Kitabın en güçlü yanı, şiirsel çeşitliliği ve deneysel dili. Her seri farklı bir temayı taşıyor: kentlerin karmaşası, doğanın sessizliği, insanın yalnızlığı, kadın olmanın içsel yankısı... Her dize, bir şeyin bitişini ya da yeniden doğuşunu anlatıyor. Bu yönüyle “Seriler Kitabı”, şiir okuruna kolaylık değil, derinlik sunuyor. Müldür okurken anlamı çözmeye çalışmak değil, hissetmek gerekiyor; çünkü onun şiiri bir açıklama değil, bir hâl.
Ama kitabın eksik yanları da var. Öncelikle, dili oldukça yoğun ve soyut. Bazı şiirlerde imgeler birbirine karışıyor, anlam bulanıklaşıyor. Şairin diliyle barışık olmayan biri için bu durum yorucu olabilir. Her serinin adı farklı ama o seriler arasındaki tematik geçişler zaman zaman net değil; bazen hangi duygunun hangi seriye ait olduğunu anlamakta zorlanıyorsun. Ayrıca bazı dizeler, sanki sırf estetik etki yaratmak için konmuş gibi durabiliyor yani duygunun doğallığıyla değil, biçimin ağırlığıyla karşılaşıyorsun.
Onun şiiri zaten düzenli, anlaşılır, basit bir şiir değil; bilinçli bir karmaşa. “Seriler Kitabı”nda okurdan bir beklenti var: sabır, sezgi, ve sessizlik. Her şiiri bir defada değil, birkaç kez okumak gerekiyor. O zaman anlamın katmanları açılıyor, kelimelerin altındaki asıl duygular ortaya çıkıyor.
Bu kitap bir şiir toplamı olmaktan öte, bir düşünce biçimi. Modern şiirin ne kadar özgür, ne kadar sınırsız olabileceğini gösteriyor. Lale Müldür burada yalnızca duygularını değil, varoluşun kendisini anlatıyor bazen bir yağmur damlasında, bazen bir şehir gölgesinde, bazen bir çiçeğin soluşunda.