Adı gibi, aslında tatlı bir aşk hikayesi uzaktan bakınca. Ama epey bir mesafe gerekiyor bunun için. :')
Ailesinden miras kalan pastaneyle ilgilenen Nicole, üç kardeşin ikincisi. Boşanma sürecinde, eski eşiyle ve kendisinden altı yaş küçük olmasına rağmen kendisinin yetiştirdiği kardeşiyle sorunlar yaşıyor. Bu sırada koruyucu aile yanında kalması gerekirken evsiz kalan bir lise öğrencisine evini açıyor, öğrencinin koçu ile yakınlaşıyor. Bu mesafeden hâlâ tatlı bir hikaye.
Ama insan sormak istiyor, yahu bu kadar problem çözen, soğukkanlı, çok iyi niyetli, sabırlı ve mantıklı kadın nasıl oldu da yılllaaaaaaarca ikizinden nefret edip araba kazasında ölen annesi için kardeşine annemi sen öldürdün dedi? Küçük kardeşiyle sorunlar nasıl bu kadar uç noktaya geldi? Kardeşi de asla kendini ifade edemiyor, söylediği tek şey beni dinlemiyorsunuz, kimse bana inanmıyor. İki kitaptır kendini kimseye ifade etmedi. Ama insanlar dinlemiyor evet. Kendi kitabına bu süreç saklanmış muhtemelen ama bu da karakteri harcıyor. İyi kurulmuş sevilesi biri değil ağlak ve kaçıp duran biri yalnızca. Yakışıklı koç Hawk ayrıca çok ateşli çok iyi bir adam. Bir kusuru egosu güya, öyle diyor yani kurgu. Burada da hatasını çok geç gören, iletişim problemli, sürekli hatalı davranış paternini tekrar eden bir karakter var. Okurken herkesin aynı sorunları farklı cümlelerle defalarca yaşaması kitabın tadını ve pembe bulutlarını kaçırttı benim için. Bir de şu var, karakterler kendi aralarında anlaşıyorlar ve puf kitap bitti. Kitap genelinde karakterleri daha derinleştirip daha iyi tanıyabilirdik, sonunda en az bir bölüm daha olup yan karakterlerin nerelere gideceği, ana karakterlerin hayatının yeni düzeni gösterilebilirdi ve daha kısa bile yazılabilirdi roman, tekrarlayan olay örüntüleri yerine. Keyifli kolay