İlk 3 kitabı okumadım, direkt bundan başladım ve pişman değilim. Sadece anlamadığım şey şu: Bu Garth denilen eleman 3 kitap boyunca kötü karakterken, tüm ana karakterlerimize bela olmuşken nasıl bu kitapta hemen her şey tatlıya bağlandı, onu anlamıyorum.
Az buçuk bir şeyden bahsetmiyoruz; bu Garth ilk 3 kitapta bayağı şeyler yapmış. Yazar kaos ihtiyacını Garth ile karşılayıp kızların ilişkilerine bile çomak sokup dram katmışken, birden hepsi “gel ya, sen de ailemizdensin” diyerek adamı kanatları altına aldılar.
İşleyiş süreci bok gibi.
Kız karakterimiz Dana’yı “Garth’ı bir yokla” diye tutuyorlar. Neymiş, kötü adam mı iyi adam mı olduğunu onu kışkırtarak bakacağız falan filan… Dana da tamam diyor, dedektifliğe başlıyor, adamın peşinden ayrılmayacakmış.
Ya Allah aşkına, adam 3 kitap boyunca kötü, tamam mı?
Siz bir “yoklayalım” diye Dana’yı ayarlıyorsunuz. Ulan bu Dana niye adamın dibine dibine girip akşam yemekleri yiyerek sabahına evine dönüyor aq? Nerede takip oğlum, böyle mi olur takip, izleme filan?
Hiç mi zeki bir karakter yok da şey diye düşünmez:
“Bu Garth tehlikeli bir adam, gözünün önünde olmaya devam edersek numaradan iyi davranmaya devam eder, biraz uzaktan takip yapalım.” Der ve uzaktan izler adamı.
Bakar çevresine, nasıl davranıyor, nasıl birisi gözlemler.
Dakka birden adamın evine girip “seni gözlemleyeceğim kızlar dedi.", pat pat pat Çin yemekleri, İtalyan yemekleri bilmem neler… Böyle şey mi olur canlarım?
Bu takip meseleleri, emin olma süreçleri de zaten çok kısa sürdü. Bir baktık, Garth’tan emin olmuşlar; aralarına almışlar, takılıyorlar.
Diğer yandan bir baktık, Garth’la Dana birden koltukta sevişmeye başlıyor. Kafayı yedim ya, çok kötüydü.
İnsan biraz durulur, yavaş yavaş işleyişi yazar.
Her şey o kadar hızlı oluyor ki tat alamıyorsun. Ben