Alamut'un Piri Hasan Sabbah

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.539
Gösterim
Adı:
Alamut'un Piri Hasan Sabbah
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054125876
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kripto Basım Yayın
Baskılar:
Alamut'un Piri Hasan Sabbah
Alamut
Cennet...

"Bir cennet var ve inananlar için ebedi hayat orada!"
Alamut'ta onca zorluklara rağmen koruduğu durmadan genişlettiği, her geçen gün yeni nebatat eklediği... Dillere destan bahçesi... Cennete olan özleminin ifadesi...

Yalnızca bir tasvir!

"Ya kan! Ya onca ölüm! Fedailerin düzenlediği suikastlar... Cinayetler... Alınan canlar..."

Bilinmezler karanlıkta kaldıkça gizemli kalın giysilerle birlikte öyküleri sarar. Ardından masalsı, destansı ögeler yüklenince anlamı güçlenir. Daha da olmazların içinde daha da saklanarak aslı nedir unutulur. Eğer geride maddi bir şeyler kaldıysa, tutunulası bilgilerin gereği kaçınılmazdır. Bilinmezleri çok, bilineni az olduğunda, kim ne söylerse eğer, aksi kanıtlanmadıkça anlatılan doğru bellenir. Doğrudan şüphe etmenin nedeni budur çoğu kez.

Doğru bilinen, doğru değilse...

"Gerçeği aramaktan başka yapılacak yok!"

İnançların tartışılmasında yenik ya da galip olmadığının farkındaydı iki taraf da. Her şey "İnandım!" kararı ile tanımlanmıştı. Burada karşılıklı söz atışı ile yapılacak deneme bir nevi tanıma ve anlama uygulamasıydı. Bâtıni iddialarını Sünni âlimlerin kabul etmesi mümkün değildi. Hasan Sabbah'ın da inandıklarından vazgeçmesi... Bazı konular yüz yıllardır tartışılmış, yazılmış, tenkit edilmiş ya da iddia edilmiş, kavga, savaş nedeni olmuş ancak bir ortak noktada buluşulamamıştı.
(Tanıtım Bülteninden)
336 syf.
·Beğendi·9/10
Öncelikle kendi kültürümüzü kendi tarihlerimizi okunan kitapları insanlara tavsiye ederim yani tasavvuf tarihi romanlar siyer akaid vs. gibi çünkü türk kültürünün en önemli faktörü islam ve tarihtir tarihi yazar olarak ahmet haldun terzioğlu okay terzioğlunu severek tavsiye ederim tasavvufta ise mevlana gazali riyazus salihin ve hayatüs sahabe kitaplarını severek okudum tavsiyemdir

Ahmet haldun terzioğlu kalemini çok sevdiğim ve türk tarihini çok güzel anlatan bir yazar bu kitabınıda çok beğendim yazar bazen selçuklu bazende hasan sabbahın tarafını tutarak tarafsız bir kitap yazmaya çalışmış 1 günde 440 sayfalık çok rahat bitirdim hiç bir şekilde sıkılmadım bu yüzden yazara çok teşekkür ederim

Evet selçuklu tarihini en çok etkileyen bir komutan hasan sabbah ve en çok kan ile savaş bu dönemde yaşanmış yani bu yüzden islam tarihinde hasan sabbah fazla sevilmez diye düşünüyorum ama aynı zamanda büyük bir komutan yani bir nevi cengiz han gibi cengiz de kan döken bir han islam tarihinde sevilmeyen bir komutan ama bu onun büyük bir kumandan olduğunu değiştirmiyor

