OKUNABİLİRLİK: Oldukça akıcı bir dil. Gerilim hattından psikolojik iç dünyaya geçişler tempoyu yer yer duraksatıyor.
FİKRİN DERİNLİĞİ: Anne–kız ilişkisi, travmalar ve beden üzerinden kurulan psikoloji güçlü.
KURGU: Cinayet sorgusu arka plana düşüyor. Finaldeki twist etkileyici olsa da hazırlık süreci, bazı okurlara bir şeyler eksik hissi uyandırabilir.
KARAKTER: Camille kırılgan, dürtüsel ve parçalı bir profil. Daha stratejik, daha “zihin oyunları” oynayan bir karakter olsaydı hikaye çok daha farklı olabilirdi.
GENEL ETKİ: Karanlık, rahatsız edici ve akılda kalıcı. Ayrıca hızlı okunabilir ve sürükleyici. Fakat karakter ve gerilim bağlamında tatmin etmiyor.
Gillian Flynn’in Keskin Şeyler romanı, gazeteci Camille’in doğduğu kasaba Wind Gap’e iki genç kızın öldürülmesi üzerine haber yapmak için dönmesiyle başlıyor. Fakat hikâyenin asıl odağı, bu cinayetlerden çok Camille’in geçmişiyle, baskıcı annesi Adora ve asi üvey kardeşi Amma ile yüzleşmek zorunda kalması.
Yazarın hikâyeyi bir kadın karakterin gözünden anlatması ilk etapta dikkat çekici olsa da, Camille’in sürekli ergenvari cinsel düşüncelere kayması ve takıntılarının fazla yüzeysel işlenmesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ben, geçmiş travmalarını zekice işleyen, psikolojik olarak daha güçlü ve ayakları yere sağlam basan bir karakter beklentisindeydim. Benim beklentim, geçmiş travmalarını ve yaşadıklarını zekice işleyip, güçlü bir şekilde hikayeyi yönlendiren bir karakterdi, fakat beklediğim gibi olmadı.
Romanın ilk bölümlerinde Camille’in kasabaya dönüşü, ailesiyle ilişkileri ve kasabanın polisiyle etkileşimi oldukça ilgi çekiciydi. Ancak cinayet çözme gerilimi ile Camille’in iç dünyasına yapılan ani dalışlar çoğu zaman paralel ilerlemediği için beni hikâyeden kopardı. Hikaye gerilim ve cinayet üzerine