“Hey, aygır.”
“Hey, kraliçe.”
“Güzel bacaklar.”
3. kitapta Joey Lynch’in hayatının zorlu yanlarına, yaşadığı travmalara ve içinde bulunduğu karmaşaya onun gözünden tanık olmuştuk. Bu 4. kitapta ise, Joey’nin hayatında dışarıdan görünenlerin ötesinde neler olup bittiğini daha derinlemesine öğreniyoruz. Shannon Tommen Koleji’ne başlarken,Joey’nin kendi içinde verdiği acı dolu savaşı, bağımlılıklarıyla,aile sorunlarıyla ve en karanlık anlarında yanında olan Aoife ile ilişkisini yakından takip ediyoruz.Bu kitap, Joey’nin sadece dışarıya gösterdiği yüzü değil, aslında kim olduğunu ve onunla birlikte nasıl ayakta kalmaya çalıştığını anlatıyor.
Yine kalbimizin orta yerine Joey Lynch yerleşiyor. Her şeyin ters gittiği, hayatın sadece tokat atmaktan ibaret olduğu bir dünyada Joey, hayatta kalmaya değil, ayakta kalmaya çalışıyor. Evinin içi cehennem, kalbinin içi enkaz. Ama yine de bir kıza, Aoife Molloy’a, kendince kirli elleriyle tutunuyor. Bu hikâye sadece iki gencin aşkı değil, aynı zamanda kırık bir ruhun kendini toparlamaya çalışmasının, bir kızın da o ruhu yere düşürmemek için savaşmasının hikâyesi.
Joey Lynch… adını her andığımda içim burkulacak. Çünkü bu çocuk sadece bir karakter değil. Hayatın darbesini yemiş her çocuğun sesi gibi. Sessiz, küskün, öfkeli… ama aynı zamanda sevgiye susamış, korumacı ve kendine en çok kendisi zarar veren biri.
Joey’nin bağımlılıkla mücadelesi öyle zorlu ve sancılı ki, okurken insanın içi burkuluyor. Hani bazen birini seversin, onun için en iyisini istersin ama o kişi kendi şeytanlarıyla savaşırken sen sadece seyirci olursun ya tam öyleydi.
Aoife ise tam tersine, kalbi o kadar büyük ve kararlı ki… Ona hayran olmamak elde değil. Çünkü Joey’nin hayatındaki karanlık ne kadar derinse, Aoife’nin ona tutunma arzusu da o kadar güçlü. İkisi