Emir timur ile ankara savaşı şah ismail ile ola çaldıran savaşı bir de yaşanılan hasan sabbah olayı islam tarihini etkileyen en büyük olaylar ve tabiiki cemel vakası azıcı ve üzücü olaylar keşke müslümanlar birbiri ile savaşmasada kafire karşı birleşmiş olsaydı başka bir tarih okurmuyduk acaba ama ne yazıkki müslüman ile müslüman türk ile türk hep savaşmış bugün bakılınca ortadoğuda müslüman müslümanın kanını döküyor kardeş kardeşi katlediyor ama belkide insanın fıtratında olan bir özelliktir zaten bakara süresinde melekler bile insanı şu şekilde tanımlar kan dökücü isyankar yada kuraanın her satırında insanın bencil zalim ve kan dökücü olduğu ifade edilir hatta hep şu soruyu sorarım kendime acaba insan da iftira kan dökücülük
Şirk Gibi tüm suç ve günahlara rastladığımıza göre dünyanın en büyük teröristi ve şeytanı insan diyebilirmiyiz

Evet kitabı okurken aklıma vilademir batrolun alamut kitabı geldi orada sabbah sahte bir cennet yaratıp haşhaş ve afyonla insanları kandırdığı anlatılıyordu burada ise Sabbahın iyi bir hatip olduğu iyi bir insan olduğu anlatılıyor ve sabbah şah ismail emir timur nasıl insanlardı yazar ne kadar doğru söylüyor kimisi kan dökücü diyor kimisi kötü diyip sövüyor kimisi çok sevip göklere çıkıyor doğrusunu ancak Allah bilir

Aslında alevi tarihinin çok büyük alimleri vardır ve islam tarihini etkilemiştir çok büyük imamlar alimler yetiştirmiştir zaten ehlibeyt başlı başına yoldur hacı bektaş mevlananın soyu zaten ehlibeyte dayanır yani aslında islamın en büyük kaynak Allahın yoludur her söz ayete dayanmak zorundadır bu yüzden kim ayete göre konuşursa giderim elini öperim yani sadece ve sadece ayetlerde akılcılık olmaz bence demezsin düşünmeden teslim olursun onun dışında islam zaten en akılcı dindir kıyas var danışma var peygamberimiz bile her konuda danışıp sahabelerle tartışma yaparak karar alırmış



Evet Ahmet haldun o dönemi çok güzel anlatmış bu yazarın her kitabı çok güzel çok etkileyici muhakkak okuyun bir kaç tanede alıntı yapalım modaya uyalım


Haklıydı Hasan Sabbâh.Hakkında Kimi "Çok iyi!"diyordu kimi Çok kötü! Sabbâh hakkındaki görüşleri,inanç farklılıkları etkiliyordu

Nizam-ülmülk'ün derdi,Hasan Sabbâh ve .Bâtıni düşüncesini İslam'a sokmaya çalışanlardı
Sahabeye dil uzatanlar,Halife Ebubekir Ömer Osman ve onlara yapılan hakaretlerdi.Haklıydı
Nizam-ülmülk

Baskı ve zulümle ilelebet devlet olunamaz."

Kerbela 10 Muharrem Hicri 61,cuma...Zalimler ve mazlumlar karşı karşıya...Bir umut!
"İnsanlar bu kadar kötü olamaz


Bir yol arkadaşının seçimi, izlenmek istenen yolun seçiminden daha önemlidir
443 syf.
·7 günde·7/10
Nizam-ülmülk'ün derdi,Hasan Sabbâh ve onun gibi düşünenlerdi.Bâtıni düşüncesini İslam'a sokmaya çalışanlardı.Sahabeye dil uzatanlar,Halife Ebubekir,Halife Ömer,Halife Osman ve onların çağında yaşayanlara yapılan hakaretlerdi.
Onun derdi bir türlü düzene uymayanlardı.Yeni yalanlar üretip gerçekleri gizleyenlerdi.İmamlık müessesesi uydurup,bunu İslam'ın gereğiymiş gibi dayatanlardı.İmamlığı,inançlarının kaygan zemininde zaman zaman gaibliğe taşırlardı.Ali'yi,Hasan'ı,Hüseyin'i sever ve sayardı.Peygamber torunlarına,onun soyundan gelenlere en küçük bir dil düşürüşüne dahi izin vermezdi.Ancak onlar adına kan güdülmesine ve İslam içinde kargaşa çıkarılmasına karşıydı.Haklıydı Nizam-ülmülk.

