Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 00:38
Bu o roman. Kubrick'in eyes wide shut filminin ortaya çıkma sebebi, usta yönetmen tarafından beyaz perdeye uyarlanan o önemli eser "Rüya". Kitabı okurken nefesim kesildi diyebilirim. İnanılmazdı. Kubrick'in neden etkilendiğini anlamak hiç zor değil. Kitapta anlatılan gizli cemiyetin İlluminati olması, bunların aslında gerçek olduğunu bilmek insanı daha da etkiliyor. Dahası kadın erkek ilişkilerini, insanın o ilkel tarafını, aldatmanın acınası çekiciliği rahatsız edici şekilde anlatılmış. Yazara gelirsek, Freud'un "ruh ikizim" dediği yazar Arthur Schnitzler onun en yakın arkadaşı ve çalışmalarının en yakın takipçisi. Hatta öyle ki Arthur Schnitzler'in eserleri için Freud'un teorilerinin ete kemiğe bürünmüş hali diyebiliriz. Bu eserde de zaten Freud'un ünlü "rüyaların yorumu" kitabının izlerini görebilirsiniz. Schnitzler'in de dediği gibi: Hiçbir rüya, sadece rüya değildir. Bu güzel romanın bu kadar az okunması beni üzdü açıkçası. En azından filmini izleyin derim!
RüyaArthur Schnitzler · Alakarga · 2012417 okunma
Yanında Götürdüğün O Sessiz Valiz
8/10
·144 syf.··
2026 13. kitabı
Schnitzler bitti ama Fridolin’in o bitmek bilmeyen gece yürüyüşü benim zihnimde hâlâ devam ediyor. Kitabı okurken şunu fark ettim; insan bazen en büyük hapishanesini kendi elleriyle, o çok güvendiği "mantığıyla" inşa ediyormuş. Fridolin’in o tekinsiz sokaklarda aradığı şey aslında yabancı kadınlar değil, kendi içindeki o bastırılmış, yetersizlik korkusuyla yüzleşmekten kaçtığı "benliği". Kitapta bir yer var, kadın kahraman "Sen korkuyorsun" diyor hafif bir sesle. O an durdum. Zihnim direkt o bildik yere; bir erkeğin en savunmasız olduğu o anlara, hani karşı tarafın beklentisini karşılayamama ya da o "güçlü" imajın altında ezilme korkusuna gitti. Fridolin’in o parolalarla girilen gizli ayinleri aslında bizim hayatta "erkek" gibi görünmek için takındığımız o sahte maskelerin bir aynası. Hani Oğuz AtayOğuz Atay diyor ya, "Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu" diye; işte o oyunda yetersiz kalma, o bağı bir türlü kuramama korkusu Fridolin’i o sokaklara sürüklüyor, beni de kendi içimdeki o sessiz odalara... Bazen "sıfırdan başlasam, beni kimsenin tanımadığı bir yere gitsem her şey düzelir" diye bir illüzyona kapılıyoruz. Ama Schnitzler hatırlatıyor: İnsan nereye giderse gitsin, kendini de yanında götürüyor. Odamı boyarken, mobilyaları kaplarken aslında o dışarıdaki tekinsiz dünyaya karşı bir kale kurmaya çalışıyorum ama asıl fırtına Albertine’in rüyasındaki gibi, tam da o en güvenli sandığımız yatak odasında kopuyor. Bu kitap bana şunu öğretti: Hayatı sadece izleyerek veya sürekli "onarmaya" çalışarak yaşayamayız. Bazen o maskeli baloya girmek, o tekinsiz sokaklarda kaybolmak ve en sonunda o "eski" hayatın tüm kusurlarıyla barışmak gerekiyor. Finalde Albertine’in dediği gibi; "Geleceği hiçbir zaman işe karıştırmamalı." Sanırım artık uyanma vakti geldi. Hem de uzunca bir
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo Siyah Yayınları · 2019417 okunma
Ve hiçbir rüya, tümüyle rüya değildir,
