Herkese merhaba. Rina'nın yeni çıkan kitabıyla karşınızdayım. Bu kadın ne yazarsa yazsın ben okurum ya. (MM hariç diyebiliriz) Birde basım aralarını çok uzun tutmasa aslında çok daha iyi olacak. Oluşturduğu evren o kadar büyük ki bazen gerçekten devrelerim yanıyor Şimdi öncelikle ben kitabı tabii ki çok sevdim. Rina'nın yazdığı bir şeyi sevmemem pek görülmüş bir şey değildir. Her ne kadar linç yese de ağzının tadını bilenler Rina'yı okur. Kendisi yine mükemmel bir kurguyla karşımızda.
Jude, sokak aralığında öldürülen annesinin intikamının peşine düşmüştür. O olay olurken etrafta olup izleyen,gören,yardım etmeyen kim varsa onları öldürmeyi kendine amaç olarak edinmiş. Kızımız Violette onlardan biri. Jude günlerce ve aylarca kızı takip ediyordur. Bir önceki kitaptaki Dahlia'nın üvey ablası olmasından ve Dahlia'nın sevgilisi Kane Jude'un en yakın arkadaşı olmasından kaynaklı, Kane ve Jude bir anlaşma yapıyor. Jude her ne kadar Violettayı öldürmesede işkence etmekten geri durmuyor. Ama bu iş tabii ki burada bitmiyor takıntılı olan karakterimiz kızımızın gözünde ölüm korkusu görmediğinde işler garipleşiyor. Nefretten aşka doğru ilerliyor.
Öncelikle iki karakterde anne sorunları olan, aynı yerden yarası olan karakterler. İkiside farklı şekilde yara almış ve ikiside farklı karakterlere bürünmüş. Jude, saldırgan,katil, öfke problemi olan, takıntılı biri. Violetta, kendi halinde, uysal,fedakar,çekingen,korkak bir karakter.
İkilinin arasındaki çekimi ve ilerleyişi ben sevdim. Birden bire ben aşık oldum, ben öldüm bittim demiyorlar. Özellikle Jude annesinin öldürülmesini izleyen herkesi öldürmüşken, Vio'ya karşı olan bu tavrından dolayı kendiyle az da olsa çelişki yaşıyor diyebiliriz. Yani her ne kadar seni öldüreceğim dese de intihara meyilli olan Violetta'yı hayatta tutmak