Hasan Sabbâh'ın derdi,Selçuklu değildi.Türkler hiç değildi.Aksine Selçukluya hayranlığı vardı ki elbette bu hayranlık için de Nizam-ülmülk'ün asla yeri yoktu.Hasan Sabbâh'ın derdi,zahiri zorlamaların,Bâtıni düşüncesine,ilime,düşünceye vurmaya çalıştığı gemdi.Hasan Sabbâh'ın derdi zincirlerdi.Haklıydı Hasan Sabbâh.

Hakkında birbirinden bağımsız fikirler vardı insanlarda.En uçtan en ucaydı bu bilgiler.Kimi "Çok iyi!"diyordu kimi "Çok kötü!"Arada hiçbir fikir yoktu.Yorum da...Hasan Sabbâh hakkındaki görüşleri,inanç farklılıkları etkiliyordu.
336 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Doğru bilinen doğru değilse...
Gerçeği aramaktan başka yapılacak yok !
Kitabın başlangıç cümleleriyle başlamak istedim yazıma ilk cümleden beni nasıl içine çektiyse sizleri de aynı tılsımla içine çeksin istedim. Ahmet Haldun Terzioğlu'na ait bir kitabı ilk kez okudum. Ama o şahane tasvirler özellikle kitabın ilk başındakiler resmen bir edebi yapıt dedirtti bana. Oysa ben tarihi bir kitap bekliyordum okumaya başlamadan önce. Ama tarihi edebi bir dille birleştirmek bende çok güzel bir etki bıraktı.
Kitap romansı bir anlatımla yazılmış içeriğinde gerçek bilgiler olduğu kadar kurgu da çok fazla var. Sizi düşünmeye itiyor ,Hasan Sabbah hakkında ne çok farklı görüş olduğuna dair. Hangisini seçeceğine mantık dahilinde bir karar vermeni istiyor ve bütün bunları bir gezgin üstünden anlatıyor. Hasan Sabbah ile çok farklı görüşler var. Alamut gibi alınması zor bir kaleyi alan , tek sözüyle gözlerini bile kırpmadan ölüme giden fedaileri olan, Selçukluyu yıllarca uğraştıran bir şahsıyet için yazılmış bir roman. Okuduktan sonra akıllarda bir soru:
Selçuklu olmasaydı Hasan Sabbah nasıl olurdu,
Hasan Sabbah olmasaydı Selçuklu nasıl olurdu ?
336 syf.
·9/10
Uzun süredir merak konularımdan biriydi Hasan Sabbah. Aynı konuyu işleyen başka bir kitabı yarım bıraktıktan sonra Ahmet Haldun'un kalemi ilaç gibi geldi. Sürükleyiciliği ve betimlemesi bir araya gelip bana Gezgin'i Hasan Sabbah'ı izlediği gibi izletti.
Tek yönden bakışı yenen bir kitap olması ayrıca hoşuma gitti çünkü kimse haklı olduğunu düşünmeden savunmaz bir şeyi herkesin farklı görüşleri, inançları vardır. Bize uymuyor diye bir düşünceyi yok sayamayız. Ahmet Haldun da yok saymamış ve bence en doğrusunu yapmış.
İnanç... Kimi için doğru kimi için yanlış. İnsana çok şey yaptırabilir.
Yanlış yansıtılan tarih tüm düşünceyi değiştirebilir.
Zengin bir kitap olduğunu düşünüyorum ilgilenenler okumaktan keyif alır. Tavsiye ederim.
336 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Kartal yuvası; Alamut.. Dünya tarihine, Türk tarihine, İslam tarihine etkisi olan Hasan Sabbah..
