Evet, bıkmadan sıkılmadan bir Sanderson kitabıyla daha buradayız. Skyward, kendisiyle aynı ismi taşıyan dört kitaplık serinin ilk kitabı. İkinci ve üçüncü kitaptan sonra birkaç yan kitap çıkmış ama bildiğim kadarıyla Türkçe olarak basılmamış bu kitaplar. Bilim kurgu pek benim tarzım olan bir okuma olmadığı için Sanderson bile yazmış olsa çok hevesli başlamadım okumaya ama iyi ki okumuşum.
Skyward, meçhul bir geçmiş sonucu insanlara ait bir uzay gemisinin Detritus isimli gezegene iniş yapması ve içindeki insanların burada koloniler halinde yaşayarak peşlerindeki Krell adını verdikleri uzaylılarla savaşarak ölüm kalım mücadelesi verdiği bir senaryoda geçiyor. Bu senaryoda da bize kötü bir şöhret altında büyüyen ve tek hayali babası gibi pilot olmak isteyen Spensa eşlik ediyor. Kitabın başlarındaki Spensa açıkçası beni korkuttu. 640 sayfa boyunca böyle bir karakter okuyacağımı düşünüp 'ben ne yaptım kendime' diye düşündüm ama Spensa gerçekten yapaylıktan uzak bir şekilde belki biraz kısa sürede yine de çok doğal bir şekilde olgunlaşıp büyüdü ve okuması çok keyifli bir karakter oldu. Üstelik sadece Spensa değil diğer karakterlerde de değişimler güzeldi. Sanderson her zamanki gibi bize okuması eğlenceli bir ekip ve zevkli yeni karakterler vermiş. Galiba bu karakterler arasında birçok kişinin favorisi M-Bot olsa da benim favorim Cobb oldu :).
"Bazen kendimi bir öğretmen gibi hissetmiyorum. Daha çok, ağır silahları tekrar tekrar dolduran bir mühimmat eri gibi hissediyorum. Sizi bir topa tıkıyorum, sonra gökyüzüne fırlatıyorum, ardından bir top mermisi daha alıyorum..." (Cobb, 241)
Kitap dili hafif, uzay ve pilotluk gibi konularda teknik kelimeler kullansa da oldukça açık. Belki biraz daha genç bir kurgu olsa da hikayemiz sırlara, gizemlere ve hüzne de ev sahipliği yapıyor.