Adı:
Şehir Sünnettir
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
285
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054868261
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hitabevi Yayınları
Medine-medeniyet" hem "şehir" ve hem de "fıkıhla yaşayan toplumsallık" demektir. Dolayısıyla sünnet, medine-medeniyeti oluşturmayı öncelikli görmelidir. "Şehir sünnettir" beyanı bunu ifade ediyor. Medine'yi "ahkamın indiği ve tatbik bulduğu belde" şeklinde anlıyoruz. Medine-şehir, "Cuma kılınan-Pazar kurulan" özelliğiyle pazarın üretenlere açıldığı beldedir. Bir diğer husus da şu: medine-şehir, muahat-kardeşlik (ahı-ahî) ilkeleriyle birbirine bağlı toplumun inşa ettiği adalet yurdudur. İslâm şehri, küresel mal üretiminin satışa sunulduğu, Müslüman fertlerin tüketici kılındığı, mekânın metalaştırıldığı bir pazar sistemine dönüştürülmemelidir. İslâm şehri, cami etrafında halkalanmış binalar, iki katlı evler toplamı da değildir. "Sünnete uygun yaşamak" konusunun "Müslüman bir topluma erişmek" meselesiyle ilgisinin kurulması gerekliliğine işaret etmekteyiz. "Kentsel düzen"de yaşayan Müslümanların "Dâru'l-hicre ve's-Sünne" olan şehri inşa etmeleri gibi öncelikli meseleyi kaybettiğini düşünüyoruz. Kent, sınıflı bir toplum, gözetleme-denetim toplumu, kapitalist-anamalcı toplum kurma peşindedir. Kent, kölelik üretmektedir. Bu nedenle "kent olmayan" şehre yürümek, şehir inşa etmek, medeniyet (fıkıh-hukuk toplumsallığı) için varolmak, sünneti yaşama cehdinin parçası sayılmalıdır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Şahsiyeti ferdiyetle yıkılmış bireylerin önündeki kulevari yükseklik ve mütekebbir yapı; ezen, yöneten, yönlendiren bir cüceleştirmeyi güdüyor. İnsan küçülmüş, aşağılanmış ve hücrelere tıkılmıştır.
İnsanın apartman bloklarına tıkıştırılması ile hayvanların tabi ortamlarından alınıp hayvanat bahçelerine kapatılmasının aynı zihniyete yaslandığı söylenebilir.
Zenginliğin tanımı çok para-mülk sahipliği değildir. İnsan zamanı kendi iradesince sarf ettiğinde zengin demektir.
Anlaşılan o ki, Türkiye mevzuat yapısıyla tam bir keşmekeşin içindedir. Kimse Bayburt'un 80.000 nüfusla il olmasını ama Keçiören'in 900.000 nüfusla ilçe kalmasını sorgulamıyor.
İstanbul ilçe nüfusları ile karşılaştırdığımızda Türkiye'nin "şehir" nüfuslarında bir dengesizlik bulunmuyor mu?
İstanbul Üsküdar'daki 534.970 nüfus kaymakamla, Bayburt'taki 80.607 nüfus vali ile yönetiliyor.
İslam medeniyeti, fıkıhla yaşayan Müslüman toplum zuhur edip kendi ontolojisine mahsus "şehir=adalet yurdu" kurduğunda varlığından söz edebileceğimiz olgudur.
Medeniyet, siyasi-politik üst yapının tanzimi ve devlet teorisi olmayıp Müslüman toplumun herhangi bir politik sistemin alt yapısında (iktisadi üretim ve bölüşüm sisteminde) halifetü'l arz vasfına uygun iradeyle şehir kurarak ticari, ictimai, ilmi, iradi müesseselerini imar etmesidir. Medine, İslam şehri demek iken, Medeniyet "fıkıhla yaşayan adalet toplumu"nu işaret eder. Medeniyet, fıkıh toplumu varsa varlığa çıkan bir olgudur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şehir Sünnettir
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
285
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054868261
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hitabevi Yayınları
Medine-medeniyet" hem "şehir" ve hem de "fıkıhla yaşayan toplumsallık" demektir. Dolayısıyla sünnet, medine-medeniyeti oluşturmayı öncelikli görmelidir. "Şehir sünnettir" beyanı bunu ifade ediyor. Medine'yi "ahkamın indiği ve tatbik bulduğu belde" şeklinde anlıyoruz. Medine-şehir, "Cuma kılınan-Pazar kurulan" özelliğiyle pazarın üretenlere açıldığı beldedir. Bir diğer husus da şu: medine-şehir, muahat-kardeşlik (ahı-ahî) ilkeleriyle birbirine bağlı toplumun inşa ettiği adalet yurdudur. İslâm şehri, küresel mal üretiminin satışa sunulduğu, Müslüman fertlerin tüketici kılındığı, mekânın metalaştırıldığı bir pazar sistemine dönüştürülmemelidir. İslâm şehri, cami etrafında halkalanmış binalar, iki katlı evler toplamı da değildir. "Sünnete uygun yaşamak" konusunun "Müslüman bir topluma erişmek" meselesiyle ilgisinin kurulması gerekliliğine işaret etmekteyiz. "Kentsel düzen"de yaşayan Müslümanların "Dâru'l-hicre ve's-Sünne" olan şehri inşa etmeleri gibi öncelikli meseleyi kaybettiğini düşünüyoruz. Kent, sınıflı bir toplum, gözetleme-denetim toplumu, kapitalist-anamalcı toplum kurma peşindedir. Kent, kölelik üretmektedir. Bu nedenle "kent olmayan" şehre yürümek, şehir inşa etmek, medeniyet (fıkıh-hukuk toplumsallığı) için varolmak, sünneti yaşama cehdinin parçası sayılmalıdır.

Kitap istatistikleri