"Kâinatta hiçbir varlığın bizim kadar aşağı düşebileceğini hayal bile edemiyorum. Yaratıldığı toprağın üstünde başını hiç öne eğmeden, sanki o toprak bizi hiç bağrına basmayacakmış gibi yaşayan böyle düşüncesiz, kibirli varlıklar olup çıkıverdik."
Hakan Dağlı, kırk yaşlarında evli ve bir kız çocuğu vardı.Eşine ve kızına çok bağlı.
Ülkenin en iyi soygun filmlerinin yönetmeniydi.
Banka soygunu filmleri çeker,çektiği bu filmleri gişe rekorları kırıyordu. Sadece iş hayatı değil özel hayatında da çok iyi bir eş ve harika bir babaydı.
Bir akşam arkadaşlarıyla buluşup kafa dağıtırlar ve eve geç saatte döner.Yorgunluktan hemen uykuya dalar. Başında hissettiği ağrıyla uyanır.
Gözünü açtığında odada tanımadığı dört maskeli adam vardı ve elleri yatağa bağlanmıştı.
Kızı ve eşi adamların ellerindeydi.Onları kurtarmak istiyorsa üç bankayı soyması gerekiyordu. Soygun filmi yapan birinden bu defa gerçek bir soygun yapılması istenir. Filmlerinde çok zekice teknikler kullanıyordu Hakan ,bu defa bu zekasını gerçek soygunda kullanmasını isterler. Üç bankanın ismi verirler ve sırasıyla onları soyması istenir.
Eşini ve kızını kurtarmak istiyorsa üç bankayı soyması gerekiyor.
İlk sayfadan itibaren temposu hiç düşmeyen büyük bir merakla okuduğum harika bir kitaptı.
Okudukça ne oluyor öyle derken bir ters köşe oluyorum,daha onu sindiremeden arkasından başka bir ters köşe ve beklenmedik bir son.Benim için harika bir okuma yolculuğu oldu
Tek eleştirim kitabın ince oluşu ve tadı damağımda kaldı diyebilirim. Hakan'ın o keskin zekasını daha fazla okumak isterdim.Birde polislere öyle bir şey yaptırdı ki hem gülerek hemde büyük bir merakla okudum.
Mutlaka bu güzel kitabı okuyun ve okutun.
#soygun #kasımhocalar #polisiye