·
Okunma
·
Beğeni
·
1939
Gösterim
Adı:
Sonbahar Ülkesi
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754367
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Sonbahar Ülkesi
Sonbahar Ülkesi
“Ama ölüm nedir? Başka bir oda mı? Mavi bir oda, yeşil bir oda, şimdiye kadarki bütün odalardan daha büyük bir oda! Ama anahtarı nerede?”

Bu kitaptaki öyküler ya ölümle başlıyor ya da ölümle bitiyor.

Ray Bradbury, korkunun, içimizdeki karanlığın, yıllarca birlikte yaşadığımız ama henüz farkına varmadığımız arzuların ve bunların davet ettiği dehşetlerin, “hepimizin bağrındaki cinayet”in, saflığın ve şeytaniliğin birlikte nefes alan öykülerini anlatıyor bize. Haritasını hep yanımızda taşısak da ziyaretimizi sürekli ertelediğimiz bir ülkeyi, sonbahar ülkesini anlatıyor. Mehmet Moralı’nın Türkçeye çevirdiği Sonbahar Ülkesi, ölüm hakkında okunabilecek en hayati kitaplardan biri.

Fantazi, korku ve bilimkurgu edebiyatına damga vuran yazarlardan biri olan Ray Bradbury, 1920’de doğdu. Uzun yaşamına Fahrenheit 451 gibi bir distopyanın yanında sayısız öykü sığdırdı. Tüm hayatını kitaplara ve yazmaya adayan Amerikalı yazar, 5 Haziran 2012’de öldüğünde, arkasında Mars Yıllıkları, Resimli Adam ve Sonbahar Ülkesi gibi başucu kitabı olmaya aday birçok unutulmaz eser bıraktı. Stephen King ve Neil Gaiman gibi ustalar ondan ilham aldı. Uygarlığa yön veren toplumsal meseleler ile modern insanın bireysel sorunlarını bir arada işleyebilmesi ve insanın ruhunu donduran öyküleri eşsiz bir sıcaklıkla kaleme alması, Bradbury’nin en önemli özelliği oldu.
285 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Her bir kelimesine hayran ola ola okudum kitabı, muhteşemdi!..
Zaten Ray Bradbury çok sevdiğim yazarlardan biri ve bütün kitaplarını okumak istiyorum.
Kitapta en çok 'Göl' hikayesini sevdim, en çok da 'küçük katil' hikayesinde tırstım :))
Kitaptaki hikayelerin tamamının film ya da dizi uyarlaması olsa, tırsa tırsa ama keyifle oturur seyrederim :)) hatta gerçekten çok iyi korku filmi olur hepsinden de :)
Hikayelerin hepsi ya ölümle başlıyor ya da ölümle bitiyor, eğlenceli bir şeyler okuma peşindeyseniz bu kitap size göre değil!!!
İyi ki eski kapaklı cep boy baskısını almamışım bu kapak inanılmaz güzel olmuş, bayıldım!!!
416 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Hiç yoğun bir şekilde içiniz sıkıldı mı? Ya da yoğun bir karamsarlığa kapıldınız mı? Bu ruh hallerine alışkın değilseniz biraz alıştırma gerekecek fakat eğer daha önce yaşadıysanız, bir de yağmurlu bir havada bir kahve eşliğinde Sonbahar Ülkesi'nin öykülerine adım atın bakalım.

Bilim kurgu, korku ve yeri geldiğinde fantastik ögeleri birbirine harmanlamak mümkün mü diye düşünecek olursanız sizlere Sonbahar Ülkesi'nin birkaç öyküsünü hiç çekinmeden tavsiye edebilirim. Ray Bradbury'nin takip etmesi yer yer zorlaşan temposunu yakaladığınızda ortaya çıkan sonuç karşısında büyülenebilirsiniz ve aynı zamanda içiniz sıkılabilir. Kötü anlamda değil, kitabımızın genel konusunun ölüm ve genel havasının sapsarı yapraklı rüzgarlı bir atmosfer olduğunu düşünürsek aslında tam da amaçlanan bir durum.

Stephen King ve Neil Gaiman, kariyerlerini şekillendirirken Ray Bradbury'den fazlasıyla etkilendiklerini defalarca dile getirmişlerdir. King ve Gaiman okumuş olanlar Bradbury'nin hikayelerinde diğer iki ustanın kaleminin kaynaklarını keşfedebilirler. Akıcı fakat bir nebze zor bir dille yazılmış on dokuz birbirinden ürkünç öykü başlangıç ve bitiş noktaları açısından benim için biraz da James Joyce'un Dublinliler'ine benzedi. Dublinliler hakkında, sanki bir sokağı boydan boya yürüyüp insanların hikayesine tanıklık ediyoruz gibi bir tanımlama yapmıştım. Bradbury'nin belli hikayelerinde de bu tarz bir giriş ve çıkış görebiliyorsunuz.