Puan vermedi
Arthur SchnitzlerArthur Schnitzler (D. 1862 - Ö. 1931) Avusturyalı yazar. Tıp öğenimi gördü, psikolojiyle ilgilendi. Hayatının büyük bir bölümünü hekimlik yaparak geçirdi. Psikiyatri ile yan uğraş olarak ilgilendi. ... Rüya RomanRüya Roman Aslında uzunöykü, 'novel' türüne daha yakın bu metin. Çünkü kahramanlannın sayısı oldukça sınırlı. Olaylar da öyle. Dar anlamda bir zaman mekan birliğinden bile söz edilebilir, olayların zamansal uzunluğu ve geçtikleri yerler göz önünde tutulacak olursa: Genç doktor Fridolin ve eşi Albertine, tek çocuklu bir aileyi temsil ediyorlar. Onlarla bir maskeli balo öncesi tanışıyoruz. Baloda her ikisi de kü­çük kaçamakların kıyısından dönüyorlar. Balo sonrası evde "üçüncü" kişiler ile ilişki konusunda bir tür sohbet ya da tartşma başlıyor. Evlilik öncesinin ilişkilerine dönüyorlar. Kadın, evlenmeden önce kimseyle ilişki kurmamış, Fridolin'e "bakire gelmiştir". Ama bu onun, bilinçdışı isteklerini bastır­mış olduğu anlamına gelmektedir. Başka erkeklerle birlikte olma arzusu kadın için (de) hep varolmuştur. Bu hakikat kocayı sarsar. Doktor Fridolin çağrıldığı bir hastaya gider. Kentte bir dizi olay yaşayıp döner. Döndüğünde eşi ona gör­düğü bir rüyayı anlatır. Hepsi bu. Yüzeydeki bu kısacık yaşanlar ve birkaç (psikolojinin diliyle söyleyecek olursak "az çok dürüstçe" ) içe bakış çabası. Geçmişin anımsanması ve rüyanın anlatılması. Derinde ise fırtına. İşte Rüya Roman, bu bilinçdışı ya da bilinçötesi denen dünyanın fokurtulannı, bastırılmışın isyanını, Avusturya-Macaristan monarşisinin en çalkantılı döneminde (1907-1928 arası yıllara yayılıyor romanın ya­zılması) romanda karşımıza sembolik düzlemde çıkan bir burjuva toplumunun kolektif bilinçdışıyla birlikte sunuyor. Rüya ya da Gözleri Tamamen Kapalı* Freud'un, "Ruh ikizim" dediği Arthur Schnitzler, Freud'un yalnızca
Edebiyat
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo-Siyah Yayınları · 2000417 okunma
Rüya ile Gerçek Arasındaki O İnce Sızı...
8/10
·96 syf.··
2026 41. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 15:15
Arthur Schnitzler’in bu kült eserini bitirdiğimde zihnimde tek bir soru yankılanıyordu: "Bir rüya, sadece bir rüya mıdır?" Viyana’nın o puslu, aristokratik ama bir o kadar da tekinsiz atmosferinde geçen bu novella; sadakati, arzuyu ve insan ruhunun en karanlık dehlizlerini masaya yatırıyor. Fridolin ve Albertine çiftinin bir gecelik itiraflarıyla başlayan süreç, bizi maskeli balolardan gizli cemiyetlere, oradan da bir kadının zihnindeki en vahşi fantezilere sürüklüyor. Kitabı okurken Freud’un "Rüyaların Yorumu"ndaki o meşhur teorilerinin canlandığını hissetmemek imkansız. Freud’un bizzat "Kendi bilimsel çalışmalarımda ulaştığım sonuçlara, o sezgileriyle ulaştı" dediği Schnitzler, burada adeta bir psikanalist gibi kalem oynatıyor. Stanley Kubrick’in Gözü Tamamen Kapalı filmine de ilham olan bu metin, filminden çok daha derin ve rahatsız edici. Schnitzler bize şunu hatırlatıyor: En güvenli liman sandığımız evliliğimiz veya kendi zihnimiz bile, aslında hiç tanımadığımız yabancılarla dolu olabilir.
