Bir kız, tıpkı bir kuşa benzer. Mutlaka ötecektir.
Yahut taze bir fidanı andırır.
Mutlaka tomurcuklanacaktır.
Bir su gibidir, mutlaka akacaktır.
Halbuki sen susuyorsun, dipdiri bir fidan olduğun halde çiçeksiz kalmak istiyorsun..
Sevgi ve sevgili herşeyden üstün müydü? İnsan, aşk denilen kuvvetin bu derecelere kadar esiri olabilir miydi? Sevgililer, ele geçirdikleri yürekten her düşünceyi, her duyguyu, her ihtiyacı silebilirler miydi?
Yarın? Bu bir tek kelime, kudretli Cihangir’i titretmeye yetti. Yurtsuz ve yiyeceksiz dilencilerden Timur gibi şahların şahına kadar herkes, her düşünce sahibi insan, o kelimenin taşıdığı karanlığa karşı korku besler. O karanlığın aydınlanmasını istemeyen hiçbir kimse yok gibidir. Çünkü insani bütün didinmelerin çoğu ‘yarın’ için hazırlanmaktan başka bir şey değildir.