Adı:
Şimdi Benimsin
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055358907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayınları
Kötü bir başlangıçtı onlarınki. Ne Elif hak etmişti başına gelenleri, ne de Fırat istemişti böyle olmasını. Bir gecede hayatlar değişmiş, hayaller yıkılmıştı...


Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı?


Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.


Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif’in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir.


İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.
Berbattı tiksinerek okudum. Bir kitaptan bu kadar nefret edeceğimi düşünmemiştim. Hiç kimse mi düşünmedi "ya Abi biz böyle kitap basıyoruz ama bunları küçük çocuklarda okuyacak, başka insanlarda okuyacak küçük büyük herkes okuyacak" hiç kimse mi düşünmedin bunu? Bu kitabı hiç kimseye tavsiye etmiyorum yazarı da, bu kitabı basan yayın evini de kınıyorum. Bu kitap resmen tecavüzü meşrulaştırıyor bunu okuyup da "Ay canım Fırat" ya da "ay canım Elif" diyen insanlar var ve bunu söyleyen 14-13 yaş arasındaki kızlar ki kendileri böyle bir olay yaşasın kesinlikle intihar ederlerdi böyle bir kitabı basına sunmak, böyle bir kitabı küçük büyük herkes okutmak gerçekten de kötü bir şey ki günümüz Türkiyesi'nde böyle olaylar çok fazla yaşanmakta üstüne üstlük kitapta tecavüzün üstünü "töre dedi" ya da "aşık oldum" diye kapatıyor. Bu çok saçma kimsenin bu kitabı okumasını önermiyorum.
Çaresizlik diyince artık aklıma gelen tek şey bu kitap olacak hele de elif ve fıratın aşklarının o şekilde bittiğini duyunca bu saatte hıckırılar içinde ağladım 2 günde bitti ama şunu anladım hayat o kadar kısa ki hiç bir şey için zaman yok tıpkı ölüm gibi gerçekten sonunu iple çekip bir çırpıda okuyabilirsiniz bu kitabı.:'(
  • Kimliksiz
    8.7/10 (75 Oy)62 beğeni154 okunma8 alıntı1.777 gösterim
  • Deli
    8.6/10 (349 Oy)406 beğeni809 okunma78 alıntı5.871 gösterim
  • Duygu
    8.3/10 (148 Oy)122 beğeni321 okunma16 alıntı2.157 gösterim
  • İki Renk Aşk
    8.6/10 (108 Oy)97 beğeni254 okunma6 alıntı4.567 gösterim
  • Kuzey Masalı
    7.9/10 (66 Oy)48 beğeni150 okunma9 alıntı1.831 gösterim
  • Huysuz ve Ruhsuz
    8.2/10 (68 Oy)64 beğeni185 okunma3 alıntı1.980 gösterim
  • Ali'm
    8.4/10 (110 Oy)84 beğeni258 okunma10 alıntı1.904 gösterim
  • Deli Divane
    8.9/10 (88 Oy)76 beğeni204 okunma11 alıntı3.984 gösterim
  • Ismarlama Bebek
    8.1/10 (85 Oy)69 beğeni234 okunma1 alıntı2.438 gösterim
  • Yemin
    8.5/10 (118 Oy)92 beğeni288 okunma2 alıntı3.320 gösterim
güzel başladı güzel devam etti ama o son yakıştı mı bu kitaba güneş. sen yaz yaz yaz sonu ocakta unutulan yemeğe yetişme hızıyla bir çırpıda getir. hakkaten sevdim gidişi. fıratın aşkını falan sevdim de elif sok sönük olmuş. herşeye boyun büken bi karakter gibi duruyor. yani bu sıkıntıları görmezden gelirsek okuyun tabikisi:)
Kitabın ilk sayfasında ağlamaya başlayıp son sayfasında gözlerim şişmiş bir halde bıraktığım kitap. Klasik bir töre hikayesinin güzel bir uyarlaması olmuş. Biraz klasik bir hikaye olmasına rağmen kitabı genel olarak severek okudum. Ancak sonu öyle bitmeli miydi bilemedim. Tabi ki yazarın takdiri ancak benim için sonu biraz hüsran oldu.
Ah Fırat ah diye diye okudum ben bu kitabı. Töre adı altında kızlarımıza aslında ne büyük haksızlıklar yapıldığını , bununla birlikte karşısında ki erkeğin bile zor duruma hataya düşeceğini çok güzel anlatmış kitapta. Erkeğin hatalarının bedeli hep kadınlara düşüyor malesef. Güneş Demirel öyle yürek yakan bir aşk hikayesi yazmış ki okurken nefesinizi kesecek.
Ama her şeye rağmen aile kavramının ne denli önemli olduğunu anlıyorsunuz her satırda.
Nereden başlasam bilemiyorum. Bende öyle bambaşka, öyle muazzam bir yer edinen bu kitabı, hangi kelimelerle süsleyerek anlatsam bilemedim. Bana -ilk defa aşk romanı okuyup da- bunu sevdiren ilk kitabım. Delice bir istek duyup, anında satın aldığım bu kitabın gün gelip de en çok sevdiğim kitaplardan birisi olabileceğini bilmezdim. Aşka inanmayan beni, aşkın var olabileceğine inandıran bu kitap, başta hayal kırıklığı daha sonra sevginin saf halini gösterdi bana. Fırat'ın aşkı.. Ne mecnun ne Ferhat. Fırat bambaşka biri. Sırf sevdiği kadın onu affetsin diye senelerce beklemiş bir adam. Öyle çok sevdi ki Elif'i kelimeler yetmezdi anlatışına. Ne yaptıysa da kendisini sevdiği kadına affettirememek ona çok koymuştu. Böyle zamanlarda onunla ağlardım. Yalan değil, ağladım. Çünkü ben kitapta, Elif'in çektiği acıları, yaşadığı hüznü, kırılan gururunu, Fırat'ın pişmanlığını, üzüntüsünü, aşkını, onlarla birlikte yaşadım. Ve ben bir kez daha Güneş Demirel'e teşekkür ediyorum. Beni ve diğer okuyucuları bu kitapla tanıştırdığı için..
Hayatımda hiçbir kitabı okurken bu kadar zorlanmadım sanırım. Oturup da kitaba hakaret etmeyeceğim ama okuduğum her sayfada kitaba verdiğim şanslar geçen her dakikada resmen azap gibi bir şeydi. Çok üzgünüm, kitabı yarısında bıraktım ve aklımda koca bir soru işareti var: "Bir insan neden böyle bir kitabı piyasaya sürer ki?"
Olay şu: Tecavüz gibi aşağılık bir suç işleniyor ve tecavüzü edene kimse suç bulmazken tecavüze uğrayanın üstüne gidiliyor. Tamam, bu Türkiye'nin bazı bölgelerinde, bazı insanlarında olan bir durum. Maalesef ki var ama yazarın tumumunda sanki bunun yanlış olduğuyla ilgili bir anlatım yok. Hatta hikaye bazen o adamın ağzından anlatılıyor ve adam her seferinde 'pişmanım, acı çekiyorum, kendimi kaybettim, çevremdekiler beni buna zorladı' tarzında cümleler kurup kendini okuyucuya affettirmeye çalışıyormuş gibi. Üzgünüm ama kitapta 'kız' da dahil bir kişi bile çıkıp "Olum sen beynini kullanamıyor musun da bir sürü insanın dediğini yapıyorsun?" demiyor. Tamam, kitapta herkes 'gerizekalı' olsun, ona da tamam. Ama madem bu adam pişman, neden bu kızın etrafında durmaya devam ediyor o zaman? Neden bu kız 'çaresizlikten' karnındaki çocuğuyla bu adama 'ben seninle evleneceğim' dediğinde hatasını başka bir şekilde örtmeye çalışmıyor o zaman? Ulan madem pişmansın, o kadar iyi adamsın niye çıkıp gitmiyorsun kızın hayatından?
Yazar da dahil herkes sorunun 'iki tarafın evlenip mutlu olacağında' çözüleceğini sanıyor. Ya hu bu durumda midesi bulanan bir ben miyim?
