7,9/10  (8 Oy) · 
17 okunma  · 
6 beğeni  · 
1.155 gösterim
Kimi tarihçilere göre; zalim, despot, "taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmasın" emriyle korku salan istilacı bir cani ve kelle avcısı.

Kimilerine göre; sanatçılara, alimlere sonsuz saygı duyan ve yüzyıllar sonra bile zekâsıyla kendine hayran bırakan büyük bir komutan.

M. Samih Fethi'nin şiirsel anlatımıyla bezenmiş bu tarihi romanda, Timur'un bilinen ve genel olarak çizilen portresinin dışında iç dünyasına yolculuk yapacağız. Okuduğumuz her satırda biz de onun gibi duygudan duyguya geçeceğiz. Timur her insan gibi ağlıyor, gülüyor, endişeleniyor, heyecanlanıyor, korkuyor, mutlu oluyor. Hatta yüzbinleri önünde diz çöktüren bir hakan, yeni yetme kızın önünde büyük bir aşkla eğiliyor.

Ve bu ümitsiz aşk; Çubuk Ovası'nda Yıldırım Beyazıt'la çarpışırken, Çin üzerine atlılarını salarken ve hatta ölürken bile kalbinde bir sızı, gözünün önünde bir hayal olarak hep kalacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    392
  • ISBN:
    9786055143077
  • Yayınevi:
    Panama Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Ebru Altuntaş 
15 Nis 23:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Savaş, zafer; savaş, zafer; savaş, zafer...Bu geçit resminin her safhası bu iki şekilden ibaretti. Fakat sonu?.. Timur, kaşlarını çatarak o sonu aradı ve renksiz dudaklarında bir kelime titredi:
"Hiç!.."
807 senesi Şaban' ının onyedinci ve 1405 senesi şubatının ondördüncü günü, dünya üzerinde dalgalanan insanlık seslerin en acıklısı işte bu hiçtir ve Timur, o gün, hayata gözünü kapamıştır!

Timur, M. Turhan Tan (Sayfa 391)Timur, M. Turhan Tan (Sayfa 391)