RüyaArthur Schnitzler · Zeplin Kitap Yayınları · 2019417 okunma
10/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2024 23:46
Have a nice day) Adını cinematograpy tarihine altın harflerle yazdırmış Stanley Kubrick'i duymayan yoktur her halde. Duymayan varsa bile "A clockwork orange " ya da " The Shining "i izlemiştir , izlemese bile muhakkak adını duymuştur diye düşünüyorum..... Neyse, bu günkü konumuz Arthur Schnitzler'in "Traumnovelle" - "Rüya Romanı" . Stanley Kubrick'in novella'dan sinemaya uyarladığı daha yaygın adıyla " Eyes Wide Shut "(1999) . Narrative Fridolin adlı bir doktor ve karısı Albertine 'nın bir parti dönüşü sırasında bastırılmış arzularını fark ederek yaşadıkları psikolojik dönüşümleri ve karşılaştıkları olayları ele alır. Ayrıca Masterpiece' de Rüya ve Gerçek arasındaki sınırlar ve insanın bilinçaltındaki arayışları derinlemesine incelenmekle beraber bireyin içsel arzuları, korkuları ve bastırılmış duyguları üzerine de derinlemesine bir analiz sunulmaktadır..... Harkulade alıntılara sahipti roman ve en beğendiğim alıntı : -- Hiçbir rüyanın , tümüyle bir rüya olamayacağı kanısına varmış olması Mr. Fridolin'nin. Ve siz değerli dostlarım hala Stanley Kubrick'in başyapıtlarından " Gözleri tamamen kapalı "yı izlemediyseniz, belirtmeliyim ki aradan 23 yıl geçmesine rağmen filmde öyle episode'lar var ki tam bir " Mystery Box"ve subliminal mesajlarla dolu.... Happy reading to everyone)
Edebiyat
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo Siyah Yayınları · 2019417 okunma
9/10
·96 syf.··
2021 16. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2021 02:44
Bu kitaptan ilk defa haberdar olmam Kubrick'in "Eyes Wide Shut" filmi ile oldu. Filmden o denli etkilenmiştim ki hemen araştırmaya başladım ve yazarın Arthur Schnitzler olduğunu görünce ilgim daha da arttı ve kitabı hemen edinmek istedim. Arthur Schnitzler ismini ilk kez Freud ile birlikte duymuştum. İkisi de Viyanalı doktorlar ve aynı dönemde yaşayıp eserler vermişler. Freud hem kıskanmış hem de yeri gelince de tebrik etmiş Schnitzler'i. Onu ruh ikizim olarak tanımlamış. Schnitzler de döneminde hem bilinçaltı hem de rüya kavramlarıyla ilgilenmiştir. Doktor olmasının yanı sıra yazar ve oyun yazarıdır. Rüya romanı yani özgün adıyla "Traumnovelle" oldukça kısa ama etkili bir romandır. Viyana'nın sokaklarında gizemli olaylara konuk eder bizi. Ana karakterimiz olan Fridolin başarılı bir doktordur ve Albertine ile evlidir. Bir davette yaşadıklarının üzerinden evliliklerini sorgulamaya başlarlar. Bunun yanı sıra Fridolin'in tıp fakültesinden bir arkadaşıyla karşılaşması olayları geliştirir ve olanlar olur. Merak unsurunu çok güzel işleyen, çok katmanlı bir roman. Kitap kısa ama çok daha uzun olabilirmiş, bittiğinde daha devam etmesini ister halde buluyorsunuz kendinizi. Bu kadar başarılı bir kitabı bulup onu harika bir şekilde beyaz perdeye aktardığı için Kubrick de özel bir teşekkürü hak ediyor bence. Hem filmi hem de kitabı şiddetle tavsiye ederim. Viyana'nın karlı sokaklarında, şık davetlerinde dolaşırken karşılaştıklarınıza inanamayacaksınız. Şimdiden keyifli okumalar dilerim,