Atmosfer konusunda her öyküsünde birbirinden başarılı olmuş Bradbury. Rüzgarlı ve sarı yapraklı hava yer yer kapkaranlık olabiliyor. Bazı öyküler bir nebze daha yumuşakken, bazıları ise bir hayli ürkütücü. Hal böyle olunca bizleri birbirinden çeşitli serüvenler bekliyor diyebiliriz.
416 syf.
·Beğendi·9/10
Black Mirror dizisini seven birisi için, teknolojik mutsuzluklar ile bitmese bile her sonun mutsuz olduğu, sizi depresyondan depresyona sürükleyebilecek kapasiteye sahip Ray Bradbury gibi bir dehadan farklı bir öykü. Black Mirror dizisini beğendiyseniz, bu kitabı beğenmemek gibi bir seçeneğiniz bulunmamaktadır :)
416 syf.
“Sonbahar Ülkesi… O ülke ki her zaman yılın sonlarında yer alır. O ülkede tepeler sisli, nehirler pusludur. Öğlenler çok çabuk geçer, akşamın alacakaranlığı oyalanır, gece yarıları ise kalıcıdır. O ülke; kilerlerde, alt kilerlerde, kömürlüklerde, dolapların içinde, tavan aralarında ve güneş görmez yerlere bakan mutfakçıklarda var olur. İnsanları hazan insanlarıdır ve sadece hazanı düşünürler. O ülkenin insanları geceleri boş yollardan geçerken yağmur sesi duyulur…”

Edebiyat dünyasında ürkütücü fantastik öyküleriyle tanınan Ray Bradbury, bilinçaltının karanlık ve çoğu kişinin içinde neler olduğunu öğrenmeye korkup çekindiği dünyasına ışık tutan, okuyucuyu kendi bilinçaltıyla yüzleşmeye zorlayan tavrı ile öznelleşen bir yazardır. Kurguladığı fantastik öykülerde geçen olaylar, çoğu kez günlük yaşamdaki somut olaylarla eşleşir. Yukarıdaki alıntıda olduğu gibi naif, şiirsel bir anlatımla okuyucusunu kucaklayıp sonrasında öykü kahramanlarını ve kurguladığı öyküleri kullanarak onları yavaş yavaş sarsmaya ve ardından silkelemeye başlar.

Amacı, insan beyninin aydınlık bölgelerinde yer tutmuş; iyilik, saflık, insancıllık ve hoşgörü gibi pozitif değerlerle, karanlık bölgelere itilmiş fakat günlük yaşamda insanlar üzerindeki etkileri yadsınamayacak; kötülük, hinlik, şeytanilik ve horgörü gibi karşıt değerleri çatıştırmak, sonuçta insanı; sahip olduğu tüm değerleriyle günyüzüne çıkarıp okuyucu özelinde bir özeleştiri mekanizmasının kurulmasını sağlamaktır. Dolayısı ile The October Country, gerek kahramanları ve gerekse kurgulanmış öyküleriyle yalnız okumakla kalınmayıp üzerinde uzun uzun ve hassasiyetle düşünülmesini de gerektiren bir eserdir. Bu yapılmadığı taktirde öyküler, okuyucuya anlamsız ve sıkıcı geleceklerdir.

1920 Doğumlu Birleşik Amerikalı fantastik öykü ve roman yazarı Ray Bradbury‘nin 1947 yılına kadar kaleme aldığı 19 kısa kurgu öykü ile hayat bulan ‘Karanlık Karnavalı’ (The Dark Carnival) adlı serisi, yeni öykülerin ilavesi ve Bob Biber tarafından hazırlanan farklı kapaklarla 1954-56 ve 62 yıllarında peş peşe yayımlanmıştı.

Eser, 1971 Yılında Joseph Mugnaini ‘nin özgün çizgileriyle yeniden düzenlenip Bradbury‘nin yeni önsözü de eklenerek tekrar basıldı. Rupert Hart–Davis Ltd. tarafından gerçekleştirilen 1976 İngiltere baskısında da Bradbury‘nin yeni öykülerinin ilavesine devam edildi. Ancak bu kez “The October Country” adıyla romanlaştırılmış düzenlemesinin basımı gerçekleştirildi.
416 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ölüm bu ülkede kol geziyor. Her hikayesinde ölümü anlatan bir eser. Kimi zaman bir kaza, kimi zaman cinnet geçiren bir koca hatta bebek katiller...Kitabı okurken her yanınız gerilip kasvet dolacak, işte buna Ray Bradbury etkisi denir.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Bazı sanat eserleri çok farklı şeyler anlatmalarına rağmen alımlayıcıya hemen hemen aynı hissi ve yaşantıyı tattırabiliyorlar. Kimi sanat eseri bunu göstererek yapar, kimisi dinleterek ve kimisi de “hissettirerek” . Böyle eserler için denecek çokta farklı şeyler olduğunu düşünmüyor ve hepsinin sanki “birmişçesine” değerlendirilebileceğini dahi düşünüyorum. O yüzden bu kitabı değerlendirirken bir başka kitap, “Ağaçlar” için yaptığım değerlendirme yazısına başvuracağım.

