Puan

8.410 üzerinden
1.770 kişi
Puan vermedi·216 syf.··
2024 251. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2024 02:19
Bernard Schlink tarafından yazılan ‘Okuyucu’ romanı, aralarında 21 yaş fark olan Michael ve Hanna’nın hikayesini anlatıyor. Pek de masum sayılamayacak bu ilişkinin üzerinden uzunca bir zaman geçmesinin ardından artık hukuk öğrencisi olan Michael, Almanya’nın karanlık Nazi geçmişinin yargılanma sürecinde Hanna’nın sanık konumunda bulunduğu bir davada eski aşığıyla karşılaşır. Gizemli Hanna’nın sırlarını ortaya seren bu dava geçmişe dair pek çok soru işaretini de ortadan kaldırır ve kendi hayat mücadelesi içinde başka kimselerin hayatını karartan Hanna ağır bir hapis cezasına çarptırılır. Romanda çok hassas bir konu olan Yahudi soykırımına değinildiğinden ve Hanna karakterinin de soykırım konusunda romandaki en bariz suçlu olmasından dolayı akıllarda kitabın Almanların kolektif suçlarını aklamaya çalışıp çalışmadığı sorusu canlanıyor. Ana amaç bir aklama olmasa dahi Hanna bir suçlu ve ortada bu suçlu kadına aşk duygusuyla bağlanmış bir hukukçu var. Bu da etik sorguları beraberinde getiriyor. Hanna’nın suçlarından haberdar olduğumuz kısımlar da dahil olmak üzere romanın pek çok yerinde Hanna’ya karşı bir sempatizanlık var. Anlatımın da aşığının dilinden olması bu sempatinin en büyük kaynağı. Hanna’nın romandaki yerini anlamak için bu karakteri analiz etmek gerekir. Hanna ilkel bir kadını yansıtıyor. Hayatta kalma konusunda bir usta. Tek başına ve yalnızlık içerisinde. Hayattan bir şey istemeyen ve beklemeyen bir kadın. Kendisinden 21 yaş küçük bir oğlan çocuğuyla birliktelik yaşaması etik değerleriyle ve suçluluk duygusuyla ilgili okuyucuyu ciddi şüphelere düşürüyor. Bütün bunların ötesinde tam bir kapalı kutu. Karşısındaki kim olursa olsun kendinden ve sırlarından ödün vermiyor. SS’lere de kendi isteğiyle katılıyor. Hanna’nın kötü diyebileceğimiz özellikleri edebiyat
The ReaderBernhard Schlink · Econo-Clad Books · 20034,589 okunma
Aşkın yaşı.. Var mıdır?
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 13:20
Oldukça ağır… Beklemediğim yerden darbe almış gibiyim. Okuyucu, beni beklediğimden çok daha derinden etkileyen bir eser oldu. Eser üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde sade ve hatta sakin ilerleyen olaylar, sayfalar ilerledikçe ağırlaşan ahlaki sorularla beni sürekli düşünmeye zorladı. Konu ilk bölümde malum, 15 yaşındaki bir genç ile 36 yaşındaki bir kadının birlikteliğini konu alıyor. Birkaç inceleme okuma fırsatı buldum. Bazı okurların aksine onayladığımdan değil ama ben bu ilişkiyi okumaktan zaman zaman memnun kaldım. İlişkiyi doğru bulmadığımın altını çiziyorum ama toy, tecrübesiz bir genç ile sırları olan, bazı durumların sonradan açığa çıktığı bu kadının ilişkisi yer yer bana tebessüm ettirdi, yer yer rahatsız etti. Kitabı bitirdiğimde, olaylar kapanmış olsa bile zihnimde bıraktığı sorular hâlâ açıktı. Kitaba uzun süre bakakaldığımı söyleyebilirim. Böyle durumlarda bir sonraki kitaba geçmekte zorluk yaşıyorum. Bu duyguyu yaşamayan var mı? Eserde etkileyici pek çok bölüm var. Özellikle Hanna üzerinden kurulan birinci bölümdeki ‘’okuma” teması, benim için romanın en çarpıcı yönlerinden biriydi. İkinci bölümde roman biraz durağanlaştı fakat üçüncü bölümde tempo yeniden arttı ve son kısım yine beni oldukça etkiledi. Bernhard Schlink’in karakterlerini ne aklayıp ne de açıkça suçlamaması bence olumlu sayılabilecek bir özellik. Bu tarafsızlık, okur olarak beni sürekli sorgulamaya itti. Hanna’nın yaptıklarını düşünürken net bir yargıya ve duyguya varmakta zorlandım; belki de romanın en güçlü yanı tam olarak buydu. Ama sonunda Hanna için üzülmem, sanırım düşüncelerimi ve tarafımı belli ediyor. Kısa olmasına rağmen etkisi büyük olan bu kitap, uzun zamandır en etkilendiğim roman oldu. Okuyucu, sadece okunup bitecek bir roman değil; okunduktan sonra insanın aklında, içinde
2026 Okuma Raporları