Bakın, bu kitaba çok fazla şans verdim, dedim biraz daha ilerleyeyim belki olay toparlanır, olur ya bir şeyler değişir, kitap kendini toparlar ama yok. Dayanamadım.
Beni en çok sinirlendiren şeylerden birisi de adamın annesinin sanki 'normal bir evlilik' oluyormuş gibi düğün hazırlığı yapması ve kızın da bu kadına karşı sempati beslemesiydi. Ya hu, bu kadının çocuğu sana tecavüz etti, nasıl yanlarında nefes alabiliyorsun sen, nasıl sevebiliyorsun o adamın kanından olan insanları?
Bu ve bunun gibi bir çok psikolojik mantıksızlığın yanında yazar bütün bunların hepsini 'töreye' bağlıyor. İkinci 'töre' konulu kitabım bu benim ve dayanamıyorum artık. Biri bile çıkıp biz Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşıyoruz, yasamız var, ne bileyim davacı olalım, yazık değil mi bu kıza, elinden tutalım, bir şeyler yapalım, demiyor.
Evet, tekrar söylüyorum: 'Türkiye Cumhuriyeti'nde ne yazık ki hala böyle yobazlıklar ama böyle bir kitap yazmanın amacı, bütün bunların kötü olarak gösterilmesi olmalı, değil mi?
Kitabın konusuna kızmıyorum, karakterlerin davranışlarına, olayın akışına kızmıyorum sadece kitapta verilmek istenen şeyin yokluğuna kızıyorum ben. Bu kitabın yazılmaktaki amacı ne? Bu sorunun cevapsızlığı üzüyor beni.
Bütün sitemimi yazara da yüklemiyorum ben. Tamam bir hata olmuş, böyle bir kitap yazılmış ama Allah aşkına, yazar yazdığı kitabı, oluşturduğu kurguyu etrafındaki birkaç kişiye göstermedi mi? Biri bile çıkıp da şunun şurası şöyle olmalı, burası böyle olmamalı, demedi mi yani?
Peki ya yayınevi? Editör? Son okunma? Kitabın 9. Baskıya gelmesine neden olan insanlar?
Bu kitabı elime almamın sebebi, hakkında yapılan eleştirilerdi. Bir kısım kitabı olabildiğince yererken diğer bir kısmınsa sadece 'Oscarlık' demediği kalmıştı.
Hiçbir mantığın olmadığı bu kitapta ilerleyen tek şey hayal gücü.
Bu kurgudan bir şeyler olur, olmaz diyemem ama bu şekilde değil, böyle bir anlatımla değil.
okuduğum kitaplar arsında en iyilerin den biridir bu kitap herkese tafsiye ederim
Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı?
Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.
Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif’in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir.
İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.
Bu kitap mukemmel bir kitaptı. Fıratın kocaman aşkını Elifin çektiği acılardan sonra Fıratı sevmesini imkansızın olmadığını kanıtlayan acıklı mükemmel bir aşk hikayesidir. Çok beğendim gerçekten de ergence bir kitap degil. Çok güzel mutlaka okuyun!
Kitap bitti , ama beni de bitirdi. Roman okurken böylesine duyguları , acıları, sevinçleri, hüzünleri daha doğrusu yazılan her kelimeyi okuyucuya birebir hissettiren bir kaleme sahip olan sevgili ve benim için gerçekten çok kıymetli yazarımız Güneş Demirel'i gönülden kutluyorum. Nasıl okunası bir kitap tarif edilemez , ancak okunursa anlaşılabilir... O kadar net yani.. Elif ile Fırat'ın hikayesini okudum bu romanda.. Ama ne hikaye.. Töre kanunlarının geçerli olduğu yaşam şartlarında imkansızlıklar, nefretler, terk edilmişlikler, en büyük düşmanın sandığın ailenin aslında öz ailenden çok daha sana aile olduğunu görmek, önceleri mecburiyetten sonraları ise devleşen aşk ve sevginin vermiş olduğu bağlılık, geç de olsa hayallerine fazlasıyla kavuşmak gibi daha bir çok hayatın gerçekleri ile ilgili konuları içeren muhteşem bir roman.. Ne diyebilirim ki ? Alın okuyun ve kendiniz görün..
