Puan

8.710 üzerinden
172 kişi
10/10
·416 syf.··
2022 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2022 00:06
Serçe, hayatlarının bir döneminde çeşitli acılar ve eksiklikler yaşamış bir grup insanın bir araya gelmesi ve bir arayışa çıkışının hikayesini konu ediniyor. Geçmişinde zor zamanlar geçiren ve hayatını kurtarmaları sebebiyle Cizvit bir rahip olan Emillio Sandoz her zaman Tanrının varlığı konusunda sorgulamalar yapan biridir. Bir gün başka bir gezegenden anlamlı radyo sinyalleri alındığında yanındakilerle birlikte bu gezegene giderek bu arayışına bir son vermek ister. Gezegene gittiklerinde tamamen farklı bir ekosistemle ve farklı canlı türleriyle karşılaşırlar. Bilgi toplamak ve canlıların toplumsal yaşamlarını incelemek için onlarla beraber yaşamaya başlarlar. Kitabın ilk bölümüne başladığımızda aslında hikayenin sonunu öğreniyoruz. Bölümler zaman atlamalarıyla ilerliyor. 2015-2060-2039 yıllarında meydana gelen olaylar bir ileri bir geri giderek bize aktarılıyor. Russell’ın yazmaya başlamadan önce Antropoloji bilim dalında çalıştığını okuduğumda hiç şaşırmadım. Çünkü gezegeni ve türleri betimlerken, sosyal yaşantılarını ve ilişkilerini anlatırken bunu başarılı bir şekilde aktarabilmiş. Tüm bunların dışında karakterlerimizin iç dünyaları, düşünceleri, psikolojik durumları ve inanç konusu da yoğun bir anlatımla bizlere aktarılıyor. Oldukça akıcı ilerleyen ve beni hiç sıkmayan bu kitap konusu ve karakterlerin yaşadıklarıyla beni çok etkilemişti. Kitabı sadece bilimkurgu okurlarına değil sosyoloji, felsefe, toplum ve din gibi konularla ilgilenen okurlara da şiddetle öneriyorum.
Din
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003373 okunma
10/10
·416 syf.··
2025 45. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 14:24
“Tanrı’ya güvenmiştim ve beni bu noktaya kadar getirdi. Şimdi soruyorum: Neden?” Hissettiğim duyguları kelimelere dökmek kolay değil. Serçe’yi elime aldığımda karşıma çıkacak şeyin sıradan bir bilimkurgu olacağını düşünmüştüm. Uzay yolculuğu, başka bir gezegende yeni bir uygarlık keşfi… Ama okudukça anladım ki bu kitap, sadece bir keşif hikayesi değil; inanç, insanlık, dostluk ve kayıplar üzerine yazılmış çok güçlü bir roman. Emilio… Onun inancı, heyecanı ve bu yolculuğa çıkarken duyduğu saf umut, sayfalar ilerledikçe ağır sınavlarla karşılaştı. Başta güçlü, kararlı bir figür gibi görünen Emilio, yaşadığı olaylarla beraber insanın en kırılgan haline büründü. Onunla birlikte sevindim, umutlandım ama aynı zamanda en karanlık anlarında derin bir çaresizlik hissettim. Kashan Köyü bölümleri bana çok sıcak geldi. Orada kurulan ilişkiler, dostluklar, samimi sohbetler sanki benim de o sofralarda yerim varmış gibi hissettirdi. Ama Gayjur Şehri’ne gelince her şey değişti. Şehrin kasvetli ve baskıcı havası, olayların sertleşmesiyle birleşince içimde büyük bir sıkışma yaşadım. İşte kitabın beni en çok etkileyen yanı da bu oldu: bir yandan umut verirken bir yandan da umutları paramparça edebilecek kadar sert olması. Sonlara doğru Emilio’nun yaşadıkları beni gerçekten çok zorladı. Kitabı kapattığımda bir süre kendime gelemedim, yaşananların ağırlığını düşündüm sürekli. Bu sadece bir roman değil, insanın Tanrı’ya, inanca ve hayata dair bütün sorularını yüzüne çarpan bir eser. Acı verici ama bir o kadar da unutulmaz. Benim için Serçe, kolay okunacak bir kitap değildi ama ruhuma işleyen bir kitap oldu. Okumayı bitirdiğimde hem yorgundum hem de sanki biraz değişmiş gibiydim. Yıllar geçse de hatırlayacağım kitaplardan biri olacak.