Edebiyat
RüyaArthur Schnitzler · Zeplin Kitap Yayınları · 2019417 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 01:28
Bastırılmış arzular, evli bir çift, her an baştan çıkarılabilme hissiyatı... İnsanın bilinçaltında ne yaşamayı arzuladığı ve rüyaların söyledikleri birbiriyle örtüşüyor olabilir elbette. Schnitzler, Freud’un uzun seneler üzerinde denemelerle keşfettiği bilgilere bu kısa romanında sezileri ve bi nebze de olsa kendi yaşantısıyla ulaşmış diyebiliriz. Psikanalitik bakışın; rüya ve gerçeği, aydınlık ve karanlığı, kadın (eril dünyada bastırılmış kadın) ve erkeği olağanüstü akıcı bir şekilde incelediği muhteşem bir kitap... Avusturya’da geçen kitabın hemen hemen aynı fiziki şartlar korunarak 1999’da Amerika’da, Stanley Kubrick tarafından sinemaya aktarıldığını ve usta yönetmenin film yayımlanamadan intihar ettiğini (cinayet diyenler oldukça fazla) eklemem gerekiyor. Filmi kitabı okumadan izlememe rağmen kitabı okurken filmin de ne denli ustalıkla beyaz perdeye aktarıldığını anlamış bulundum. Nicole Kidman ve Tom Cruise’un başrolünde olduğu filmini de izlemenizi önererek yazımı noktalıyorum.
Edebiyat
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo-Siyah Yayınları · 2000417 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
Stanley Kubrick'in son filmi olan eyes wide shut'ın bu romandan esinlenmiş olduğunu fark ettiğimde daha hevesle okuduğum bir eser oldu. erkeğin karısının üzerindeki denetimini kaybetme korkusuyla, telaş ve panik içinde karanlık sokaklardaki başıboş arayışının sonu oldukça derin ve tehlikeli meseleler ile yüzleşmesine neden oluyor. Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı, bir Odysee'i çağrıştıran, bilinçaltına ya da bilinçdışına sürükleyici bir yolculuk yaşattı bana. Fakat filmini izlemeden önce okumuş olmayı tercih ederdim.
Edebiyat
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo-Siyah Yayınları · 2000417 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2023 23:36
Psikolojik ve fantastik çagrışımlar yapan bir kitap gibi görünse de aynı zamanda dünyadaki bazı gizli oluşumlara da işaret ediyordu. Okurken bile Masonik derneklere göndermede bulunduğunu anlamamak mümkün değildi. Ancak bu oluşumların tehlikeleri dışında bilgi vermiyor. İnsanın rüyaları ile bilinçaltına giden bir takım sırların açığa çıkarılması, görünen her şeyin başka bir yüzünün ve açıklamasının olabileceğini gösteren çarpıcı bir kitap. Rüya ile gerçeğin birbiriyle yer değiştirdiği kurgu da çok başarılı. Esasen kitap bana insanın, tüm psikolojik, sosyolojik araştırmalara rağmen hala sır bir varlık olduğunu gösterdi. Ne kadar çözülürse çözülsün başka sırlarına giden bir aşama olacak bunlar. Tam manasıyla insan ve sırrı çözülürse artık insanın kıyametinin de o zaman kopacağını düşünüyorum.