Kitap güzeldi. İnsan okurken heycanlanıyor. Akıcıydı baya ve klişelikte yoktu. Sonu kısa ve öz güzel bitti ve tabii üzücü. Herkese öneriyorum bu kitabı.
Ve “Şimdi Benimsin” bitti. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kalemi oldukça akıcı ve hikâyeyi yüreğimde hissettirdi bana…
Diğer kitaplarını da okuyacağım.
Hikaye için yapılan bazı ağır eleştirilere kesinlikle katılmıyorum, çünkü töre diye bir gerçek var bizim ülkemizde ve törenin getirdiği ağır hükümlere sıkı sıkıya bağlı yaşayan o insanlar gerçek..
Diyarbakırlı büyük bir aşiretin oğlu Fırat, eğitimli, kültürlü ancak törelerin üzerinde etkisi büyük. O bir ağa oğlu ve gelecekteki ağa olacak.
Başka bir aşiretin kızı Beril ile nişanlıdır. Birbirlerine sevdalı değiller. Berilin Ankara da çok sevdiği biri var ve onunla kaçar ve evlenir.
Bu haber aşirette bomba gibi düşer. Büyük tepkilere neden olur. Fırat ağanın gururu, haysiyeti ve namusu beş paralık olmuştur. Herkes arkasından konuşur. Ailesi büyük baskı yapar. Bu iş temizlenmelidir. Töre ye göre iki seçeneği vardır, ya Beril ve Kocası ölecek yada, Berilin kaçtığı adamın kız kardeşi gelin gelecektir konağa.
Fırat için zor günler başlar, her iki çare de istediği şey değildir ancak töreleri de iyi bilir…
Ve 19 yaşındaki güzeller güzeli Elif, hemşirelik okuyan cıvıl cıvıl, iyi kalplı diğer ana karakterimiz. Berilin kaçtığı adamın talihsiz kız kardeşi.
Her şeyden habersiz bir akşam eve dönerken, ailesinin gözü önünde apar topar bir araca bindirilir ve kaçırılır.
Ertesi gün ise Fırat ağa tarafından babasının kapısına çöp gibi atılarak dünyası başına yıkılır.
Elif’in ailesi bu olayı kabullenemez ve kızlarının arkasında durmaz, Abisi ve Yengesi yüzünden bu duruma düşen Elife onlar da sahip çıkmaz. Akrabalarının da baskısı ile, Babasının birde onu memleketi Kayseri de biri ile evlendirme çabaları olunca, Elif için hayat bitmiştir.
Artık hayatta küçük kız kardeşi Zeynep dışında kimsesi kalmamıştır.
Fırat ağa da onların peşinden Kayseri ye gelir, yaptığından çok pişman, vicdanı ile boğuşuyordur.
Kayseri de olan bir olay sonrası Elif bir karar verir ve Fırat ağa ile Diyarbakır’a yola çıkar. Hayatını mahveden, nefret ettiği, hatta tiksindiği bu adamla onu bu yeni hayata iten ne oldu?
Peki konaktakiler Elifi nasıl karşılıyor?
Hikaye buradan sonra dolu dizgin başlıyor :)
Neler olmuyor ki ?
Yazacak çok şey var ancak spoi vermek istemiyorum...
Tüm duyguları yaşadım bu hikayede ben, üzüldüm, gözlerim doldu, çookk kızdım, vicdanım sızladı, kahkaha atım, heyecanlandım, sevindim ….
Ailen varken sahipsiz kalmak, o çaresizliği hissetmek ne kadar acı. Töre diye insanların hayatları ile oynamaları akıl alır gibi değil.
Ben çok severek okudum, bu tür hikâyeleri severlere tavsiye ediyorum.
Sevgili A Güneş Demirel kalemine-yüreğine sağlık :)
