Tuğrul ve Çağrı Beyler Devlet Yolunda

·
Okunma
·
Beğeni
·
657
Gösterim
Adı:
Tuğrul ve Çağrı Beyler Devlet Yolunda
Baskı tarihi:
29 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059371520
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Baskılar:
Tuğrul ve Çağrı Beyler Devlet Yolunda
Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
İki kandaş Türkmen Beyi...Tuğrul ve Çağrı Beyler...Birlikte omuzlamışlardı Türkmen'in yükünü. Birlikte başlamışlar, birlikte savaşmışlar, yenilmişler, yenmişler, yok olmanın eşiğinden dönüp, en yükseğe... Büyük bir utkunun ardından doğan devlete uzanmışlardı!Onca derdin ardından düş gerçekleşti ya durulmazdı artık. Durmak istense de durulmazdı, durulamazdı artık. Her geçen gün daha fazlaya, daha iyiye ve büyümeye...Türkmen gündoğusundan gelmeyi sürdürdükçe, yeter olanlar yetmezdi artık.Yıllar geçer, ömür tükenir, yine de yetmez, bitmezdi artık. Kandaşların hükmü, birbirlerine omuz verdiğince sürer. Öylesine bir güçtür ki ortaya çıkan..."Yanında kandaşın olduktan sonra başkasına ne gerek!" 
(Tanıtım Bülteninden)
310 syf.
·Beğendi·8/10
Tarihi roman severler için bir solukta bitecek bir kitap daha. Ahmet Haldun Terzioğlu'nun "Selçuk Bey" kitabını da 1-2 hafta önce okumuştum. Yine sürükleyici özelliğini bu kitabında da devam ettirmiş. İnsanı oturduğu yerden alıp o anlatılanların içine sokuyor. O göçleri, yurt arayış çabasını, konar göçerliği yaşıyorsunuz.O eski kudretli günleri özlemini yaşıyorsunuz kitapta. O var olma çabasını, Türkmenin acılarını, yurt özlemlerini hissediyorsunuz. Ben özellikle bu tarihi romanlarda şunun olmasını çok isterdim:Haritalar. Özellikle Çağrı Bey'in Rum(Anadolu) topraklarına yaptığı akınlar, Selçukluların geçtiği güzergahlar, Tuğrul Bey'in çekildiği çöllerin olduğu yerler, Selçuklu'nun aldığı bölgeler ve daha sonra kazanıp kaybettiği yerler anlatıldıktan sonra haritalarla görselleştirilebilirdi. Hatta çok güzel olabilirdi. Amu Derya, Sırı Derya, Horasan vb bölgeler;Karahanlılar, Gazneliler, Oğuz Yabgu Devleti vb devletler haritalarla gösterilip özellikle genç nesilin bu toprakları tanımasını sağlayabilirdi. Son olarak kitabı okumak isteyenlere tavsiyem öncelikle "Selçuk Bey" romanı ile başlayıp daha sonra bu romana geçmeleri. Kitabı tavsiye ederim.
320 syf.
·5/10
Selçuk Bey'in torunları... Devletin büyümesini, güçlenmesini sağlayan Çağrı Bey ve aklını kullanarak savaşan, planlar kuran, devletin güçlenmesinde destek olan Tuğrul Bey ile kitabı okuyan kişiyi etkiliyor. Ben okurken bazı kısımlarda sıkıldım çünkü kitabın o bölümlerinde savaş, heyecan yoktu. Geçici bir durum bu. Okurken sıkılsanız da bırakmayın final bölümü çok güzel. Bir sonraki kitap yorumun da Görüşürüz.🤗
240 syf.
İki kardeş sırt sırta verirse onu hiçbir güç yıkamaz. Bir tarafta devleti yöneten diğer taraftan da Selçuklu ordularının komutanı. Anadolu'yu müslüman Türklere açan yiğit Türk beyleri. Özellikle çok çocuklu aileye sahip olanlar çocukları için mutlaka bu kitabı okumalı ve anlatmalı. Okumanızı tavsiye ederim. Güzel bir eser.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Mikail Yabgu'nun Selçuk Bey'e iki emaneti Tuğrul ve Çağrı Beyler, Bilge Kağan ile Kültigin kadar samimi, cesur ve uslu kardeşler. Cent kentinde başlayan Rum iline kadar yayılan zorlu ve sancılı bir büyük devletin doğumu. Sayfaları birbiri ardına çevirirken Karahanlı, Gazneli, Oğuz Yabgulu, Selçuklu aynı kandan aynı milletten devletlerin birbirini kırması iç burkarken cesur, inançlı bir cet ile anılmak insanda hayranlık uyandırıyor. Geçmişe özlemle ve uslu bakabilmenin başka bir yoludur tarihi romanlar. Okunacak nice kitaplara, nice kahramanlara...
240 syf.
·17 günde·7/10
Tuğrul ve Çağrı Bey/A.Haldun Terzioğlu

