Rana Dasgupta'yla “Tokyo Uçuşu İptal” eseriyle hayal gücünde sınır tanımayan, farklı öyküleriyle
tanışmıştım. Öykülerinden etkilendiğim için yazarın romancılığının nasıl olduğunu görmek istedim. Hint asıllı İngiliz yazar, kendi öz yaşamını sürdüğü coğrafyadan çok uzakta Bulgaristan’da geçen, yüz yaşındaki Ulrich’in yaşam öyküsünü ve devamında da Ulrich’in kafasında yaşattığı öyküeri son derece akıcı bir dille anlatmış.
Eserin ilk yarısında son derece büyük hedeflerle hayata başlayan önce müziğe sonra kimyaya ilgi duyan Ulrich’in,ülkede yaşanan çalkantılarla paralel gayet tekdüze ve ortalama bir insana evrilen yaşam öyküsünü okurken kapı komşumuz Bulgaristan’ın sadece yüz yıllık sosyal ve siyasi tarihini değil aynı zamanda hammadde yoksunu bir ülkenin sanayileşme sürecinin ülkeye yansımalarını ve yüzyıl boyunca dünyada yaşanan bilim, sanat, teknolojik alanda gelişmeleri de görüyoruz.
Eserin ikinci yarısı artık son derece yaşlı bir adam olan ve gözleri görmeyen Ulrich’in bu kez kafasında yer yer geçmişte hayatına girmiş kişilerle benzerlikler kurarak yarattığı karakterler ile birlikte Gürcistan’da başlayıp ABD’ye uzanan hayali yolculuğunu anlatıyor bizlere.
Yaşlı ve insanlardan uzak yaşayan bir adamın; gerçek hayataki geçmiş anılarını tarihi olaylarla harmanlanarak bize anlatımını okuyoruz. Aslında iç içe olduğumuz, yani başımızdaki Bulgaristan’ın tarihini yaşayan insanların gözünden görüyoruz. Emperyal devletlerdeki hayatlarla diğer küçük ülkelerdeki hayatlara nasıl müdahale ettiklerine tanık oluyoruz. Bu anlatı tarih kitaplarındaki anlatılardan farklı olarak edebi dille ve yer yer kurgusal karakterlerle okuyuculara akışkan bir şekilde anlatılıyor. Kitabın ikinci bölümünde bu sefer diğer yanı başımızdaki Gürcistan’ın tarihine değinerek, ilk bölümden farklı olarak çoğunlukla hayal aleminde yaşayarak görüyoruz. Zaman zaman Bulgaristan’a dönüş yaparak kurgu genişletiliyor. Kitabın sonlarına doğru kurgulanan karakterler ve kahramanımız bir araya gelerek kaderleri birleşiyor. Tabi bu buluşma kahramanın hayalinde gerçekleşiyor.
Sıkmadan yanıbaşımızdaki ülkelerin yakın tarihleri hakkında bilgi sahibi olunarak akıcı bir şekilde okunabilecek roman.
Geçen sene DR kampanyasından almıştım. Yazarın daha önce hiç bir kitabını okumamıştım.
Sonrası bir araştırdım ki başka kitapları da var ve iyi bir yazar.
Yazım dili sıradan gibi ama okurken sizi o kadar etkiliyor ki... Seviyorumböyle kitapları.
Bu kitapta öyle.... Yaşlı bir adamın hayatı gibi başlıyor lakin "anılar, yaşanmışlıklar, acılar, meraklar, okuma isteği, öngörüler, savaşlar" sizi yormadan hafızanıza kazılıyor...
Bulgaristan tarihi ve sosyal hayatı üzerine, Ulrich'in gözlerinden anlatılan bir roman..
Hint asıllı yazar, zorlu bir deneme yapmış ve bu zorluk okuyucu için hiç de kolay değil. Kolay bulmayanlardan biri de benim.
“ Asırlık bir yolculuk eğer bir noktasında karanlığa bulaşırsa yapılacak tek şey yolculuğun bu noktasına kadar yaşanan şeyleri tekrar gözden geçirmektir. Rana Dasgupta büyük bir yazar. Daha önce “ Tokyo Uçuşu İptal” kitabını okuyup çok beğenmiştim ve bu ikinci kitap da beni hayalkırıklığına uğratmadı. Şiddetle tavsiye ederim.”
Ulrich,Boris,Elizaveta,Hatuna ve İrakli...
Hayatının son demlerini yaşamakta olan Ulrich'in kendini oyalamak için yapabileceği pek bir şey yoktur artık;o da kalan zamanında kendini anılarına bırakır....
Ulrich 1900 lerin başında Sofya'da doğmuş ve yaşamının büyük kısmını bu şehirde geçirmiştir. Kitabın ilk yarısında geriye dönüşlerle Ulrich'in hayatını ve arka planda Bulgaristan'da yaşanan siyasal ve sosyal olaylara tanık oluyoruz. Buraya kadar bildiğimiz bir kurgu motifi etrafında şekillenen kitap bi yerde tak diye bitiyor ve ikinci yarısında Ulrich'in hayatını değil de yazdığı kitabı okumaya başlıyoruz. Ne sevdim ne de sevmedim diyebiliyorum. İlginç bir tecrübe oldu.
Yaklaşık yüz yaş civarında olan Bulgar adamın gözleri de görmediği için yapabileceği tek eğlencesi geçmiş anılarla kendini oyalamaktır. Bu anılarla beraber Bulgar tarihini ve aile içinde yaşanılan ibret verici ve dramatik olayları, insanların değişen rejimlerde rejime göre değişim ve menfaatleri için hemen adapte olma süreçleri akıcı şekilde anlatılmış, çeviride çok başarılı.
Bir karakter üzerinden Bulgaristan'ın değişimi anlatılıyor. Aslında yaşadıklarının çok da bizim burada olanlardan farklı olmadığını gördüm. Güzel bir okumaydı.
100 yaşındaki Ulrich'in hayatını okurken bu yıllar içerisinde dünyadaki gelişmelere de şahit oluyoruz. Sanayide, sanatta, bilimde, siyasette olan dönüşümlere değinerek merak duygusu da uyandıran bir kitap.
Hint asıllı Britanyalı roman ve deneme yazarı. 1971'de İngiltere'nin Canterbury şehrinde doğdu. Oxford Üniversitesi bünyesindeki Balliol Koleji'nde ve Wisconsin Üniversitesi'nde öğrenim gördü. İlk romanı Tokyo Cancelled (Metis yayın programında) 2005 yılında yayımlandı ve John Llewellyn Rhys Ödülü'ne aday gösterildi. İkinci romanı Solo 2009 yılında yayımlandı ve Commonwealth Yazarlar Ödülü'ne layık görüldü. Şu anda Hindistan'ın Delhi şehrinde yaşamakta olan Dasgupta, edebiyat çalışmalarının yanı sıraGuardian ve New Statesman gibi yayınlarda makaleler yazıyor.