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki insanda merak uyandıran akıcı bir anlatımı var Ahmet Haldun'un, ben başına çok oturamadığım için biraz uzun sürdü fakat ilgisini çekenler için bir çırpıda okunabilecek oldukça öğretici bir kitap. Çünkü sadece Hasan Sabbah ve Alamut'u ele almakla kalmamış Selçuklu iç savaşlarını, mezhepleri, Abbasileri, Fatımileri, İsmailileri ve daha bir çok şeyi özetler nitelikte.
Yazarın Hasan Sabbah hakkında anlattıklarına şaşırdım açıkcası yanlış bildiğimden ya da olayları Hasan Sabbah'ın gözünden anlattığından olsa gerek. Baştan sona Hasan Sabbah'ın hayatı, düşünceleri, yolu, davası, inancı sığdırılmış kitaba.
Son olarak, başka yazardan ve kaynaklardan da okumak istiyorum tabi ama şunu söylemeliyim ki Alamut ve Hasan Sabbah hakkında bilmediğimiz, yanlış bildiğimiz, veya yarım yamalak bildiğimiz (en azından kendi adıma) ne çok şey varmış. Bu nedenle okunmasını tavsiye ederim.
336 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Alamut Kalesi ve bu kaleyi hem bir sığınağa hem bir kütüphaneye hem bir cennet bahçesine çeviren, uğruna gözünü kırpmadan ölümü göze alan fedailer yetiştiren, zeki bir adam Hasan Sabbah... Kendisine Seyduna demişler one yürekten bağlı olanlar... Özellikle Sultan Melikşah ve Nizam-ülmülk'ü epeyce uğraştırmış. Tarihte bilinen haşhaşiler olarak anılan Hasan Sabbah ve fedailerine bu kitap farklı bir açıdan bakmış ve Hasan Sabbah'ın inandığı dava uğruna pes etmeyen yönünü daha çok ele almış. Tarih belgelerle bizlere sunulandır ama hiçbirimiz o dönemlerde yaşamadığımız için olayları araştırdığımız ve mantığımıza uygun bulduğumuz şekilde anlamlamdırırız. Olaylara Hasan Sabbah'ın gözünden bakmak isterseniz bu kitabı okuyun derim.
336 syf.
·2/10
Sevilen, sayılan bir kişinin hayat hikayesi anlatılmış. Daha doğrusu Osmanlı'nın düşmanı anlatılmış. Okurken çok sıkıldım, kitabın dili güzeldi ama anlatımı hiç beğenmedim sürükleyici değildi. Bu yüzden uzun bir zamanda kitabı bitirdim. Yazarın diğer kitaplarını severek okudum ama bu kitabı beğenmedim. Kitabı yine de öneririm ama sıkıcı ve sürükleyici değil. Düşünerek kitabı alın. Başka diyecek bişey yok gibi Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
448 syf.
·9/10
Her biri 300 küsür sayfadan olusan iki #kitap.. Tabiki de yilin ilk kitaplarinin konusu her zamanki gibi #hasansabbah... #ömerrızadoğrul’dan #hasansabbahcennetfedaileri ve #ahmethaldunterzioğlu’ndan #alamutunpirihasansabbah... Konu tarih oldugunda aklima gelen ilk soru kitabin ne olarak yayinlandigi. Tarihi roman tarzinda bir anlatima sahipse; tarihi mi hikayelestirmis, yoksa hikayesini bir tarihi konuyami benzetmeye calismistir.