Evvela kitabın tarihi objektiflik konusunda gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim ve akıcılıkta bir o kadar iyiydi.Sultan Tuğrul ve Çağrı Beyin Türkeli için girdiği uğraşlar, davaları uğruna canlarını öne sermeleri, zaferleri, yenilgileri ve daha niceleri.Bilgi verici ve macera dolu bir kitap, keyifle okudum.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Ahmet Haldun Terzioğlu/ Tuğrul ve Çağrı Beyler.
Ahmet Haldun Terzioğlu 1960 yılında Trabzon'da dünyaya geldi. Ortaöğrenime kadar farklı illerde okullarını tamamladı. Okul hayatı çok başarılıydı. Pek çok spor dalında başarılı çalışmaları oldu. Üniversite öğreniminden sonra devlet memuru olarak Türkiye'nin bir çok yerinde göre yaptı. 
Türkçeyi iyi şekilde konuştu ve başka bir dil konuşmakla asla övünmedi. Yabancı dilleri, sömürge ruhunun yaptırımı olarak kabul etti ve her zaman reddetti. Kendi isteği ile genç yaşta emekli oldu ve kendini yazmaya adadı. 
Yazarlık hayatına makale ve mesleki yazılar ile başladı. Siyasi çalışmalar, sloganlar, afiş düzenlemeleri gibi bir çok kurum ve kuruluşa yardımcı oldu. Tanıtıcı film senaryoları yazarak bunların hazırlanmasında katkıları olmuştur. Türk tarihi ve mitolojisi üzerine yoğunlaştırmış yazılar yazdı.
Kitaplarında devamlı Türkçe kelime, özellikle unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri seçmesi kitaplarına ayrı bir özellik kattı. Arapça'dan ve Farsça'dan arınmış bir Türkçe kullanmaktadır. 
Kendini destancı olarak kabul eden yazar, yazdığı eserleri de bu mantık içerisinde kurgulamaktadır. Selçuklu Devleti'nin kuruluş dönemini ortaya koyduğu Tuğrul ve Çağrı Beyler devlet yolunda kitabı destancının kaleminden okumak bir ayrıcalıktır. Özellikle Selçuklu Devleti'nin kuruluş aşamasında güçlü Türk devletlerinden birisi olan Gazneliler Devleti ile Selçuklu ailesinin, Selçuklu Devleti'nin karşılaşmasını 2 güneş'in çarpışması olarak vurgulaması kitaba ayrı bir ayrıcalık katmaktadır.
#Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Onbaşı Buka'dan Eri Ögircik'e Sevda Üzerine Söylevi

" Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. Yürek boş kalmasın diye seviyi yaratmış. Her işe karışmış Tanrı. Her işe düzen vermiş, ama yüreğin işlerine karışmamış. Kendi sevgisinde bile yüreği özgür bırakmış. Eğer yalnız kendi sevgisiyle doldursaymış yüreği, sevi diye hiçbir dert kalmayacakmış. Ama insanlar sevsin istemiş ve yüreklerini kendilerince doldursun istemiş. Beni anladın mı ? "

Başını salladı Ögürcik.
" Anladım..."

" Gönül bu; ne zaman nereye düşeceği, ne zaman kimi seveceği belli olmaz. Dağlara bakar, dağları sever. Ağaca bakar, ağacı sever. Senin gibi, suyun başında bir kara saç görür, tutar onu sever. Kim ne diyebilir? Kimseye söz düşmez. Ha, şimdi bana sorarsan ne yapayım diye: Derim ki sev! Sevgi iyidir be Ögürcik. Özlersin, özlersen yaşarsın. Hem de iyi yaşarsın. Hem canını hem sevgini korursun. Bunun başka emi, çaresi yok. Yüreğin sev diyorsa seveceksin!"