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 12:00
Alman edebiyatının en çıplak, en etik ve en derin kitaplarından biri. Schlink, anlatmak ile yargılamak arasındaki mesafeyi korurken, okura kendi vicdanına bakması için bir ayna tutuyor. Bernhard Schlink’in Okuyucusu, ilk kez 1995’te Almanca yayımlandığında bir hukuk profesörünün nasıl bu kadar incelikli bir anlatı kurabildiğine dair şaşkınlıkla karşılanmış. Savaş sonrası Almanya’nın bir bireyde yankılanan enkazı bu kadar sade ama bu kadar çarpıcı anlatılabilir miydi, bilmiyorum. Schlink’in dili son derece sade ama duygusal olarak derindir. Melodrama düşmeden, büyük ahlaki soruları son derece kişisel anlar üzerinden sorar. Michael’ın anlatımı neredeyse mesafelidir ama bu mesafe, okura düşünsel bir alan açar. “Acaba ben olsaydım?” sorusu, roman boyunca içten içe yankılanır. Modern Alman edebiyatıyla ilk tanışmam, lise yıllarında okuduğum Heinrich Böll’ün “Palyaço”su sayesinde olmuştu. Ardından Günter Grass, Siegfried Lenz ve Ingeborg Bachmann gibi yazarlarla derinleştikçe fark ettim ki, savaş sonrası Alman edebiyatı yalnızca tarihi anlatmakla kalmıyor, anlatmayı da sorguluyordu. Hafıza, utanç, suskunluk ve anlatı arasında kurulmuş bir üçgenin içine doğrudan bakmak gerekiyordu. İşte tam bu bağlamda Okuyucu isimli kitap, yalnızca bir roman değil; neredeyse etik bir muamma, sessizlikle örülü bir vicdan panoraması olarak karşıma çıktı. Bazen de okuduğunuz kitap bitmez. Son sayfası kapanır, belki… Ama hikaye bir yerde, içimizde bir kıymık gibi kalır. Günler geçtikçe batmaya devam eder. Okuyucu da böyle bir kitap. İlk bakışta bir aşk hikayesi gibi görünür. Ama her satırın altında gizli bir suç, gömülü bir utanç, bastırılmış bir suskunluk vardır. O suskunluk, yalnızca karakterlerin değil, tarihin, toplumun ve belki de bizim kendi içimizin sessizliğidir. Michael Berg,
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2025 52. kitabı
Okuyucu, Alman yazar Bernhard Sclink’in 1995 yılında yayımlanan romanı. Kitap, II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da geçiyor. On beş yaşındaki Micheal ile otuz altı yaşındaki Hanna’nın gizli aşkı anlatılıyor. Kitabın ilk bölümü çok sürükleyici. Bir çırpıda okunuyor. İkinci bölümdeyse tempo düşüyor. İkinci bölümü okurken baya zorlandım. Son bölümdeyse tempo yeniden yükseldi. Kitabın ilk bölümünde çok fazla erotizm vardı. Bu beni rahatsız etti. Bu durumu gereksiz buldum. Kitabın II. Dünya Savaşı’yle ilgili olması da beni sıktı. Bu konu o kadar çok işlendi ki, hem kitaplarda hem de filmlerde… Bunların dışında beğendiğim bir kitap oldu. Akıcı, sürükleyici bir kitap. Okunabilir. Okuyucu Bernhard Schlink
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
10/10
·188 syf.·
2026 22. kitabı
Okuyucu, 15 yaşındaki Michael ve 30'lu yaşlarındaki Hanna'nın kesişen hayatını anlatıyor bize. İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan ilişki Hanna'nın ortadan kaybolmasıyla bitiyor fakat Michael, Hanna'yı onsuz da olsa yaşamaya devam ediyor. Ta ki ikili yeniden mahkeme salonunda karşılaşıncaya dek. Geçmişe dönük olarak yaşanan bu hesaplaşma, hem Hanna'nın geçmişte işlediği suçların cevabını veriyor bize, hem de yaşadıkları ilişkiyle ilgili boşlukları dolduruyor. Bir aşk hikayesini konu ediniyormuş gibi başlayan kitap aslında suç, vicdan, hesaplaşma üzerine yoğunlaşmış. Enfes bir kitaptı, hayranlıkla okudum. Hele de kitabın son bölümü, kitabın içindeki en güzel bölüm olmakla beraber, kitaptan bağımsız olarak da okuduğum en iyi metinlerden biriydi. Sadakatin ne olduğunu anlatan eşsiz bir bölümdü. Önce kitabını okumayı tercih ettiğim için filmi izlemeyi ertelemiştim. Artık izleyebilirim ama siz lütfen önce kitabı okuyun. Son olarak kitabın 2. bölümünden yola çıkarak, size bir soru: İnsanların iradelerine saygı duymalıyız evet, peki verdikleri karar hayatlarına mal olacak olsa bile mi?
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma