Skyward serisinin ikinci kitabı Starsight; olay örgüsünü ön plana çıkaran sade anlatımı, zengin bilimkurgusal öğeleri, yaratıcı varlıkları, renkli karakterleri, mizahi diyalogları ve yüksek macera temposu ile çok keyifli ve heyecanlı bir okuma süreci vaat ediyor. İlk kitabın sonunda zihnimde oluşan tüm soru işaretlerinin cevaplanması, hikayeye eklenen yeni karakterler, özgün fikirler ve özel yetenekler ile kurgunun evrildiği, derinleştiği bir yapı sergiliyor.
Skyward filosunda pilot olan Spensa, babasının izinden gitmiş,hayallerine kavuşmuştur. Sahip olduğu yeteneğin sınırlarını keşfedemese de, ulaştığı bilgiler gezegene ve tüm galaksiye dair bakış açısını değiştirmiştir.
İnsanlar; Kreller ile yapılan Alta Savaşı'nı kazanmışlar, Spensa ve uçağı yapay zeka M-Bot sayesinde teknolojik anlamda gelişme göstermişlerdir. Ancak Detritus Gezegeni'nden çıkıp, galakside yeni yerler keşfetmek için gerekli güç ve teknoloji henüz bulunmamıştır. Detritus Gezegeni'ni çevreleyen ana platformda mühendis olarak çalışan Rodge ve ekibinin 100 yıl önce gezegende yaşayan insanların ölümüne dair buldukları kayıtlar bir çözüm yolu bulmanın gerekliliğini net bir şekilde göstermiştir. Tam bu sırada gezegene düşen bir uçak ve içindeki yabancı bu konu hakkında bir şey yapılabileceğini gösterir. Spensa; üstü Jorgen ile yaptığı plana bağlı olarak; düşmanları Kreller'in ve Dione'larin yönettiği, birbirinden farklı ırkların yaşadığı Üstyapı Yönetim Merkezi Starsight'a doğru yola çıkar. İnsanların öldürme yanlısı vahşiler olarak görüldüğü bu merkez; geçmişte gezegenleri yok etmiş, insanların ve farklı ırkların kökünü kazımış, gizemli güçlere sahip bir varlığa karşı savaşta yeni pilotlar aramaktadır. Kendini düşmanı olarak tanıdığı ırklarla çevrelenmiş, savaşa hazırlanırken bulan Spensa sevdiği