Ögürcik minnet dolu gözlerle Onbaşı Buka'ya baktı..
" Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. Yürek boş kalmasın diye seviyi yaratmış. Her işe karışmış Tanrı. Her işe düzen vermiş, ama yüreğin işlerine karışmamış. Kendi sevgisinde bile yüreği özgür bırakmış. Eğer yalnız kendi sevgisiyle doldursaymış yüreği, sevi diye hiçbir dert kalmayacakmış. Ama insanlar sevsin istemiş ve yüreklerini kendilerince doldursun istemiş. Beni anladın mı ? "

Başını salladı Ögürcik.
" Anladım..."

" Gönül bu; ne zaman nereye düşeceği, ne zaman kimi seveceği belli olmaz. Dağlara bakar, dağları sever. Ağaca bakar, ağacı sever. Senin gibi, suyun başında bir kara saç görür, tutar onu sever. Kim ne diyebilir? Kimseye söz düşmez. Ha, şimdi bana sorarsan ne yapayım diye: Derim ki sev! Sevgi iyidir be Ögürcik. Özlersin, özlersen yaşarsın. Hem de iyi yaşarsın. Hem canını hem sevgini korursun. Bunun başka emi, çaresi yok. Yüreğin sev diyorsa seveceksin!"

Ögürcik minnet dolu gözlerle Onbaşı Buka'ya baktı..
Öç, damarları zorlayan bir duygudur. Uçurumun kıyısına getirir yazgıyı. Bazen aşağı iter, bazen çekip kurtarır. Ulaşılması gereken tek amaç haline gelir. Şehveti kamçılar. Beyni etkisiz kılar. Düşünceleri kilitler. Nedeni, zamanı önemli değildir. Öç ile yükselen insan, insanlıktan çıkar.
Binbaşı Pusa ve diğer yiğitlerin cenaze namazında yer aldı Çağrı Bey.Üzüntüsü yüzünden okunuyordu.Bu topraklarda şehit sayısı arttıkça daha bir tanıdık, daha bir Türk oluyordu.Toprak yurt oluyordu.
Orada olanlara tanık birer isimsiz mezar, taşsız, yarınları bekleyeceklerdi.Saka (nöbete) durmuşlardı sanki.Geleceğe dönük kutlu bir sak...
Ulu atası Selçuk Bey onlara sürekli olarak köklerini unutmamalarını yinelemiş, bunu herkese hatırlatmalarını istemişti.
"Siz ne olduğunuzu, kim olduğunuzu unutursanız acun da sizi unutur" demişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tuğrul ve Çağrı Beyler Devlet Yolunda
Baskı tarihi:
29 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059371520
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Baskılar:
Tuğrul ve Çağrı Beyler Devlet Yolunda
Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
İki kandaş Türkmen Beyi...Tuğrul ve Çağrı Beyler...Birlikte omuzlamışlardı Türkmen'in yükünü. Birlikte başlamışlar, birlikte savaşmışlar, yenilmişler, yenmişler, yok olmanın eşiğinden dönüp, en yükseğe... Büyük bir utkunun ardından doğan devlete uzanmışlardı!Onca derdin ardından düş gerçekleşti ya durulmazdı artık. Durmak istense de durulmazdı, durulamazdı artık. Her geçen gün daha fazlaya, daha iyiye ve büyümeye...Türkmen gündoğusundan gelmeyi sürdürdükçe, yeter olanlar yetmezdi artık.Yıllar geçer, ömür tükenir, yine de yetmez, bitmezdi artık. Kandaşların hükmü, birbirlerine omuz verdiğince sürer. Öylesine bir güçtür ki ortaya çıkan..."Yanında kandaşın olduktan sonra başkasına ne gerek!" 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 108 okur

  • Burak mısırlı
  • Mustafa Parlatan
  • Enes Ercan Kara
  • Mehmet Sarı
  • Aybüke
  • İzel Çağlar YILDIZ
  • Hakan Tercan
  • Mehmet Yusuf AKDAĞ
  • Ceyhun Aydın
  • İbrahim

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (8)
9
%11.4 (5)
8
%15.9 (7)
7
%6.8 (3)
6
%2.3 (1)
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0