Rüya RomanArthur Schnitzler · Bordo Siyah Yayınları · 2019417 okunma
Uyanınca geçmeyen bir rüya
Puan vermedi·96 syf.··
2025 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 18:38
Kitabı, filmini izledikten sonra keşfettim. Filmi izlerken hikâyenin ruhu ve kurgusu bana sürekli “bunun bir kitabı vardır” hissi verdi. Merak edip bakınca gerçekten de bir roman uyarlaması olduğunu öğrendim. Hikâye, başkahramanın eşinin anlattığı bir olaydan sonra içine düştüğü kıskançlıkla başlıyor. Belki kıskançlık, belki de bastıramadığı bir intikam isteği. Bir kaçamak yapma niyetiyle çıktığı yolculukta kendini giderek daha karanlık ve gizemli bir tarikatın içinde buluyor. Üstelik bu kaçamak düşündüğü kadar gizli de kalmıyor, bir noktada her şey ifşa oluyor. Kitap da zaten tam olarak bu gerilim üzerinden ilerliyor. Okurken merak diri kalıyor ama her şeyin cevabı da verilmiyor. Birçok konu yarım kalıyor, üstü kapalı bırakılıyor. Rüya mı, gerçek mi, bilinçli mi yoksa sürüklenerek mi yapılanlar… Bunlar netleşmiyor. Bu belirsizlik kimi yerde etkileyici, kimi yerde ise insanın aklını kurcalayan bir eksiklik gibi hissettiriyor. Bitince “anladım” demekten çok, “ne okudum şimdi” diye düşündüren bir kitap.
1000Kitap
RüyaArthur Schnitzler · Zeplin Kitap Yayınları · 2019417 okunma

Yazar Hakkında

Arthur SchnitzlerYazar · 12 kitap
Viyana sosyetesinin 20. yüzyılın başlarındaki kokuşmuşluğunun portresini çizen Arthur Schnitzler, bir tıp profesörünün oğlu olarak Viyana'da doğdu. Babasının izinden yürüyerek 1879'da Viyana Üniversitesi'nde tıp tahsiline başlayan Schnitzler, altı yıl sonra doktorluk ünvanını aldı. Henüz 24 yaşında olan genç doktor, Wiener Allgemeines Krankenhaus'un Psikiyatri Bölümü'nde çalışmaya başladı. Mesleğini yürütürken bir yandan da Uluslararası Klinik Dergisi'nde (Klinische Rundschau) redaktörlük yaptı. 1888'den sonra genel polikliniğin müdürü olan babasının asistanlığını yapmaya başladı. Sigmund Freud'un çalışmalarına büyük ilgi duyan Arthur Schnitzler, telkin ve hipnoz konularını özel ilgi alanı olarak seçti. Öğrencilik yıllarında edebiyatla ilgilenmeye başlayan ve ilk ürünlerini o yıllarda veren yazar, şiirleriyle düzyazılarının düzenli olarak dergilerde yayınlanması nedeniyle kısa sürede tanınmaya başladı. Hermann Bahn ve Hugo von Hofmannsthal ile görüşüyordu. Bu yazarlarla birlikte 1890 yılında Genç Viyana (Junges Wien) adlı yazarlar birliğini kurdu. Üç yıl sonra muayenehane açmasına rağmen doktorluk işini uzun süre yapmadı. Onun yerine yazarlığa yoğunlaşarak ve tek tek insanları örnek alarak Avusturya-Macaristan'ın toplumsal ve siyasal gerçeklerini yansıttı. Edebi kariyerine "Anatol" adlı tiyatro eseriyle başlayan Schnitzler, yedi tek perdelik oyunla delifişek melankolik bir gencin serüvenlerini anlattı. İki yıl sonra burjuva toplumu ve ahlak anlayışını eleştirdiği "Gönül Eğlencesi" oyunuyla dram yazarı olarak ünlenmeyi başardı. On perdeden oluşan ve her perdede sevişmek üzere bir araya gelen iki insan arasındaki ilişkiyi anlattığı "Rondo", büyük skandala neden oldu. Her perdede cinsel birleşmeden önce ve sonraki konuşmalara yer veren Schnitzler, kişilerin cinsellikle ilgili tutumlarını ve içgüdülerini ifade etme biçimlerini, toplum içindeki statüleri açısından tipik bir davranış biçimi olarak sergiledi. Geleneklere boğulmuş