuz yılda tarih bakışı, şairliği, kişiliği gelişti. 1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka İdadisi'nde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; bir süre Medresetü'l-Vaizin'de uygarlık tarihi dersi verdi. Bu yıllarda Üsküp ve Rumeli'nin Osmanlı Devleti'nin elinden çıkması onu derinden üzdü. Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri gibi şahsiyetlerle tanıştı. 1916'da Ziya Gökalp'in tavsiyesi ile Darülfünun'a Medeniyet Tarihi müderrisi olarak girdi. Sonraki yıllarda Garp Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi derslerini de okuttu. Hayatının sonuna kadar çok yakın dostu olarak kalan Ahmet Hamdi Tanpınar, onun Darülfünun'da öğrencisi oldu. Bir yandan da yazın faaliyetlerini sürdüren Yahya Kemal; Türk dili, Türk tarihi konularında gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Peyam gazetesinde, "Süleyman Nadi" mahlasıyla, "Çamlar Altında Muhasebe" başlığı altında yazılar kaleme aldı. 1910'dan beri yazmakta olduğu şiirlerini ilk defa 1918 yılında "Yeni Mecmua" adlı dergide yayımladı; Türk edebiyatının baş aktörleri arasına girdi. Mondros Mütarekesi'nin ardından gençleri etrafında toplayarak "Dergâh" adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemal'in yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri "Ses Manzumesi"dir. Ancak dergi için pek çok düzyazı kaleme alan yazar; bu yazılarla Anadolu'da devam eden Milli Mücadele'ye destek vermiş ve İstanbul'da Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır. Benzer yazıları İleri ve Tevhid-i Efkar gazetelerinde de sürekli yayınlandı. Yahya Kemal, Kurtuluş Savaşı'nın Türklerin zaferi ile sonuçlanmasının ardından İzmir'den Bursa'ya gelen Mustafa Kemal'i tebrik için Darülfünun tarafından gönderilen heyette yer almıştı. Bursa'dan Ankara'ya giderken Mustafa Kemal'e eşlik etti; ondan Ankara'ya gelmesi için davet aldı. 19 Eylül 1922'de Darülfünun Edebiyat Medresesi'nin müderrisler toplantısında Mustafa Kemal'e fahri doktorluk unvanı verilmesini teklif eden Yahya Kemal'in bu teklifi oybirliği ile kabul edildi. 1922'de Ankara'ya giden Yahya Kemal, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. O yıl, Lozan görüşmelerinde Türk heyetine danışman atandı. 1923'te Lozan'dan döndükten sonra II. Dönem TBMM'ye Urfa milletvekili olarak seçildi. Milletvekilliği 1926'ya kadar devam etti. 1926'da İbrahim Tali Öngören'in yerine Varşova'ya elçi olarak atandı. 1930'da Lizbon büyükelçisi olarak Portekiz'e gitti. İspanya Orta Elçiliği görevi de kendisine verildi. Madrid'de görev yapan ikinci edebiyatçı sefir oldu (ilk, Samipaşazade Sezai'dir). İspanya Kralı XIII. Alfonso ile yakın dostluk kurdu. 1932'de Madrid elçiliğindeki görevine son verildi. İlk defa 1923-1926 arasında Urfa milletvekili olarak görev yapan Yahya Kemal, 1933 yılında Madrid'deki diplomatik görevinden döndükten sonra milletvekili seçimlerine girdi. 1934 yılında Yozgat milletvekili oldu. O yıl çıkan Soyadı Kanunu'ndan sonra "Beyatlı" soyadını aldı. Ertesi seçim döneminde Tekirdağ milletvekili olarak meclise girdi. 1943'te İstanbul'dan milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde Ankara Palas'ta yaşadı. Yahya Kemal, 1946 seçimlerinde meclise giremedi ve bağımsızlığını yeni ilan etmiş Pakistan'a 1947'de büyükelçi olarak atandı. Yaş haddinden emekli oluncaya kadar Karaçi'de elçilik görevini sürdürdü. 1949'da yurda döndü. Emekli olduktan sonra İzmir, Bursa, Kayseri, Malatya, Adana, Mersin ve civarını ziyaret etti. Atina, Kahire, Beyrut, Şam, Trablus gezilerine çıktı İstanbul'da Park Otel'e yerleşti ve ömrünün sonuna kadar bu otelde yaşadı. 1949'da kendisine "İnönü Armağanı" verildi. 1956 yılında Hürriyet gazetesi her hafta bir şiirine yer vererek tüm şiirlerini yayımlamaya başladı. Yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957'de Paris'e gitti. Bir yıl sonra 2 Kasım 1958'de Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Yahya Kemal'in sağlığında hiçbir kitabı yayımlanmamıştır, onun vefatından sonra açılan 'Yahya Kemal Enstitüsü; şairin, edebiyat tarihçisi Nihad Sami Banarlı tarafından derlenen eserlerini yayınlamıştır. 1961 yılında Çarşıkapı'da Karamustafapaşa Medresesi'nde Yahya Kemal Müzesi açıldı. 1968 yılında Hüseyin Gezer tarafından yapılan bir heykeli İstanbul'daki Maçka Parkı'na yerleştirildi.