SON BAHAR
"Ömründe bir gün bile kalmış olsa sonsuzluğa huzurlu gitmek adına sevdiklerinden güç al, yapmak istediklerini yap, hayallerinden hiç vazgeçme. Yaptıkların bir yerlerden insanların ruhlarına dokunduğunda sen vedalaşmış bile olsan insanlar seni unutmayacak..."
“Senden nezaketle sadece Allah’ın selamını isteyen bir insandan onu esirgersen, zamanı gelince o küçük selam yerine, kapısına yüreğini bırakmak zorunda kalırsın.”
Dua ve Naz, iki kadının farklı coğrafyalarda büyüyen iki farklı kadının sürpriz bir şekilde karşılaşmaları ve en yakınının bile yapamayacağı şeyleri birbirine yapmaları, destek olmaları ne kadar güzel davranışlardı. Dua, hayallerini bir kenara bırakıp sevdasının peşinden gidip ailesini arkasına alması, Murat’ın ona karşı ilgisinin azalması, kendini aile içinde yapayalnız hissetmesi beni üzdü. Kız ailesini, her şeyini bırakıp sevdiği için büyük fedakarlık edip yanında olmuş ama sen ihmal et, sadece işinle gücünle uğraş... hak mı bu... Dua’nın kendisi için bir şeyler yapmasını sağlayan Naz’ı yürekten alkışlıyorum. Kitabın arka kapağında yazan alıntı ne kadar da doğru, “Hayat geç demez, bitti demez, vedalaşmaya az kaldı demez, her zaman son sözü söyler...” hiçbir şey için geç değildir. Dua’nın yaşadığı coğrafyada, koca konakta sadece dominant büyüklerin istedikleri şekilde bir yaşam olması, kişilerin kendine ait bireysel bir dünyaları olmaması ne kadar kötü. Birlikte yaşıyor olmak, birbirine bağlı büyük bir aile olmak tabi ki güzel ama evdeki küçüklerin kendi kararlarını verme yetkisi olmaması kötü bence. Doğrusu ile, yanlışı ile insan kendi kararlarını verip yaşamak ister. Naz içinde, ailesinin değer verdiklerinin yanında sönük kalması, yaptığı fedakarlıklarının takdir edilmemesi, ama en sonunda annesinin güvenmediği kızı ve torunu ile onu