ve yalnızca cinselliğin insanları birbirine bağladığı bir toplum panoraması çizmek isteyen yazarın bu oyununun sahnelenmesi 1904'te yasaklandı. Dram yazma işine iyice ısınan Schnitzler, 1899'da Fransız İhtilali'yle ilgili gerçeklerle insanın kendini anlaması arasındaki hatalı orantıyı gözler önüne serdiği "Yeşil Papağan" oyununu yarattı ve bu oyunda kıskançlık nedeniyle işlenen suçu, devrimci bir hareket olarak stilize etti. Yazar, yüzyılın başında yayınlanan "Teğmen Gustl" adlı öyküsünde, imparatorluğun ahlak düsturunu sorguladığı kişinin bilincini doğrudan doğruya yansıtabilmek için Alman edebiyatında ilk kez iç monolog tekniğini kullandı. Bu eserde bir fırıncı tarafından onuru zedelenen kahramanın düşünce akışı titizlikle incelendi. Fırıncıyı subay düsturuna uyarak düelloya davet edemeyen kahraman kendini öldürmek ister. Ne var ki fırıncının doğal yollarla ölümü onu bu düşüncesinden vazgeçiren en önemli sebepler arasındadır. "Teğmen Gustl"un bu biçimde son bulması yazarın kamuoyu tarafından protesto edilmesine ve sonunda Schnitzler'in elinden subay rütbesinin alınmasına neden oldu. Yazarın 1900'den sonra yazdığı dram ve öykülerinde konular genellikle aynıydı. Olaylarla duyguları analiz edip insanı zora koşan geçerli ahlak anlayışını eleştiren ve kahramanlarını içinden çıkamadıkları geçim sıkıntıları içine sokan Schnitzler, "Issız Yol" oyununda dolaylı diyalog yöntemini kullanarak farklı bir yöntem izledi. Toplumla birey arasındaki ilişkiye psikolojik açıdan yaklaşan yazar "Büyük Ülke" adlı traji-komedisinde çözülmekte olan bir toplum içinde özel yaşantıların çöküşünü anlatır. "Profesör Bernhardi"de birey ile toplum arasındaki zıtlığı konu alan Schnitzler'in bu oyunu Yahudi düşmanlığıyla hesaplaşma niteliği taşır. Yahudi bir hastane yöneticisi, ölümcül bir hastalığa yakalanan hastasını son nefesinde uyandırmamak için papazın gelip kendisini görmesine izin vermez. Yahudi karşıtı bir atmosferin fonu önünde mahkemede cezaya çarptırılsa da halkın düşüncesi değişmez ve suçsuzluğu kanıtlanır. Uzun süre oyun yazan Arthur Schnitzler, 1920'lerden itibaren roman ve öykü dalında ürünler vermeye başladı. Yazar, "Fraiulein Else" adlı romanında toplumsal statülerini koruyabilmek için kendilerine para vermesi beklenen bir adamın önünde çırılçıplak soyunması istenilen genç kızın ruhsal çatışmalarını gözler önüne serer. "Düş Öyküsü" ise özel bir felâketle sonuçlanmayan tek tük yapıtlarından biridir. Burada bir karı koca geçirdikleri evlilik bunalımı sayesinde birbirlerine karşı daha anlayışlı olmayı öğrenirler. Evlilik dışı doğan çocuğu yüzünden toplum tarafından dışlanmış olan genç bir kadının öyküsü olan "Therese" adlı roman yazarın son eseridir. Dışlanmış olmasına rağmen kendi yolunu çizmek isteyen genç kadın bakılmak için evlenmeyi reddeder. İç monolog tekniği kullanarak psikanaliz ilkelerini aktarmasıyla Alman edebiyatında ün yapan Arthur Schnitzler, 21 Ekim 1931'de Viyana'da yaşamını yitirdi. Eserleri Öyküleri: Teğmen Gustl (Leutnant Gustl, 1900), Bayan Else (Fraiulein Else, 1924), Düş Öyküsü (Traumnovelle, 1926), Therese (1928) Oyun: Anatol (1893), Gönül Eğlencesi (Liebelei, 1895), Rondo (1896), Yeşil Papağan (Der grüne Kakadu, 1899), Issız Yol (Der einsame Weg, 1903), Büyük Ülke (Das weite Land, 1911), Profesör Bernhardi (1912)