Ağaçlar bana gösterdiği, Sonbahar Ülkesi ise hissettirdiği için.

#45865018
416 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Teması ölüm olan bir kitap...Okurken o soğukluğu hissediyorsunuz ve ilerlemek her hikayeden sonra biraz daha güçleşiyor. Ama yine de hayatın gerçeği olan bir şeyi hatırlamak bizim yararımıza."Her canlı ölümü tadacaktır." Adını en sevdiğim mevsimden alması dikkatimi çekti, biraz da dramatik ruhuma hitap ettiğini fark ettim. Bu kitabı okumak size bir şey kazandırır mı emin değilim. Belki de eziyet olarak algılayabilirsiniz. Objektif olursak, ölüm gerçeği, sürükleyici biraz da iç karartıcı bir dille yansıtılmış. Depresif bir modda okunmaması tavsiye edilir, zaten karanlık bir ruh halinde pek bir getirisi olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.
Son olarak, şu dünyada yaşanacak son gerçeğin ölüm olacağını varsayarsak, hayatta kalabilme çabanıza olumlu olumsuz düşünceler ekleyeceği aşikar.
416 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
İçindeki çoğu öykü bir yerlerden sizi vuruyor. Ama beni asıl vuran 2 öykü oldu. Başlangıç kitabı olarak okunabilir. Hatta günlük olarak öykü kitabı yapabilirsiniz. Ben tabi bunu yapamayacak kadar sabırsız kaldım.
...yılın hep son döneminin yaşandığı ülke. Tepelerin sisli, derelerin puslu olduğu; öğlenin çabucak geçtiği, gündoğumuyla günbatımının uzadığı ve gece yarılarının sürüp gittiği; büyük ölçüde güneşe bakmayan bodrumlardan, bodrum altlarından, kömürlüklerden, dolaplardan, tavan aralarından ve kilerlerden oluşan; halkı sonbahar halkı olan, yalnızca sonbahar düşüncelerine sahip olan; geceleri boş kaldırımlarda dolaşan insanlarının yağmur sesine benzediği...
"Bir dinin olduğu dakikada, düşünmeyi bırakırsın," dedi adam." Bir şeye çok fazla inanırsan yeni fikirlere yer bırakmazsın."
Ray Bradbury
Sayfa 59 - İthaki Yayınları
Aylardan eylüldü. Her şeyin, hiçbir nedeni yokken hüzne gömüldüğü o son günlerden biriydi.
Ray Bradbury
Sayfa 108 - İthaki Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sonbahar Ülkesi
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754367
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Sonbahar Ülkesi
Sonbahar Ülkesi
“Ama ölüm nedir? Başka bir oda mı? Mavi bir oda, yeşil bir oda, şimdiye kadarki bütün odalardan daha büyük bir oda! Ama anahtarı nerede?”

Bu kitaptaki öyküler ya ölümle başlıyor ya da ölümle bitiyor.

Ray Bradbury, korkunun, içimizdeki karanlığın, yıllarca birlikte yaşadığımız ama henüz farkına varmadığımız arzuların ve bunların davet ettiği dehşetlerin, “hepimizin bağrındaki cinayet”in, saflığın ve şeytaniliğin birlikte nefes alan öykülerini anlatıyor bize. Haritasını hep yanımızda taşısak da ziyaretimizi sürekli ertelediğimiz bir ülkeyi, sonbahar ülkesini anlatıyor. Mehmet Moralı’nın Türkçeye çevirdiği Sonbahar Ülkesi, ölüm hakkında okunabilecek en hayati kitaplardan biri.

Fantazi, korku ve bilimkurgu edebiyatına damga vuran yazarlardan biri olan Ray Bradbury, 1920’de doğdu. Uzun yaşamına Fahrenheit 451 gibi bir distopyanın yanında sayısız öykü sığdırdı. Tüm hayatını kitaplara ve yazmaya adayan Amerikalı yazar, 5 Haziran 2012’de öldüğünde, arkasında Mars Yıllıkları, Resimli Adam ve Sonbahar Ülkesi gibi başucu kitabı olmaya aday birçok unutulmaz eser bıraktı. Stephen King ve Neil Gaiman gibi ustalar ondan ilham aldı. Uygarlığa yön veren toplumsal meseleler ile modern insanın bireysel sorunlarını bir arada işleyebilmesi ve insanın ruhunu donduran öyküleri eşsiz bir sıcaklıkla kaleme alması, Bradbury’nin en önemli özelliği oldu.

Kitabı okuyanlar 63 okur

  • Pınar Gökoğlu
  • Tolga ARSLAN
  • Gökçe Ben
  • Zisjdjdl
  • Saliha Nurdan Özyurt
  • Rukiye Nur
  • Eren Özer
  • Yağmur
  • Fatma Ünal
  • Annie Wilkes

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24 (6)
9
%8 (2)
8
%24 (6)
7
%12 (3)
6
%8 (2)
5
%4 (1)
4
%12 (3)
3
%0
2
%0
1
%0