Peki ben neden hiç kimseye dur diyemiyorum? Yatağa uzanıyorum yine, dizlerimi karnıma çekip yastığıma gözyaşlarımı salıyorum. Umutsuzum artık. Yorgunum. En kötüsü de yaşadıklarıma ve yaşayacaklarıma tutsak.
O pis herif aklıma geldikçe hiddetleniyorum. İçimdeki nefreti her geçen gün büyüterek yaşıyorum, buna ne kadar yaşamak denirse…
Çok seviyorum be Kenan. O böyle gülümseyen gözlerle bana baktığında diyorum ki, ' Öl be Fırat'
Yüzümü avuçlarının içine alıp, yanaklarımdaki yaşları sildi. Elimle ellerini ittiğimde, ''Off!'' diye inledi ama pes etmedi. Yine kavradı yüzümü. Gözlerine bakmamı sağladı. ''Özür dilerim. ..'' Şimdi Benimsin ♡
Güneş Demirel.
İşte böyle başlamıştı onların gezintileri.
Altı sene kadar gezmişlerdi. Döndüklerinde yüzlerinde tuhaf bir huzur vardı. Elif'in ruhu rahatlamıştı sanki. Sonra hayatlarını İstanbul'da geçirmeye devam ettiler.
Ama gün gelmiş, her yer bembeyaz olmuştu. Kar taneleri yere düşerken, başka biri göğe yükselmişti.
Fırat kocaman bir boşlukla uyanmıştı. Elif yoktu. Uçuşan bir kar tanesi olmuştu Elif. Uykuda meleklere teslim etmişti kendini.
Kalbimde ki acının tarifi yoktu. Ali, Melek ve o sıralar on altı yaşlarında olan Çetin'in yüzünü unutamam. Ama Fırat... O başkaydı. Bir erkeğin böylesine ağladığını hiç görmemiştim. İşin daha da acı yanı neydi, biliyor musunuz? Annem ve babam sağdı. Seksenli yaşlarının ağırlığıyla Elif'in toprağı başındaydılar. Onlara sadece on dokuz yıl evlat olabilmiş yavrularının... Kalp ağrısı her yerdeydi. Ama en çok da Fırat'ın yüreğindeydi. Dayanamadı Fırat buna. Tam on bir ay sonra kavuştu Elif'ine. Yüzünde derin ve sakin bir tebessüm ile...
Biz o zaman bir kez daha anlamıştık Fırat'ın sevdasını ve dinmeyen kalp ağrısını...
Güneş Demirel
Sayfa 564 - Ephesus Yayınları
Hayat öylesine kısaydı ki... Kötülüğün, nefretin, kinin sınırları ve sonu yoktu. En güzeli, yaşama aydınlık pencereden, aydınlık yürekle bakabilmekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdi Benimsin
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055358907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayınları
Kötü bir başlangıçtı onlarınki. Ne Elif hak etmişti başına gelenleri, ne de Fırat istemişti böyle olmasını. Bir gecede hayatlar değişmiş, hayaller yıkılmıştı...


Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı?


Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.


Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif’in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir.


İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.

Kitabı okuyanlar 222 okur

  • Ayşegül
  • nihal
  • Zeynep
  • sena kani
  • Showy
  • Duygu Ongün
  • angel uehera
  • Begüm Polat
  • Gulbahar Sarı
  • Ş. Şirin YILDIZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%17
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%29.2
35-44 Yaş
%13.2
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%96
Erkek
%3.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39 (41)
9
%19 (20)
8
%15.2 (16)
7
%11.4 (12)
6
%4.8 (5)
5
%2.9 (3)
4
%1.9 (2)
3
%2.9 (3)
2
%0
1
%2.9 (3)