Bilim-Kurgu
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003373 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·512 syf.·
2026 11. kitabı
Kitabı okurken kendime sürekli şunu sordum: Bu gerçekten bir bilim kurgu mu, yoksa insanın içini deşen bir hikâye mi? Başta bir uzay yolculuğu gibi başladı ama ilerledikçe aslında inanç, yalnızlık ve anlam arayışıyla yüzleştiğimi fark ettim. Okudukça sanki ben de o bilinmeyene doğru gidiyormuşum gibi hissettim. Emilio Sandoz karakteriyle ayrı bir bağ kurdum. Onun yaşadıkları bana şunu düşündürdü: İnsan neye tutunur olur ki, inanç dediğimiz şey ne kadar dayanıklı kalabilir ki? Yaşadığı şeyler karşısında verdiği tepkiler çok gerçek geldi, hatta bazı yerlerde kendimle karşılaştırdığım bile oldu. Bu yüzden hikâye sadece okunup geçilecek bir şey değil, biraz da insanın içine dokunuyor (aslında tam anlamıyla). Kitap bittiğinde aklımda net cevaplar yoktu ama bir sürü soru vardı. Belki de en etkileyici yanı buydu. Bana göre Serçe, sadece bir hikâye anlatmıyor; insanı kendiyle baş başa bırakıyor ve düşündürmeye devam ediyor. Okuduktan sonra bile etkisi kolay kolay geçmiyor. Etkileyiciydi dahası merak severlik söz konusu olarak sürüklenen bi kitap.. aslında kendimle yüzleştiğim bir roman oldu.
Edebiyat
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003373 okunma
10/10
·416 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:34
Şu an bu kitabın konusunu birine mektupla yazmam gerekseydi eğer, kağıt gözyaşlarımdan parçalanmış olurdu. Kitabı bitirdim ve artık aynı kişimiyim hiç bilmiyorum. Bazı kitaplar bittiğinde hikâye de biter. Serçe ise bittikten sonra zihninizde yaşamaya devam ediyor. Derin ince bir sızı gibi hem de. Kitabın ilk sayfalarında baş karakter Emilio Sandoz’un başına gelenleri tam olarak anlayamıyoruz. Bir şeylerin çok yanlış gittiğini hissediyoruz ama yazar gerçeği hemen göstermiyor. Parçaları yavaş yavaş bir araya getiriyoruz. Daha kırkıncı sayfalarda içimi acıtan bir şeyler vardı ama ne olduğunu tam çözememiştim. Geriye dönüp baktığımda bunun ne kadar bilinçli ve başarılı bir tercih olduğunu görüyorum. Yazarın kalemine hayran kaldığım ilk nokta anlatım biçimi oldu. Karakterler arasındaki bakış açısı geçişleri inanılmaz yumuşak. Bir karakterin zihninden diğerine geçtiğinizi bazen birkaç satır sonra fark ediyorsunuz. Anlatım asla karışmıyor. Bu geçişlerin doğallığı beni gerçekten etkiledi. Betimlemeler de aynı ölçüde güçlü. Okuduğum her sahne gözümde canlandı. Mekânlar, karakterler, yüz ifadeleri ve duygular son derece canlıydı. Kendimi bir roman okumaktan çok yaşananları izliyormuş gibi hissettim. Fakat Serçe‘yi benim için özel yapan şey yalnızca dili değildi. Rakhat’a gidildiğinde kitap bambaşka bir katman daha kazanıyor. Bir gezegen yaratmak başka şeydir, yaşayan bir toplum yaratmak başka şey. Mary Doria Russell yalnızca farklı bir yaşam formu tasarlamamış; ekonomi, politika, sınıfsal yapı, aile ilişkileri ve güç dengeleri olan bir toplum kurmuş. Bu yüzden zaman zaman kitabın içinde ikinci bir kitap okuyormuşum gibi hissettim. Bir tarafta karakterlerin hikâyesi ilerlerken diğer tarafta Rakhat’ın nasıl işlediğini okuyoruz. Kitabın sonlarına doğru yaşadığım gerginliği
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003373 okunma
9/10
·416 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:06
Kitabı okurken aklıma John Fowles'in kitaplarından birisindeki bir tespiti geldi. Amerikalı yazarların Hollywood tarzı, süslü anlatımlarına dair eleştiride bulunuyordu. Konu müthiş, anlatım harika, kurgu muhteşem, bilimsel veriler akla yatkın, mantık hatası ben hiç görmedim. Teoloji ile bilim kurgunun harmanlanmış hali. Başlangıçta bir an bir dakika yazar beni nereye götürüyor dedim. Ama sonra anladım gelinen yeri. Konunun akışını, olayların nereye varacağını bir taraftan merak ederken Tanrı kavramına dair teolojik ve felsefi tartışma içinde buldum kendimi. Teolojik tartışma bilindik argümanlarla sınırlı. Ama olayların akışı ile birlikte değerlendirildiğinde çok çarpıcı. Baştaki konuya dönersem. Amerikan yazarlar böyle konuları bulmakta kurgusal olay akışı ile etkileyici bir şekilde sunmakta çok iyiler ama aşırı süslü Amerikanvari anlatım ile tüketilecek ve unutulup gidecek tarzda yazmaları dikkat çekici. Bunu bir İspanyol, Portekiz ya da Fransız yazar yazsa, nasıl olurdu diye sordum kendime. Bir İngiliz ise asla yazamazdı böyle bir şeyi bence. Ama işte böyle kitaplar da Amerikan yazarlardan çıkıyor genelde. Kitabı kütüphanemize kazandıran bilge kitap kurduna geçmiş olsun dileklerim ile birlikte sonsuz teşekkürler.
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003373 okunma