Ikinci soru ise; yazarin hangi taraftan baktigi... Günümüzden asirlar önce yasanmis bir olayi tam anlamiyla bilemeyecegimizi yahut tam anlamiyla anlayamayacagimizi dusunurum hep. O tuzden bir taraf seceriz.

Kimileri icin Hasan S. bir teroristtir. Arapcada korku kelimesinden gelir ve korkusalan, korkutan anlamini tasir. Her korkutana terorist demeli miyiz?? Kimilerine göre #haşhaşiler... hashas icen bu katiller kolayca cinayet isleyebiliyor. Ama hikayelerin genelinde de hashas ile kandirilip #cennetbahçesi-ne atildiklari söylenir. Hashas icen kisi bir daha ictiginde anlamaz mi ki acep? Kolayca kandirilabilir mi her defasinda? O dönemde kuru ot anlamina gelen hashas acaba baska birsey olabilir mi?

Birde seks konusu var.. kimi yazar #fedai olmayi kabul edenlerin hadim edildigini soyler, kimi yazarda cennet bahcesinin bakire kizlariyla birlikte olduktan sonra bir daha oraya gitme umudu tasidiklari icin fedai olduklarini... Ister #islamtarihininenkanlısuikastçıörgütü olarak görün, ister #alamutunpiri... #cennetfedaileri adini almis bu kisilerin oyle yada böyle inandiklarini kabullenin... Birinci kitabimiz biraz arastirma bilgisi verdikten sonra, ikinci kisminda size hikaye ile bazi bilgileri veriyor.

Ikinci kitabimiz ise; bir gezginin konuyu merak etmesi uzerine, o topraklara giderek ögrenmeye calismasini hikayelestirerek anlatmis bizlere.. #alamut’un efsane #tarihi-i üzerine sohbet edebilmek ümidiyle, keyifli okumalar dilerim.
336 syf.
Hasan Sabbah'la ilgili bilinmeyenleri gün yüzüne çıkaran mükemmel bir roman. İsmail'i tarikatının Dailerinden biri tanesi. Hasan Sabbah'a karşı bakış açısınız değişecek. Hayat hikayesi ibretlerle dolu. Okumanızı tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız.
448 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Alamut'un olduğu yere yolu düşen bir Gezgin'in kaleyi görmesiyle başlıyor yolculuğu. Hasan Sabbah'ın Alamut'u mesken tutmadan önce yaşadıklarından başlayarak Alamut'ta son bulan hayatını araştırıyor Gezgin. Batınilik hareketleri,Selçuklu devleti dönemi ike ilgili bilgiler Gezginin araştırma yolculuğu üzerinden anlatılıyor. İnsanların inanmak istedikleri şeylere kolay ve körü körüne bağlı olmaları,herkesin kendisine göre doğrusunun olmasıve karşısındakinin düşünce ve inancını yanlış bulması bir çok olayı tetiklemiştir. Kitaba düşük puan verilmesini görünce tereddüt ettim kitabı okumalı mıyım diye ama iyi ki okumuşum.
"Ölümlüler dünyaya egemen olmak için öldürmek ve yok etmek gerektiğine inanıyorlardı.Garip bir egemenlik anlayışıydı,ama geçerliydi."
Düşünce özgür olmalı, akla asla kilit vurulmamalı, dokunulmazlar , dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Gerçeğin ışığı özgür düşünce ile ortaya çıkacaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alamut'un Piri Hasan Sabbah
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054125876
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kripto Basım Yayın
Baskılar:
Alamut'un Piri Hasan Sabbah
Alamut
Cennet...

"Bir cennet var ve inananlar için ebedi hayat orada!"
Alamut'ta onca zorluklara rağmen koruduğu durmadan genişlettiği, her geçen gün yeni nebatat eklediği... Dillere destan bahçesi... Cennete olan özleminin ifadesi...

Yalnızca bir tasvir!

"Ya kan! Ya onca ölüm! Fedailerin düzenlediği suikastlar... Cinayetler... Alınan canlar..."

Bilinmezler karanlıkta kaldıkça gizemli kalın giysilerle birlikte öyküleri sarar. Ardından masalsı, destansı ögeler yüklenince anlamı güçlenir. Daha da olmazların içinde daha da saklanarak aslı nedir unutulur. Eğer geride maddi bir şeyler kaldıysa, tutunulası bilgilerin gereği kaçınılmazdır. Bilinmezleri çok, bilineni az olduğunda, kim ne söylerse eğer, aksi kanıtlanmadıkça anlatılan doğru bellenir. Doğrudan şüphe etmenin nedeni budur çoğu kez.

Doğru bilinen, doğru değilse...

"Gerçeği aramaktan başka yapılacak yok!"

İnançların tartışılmasında yenik ya da galip olmadığının farkındaydı iki taraf da. Her şey "İnandım!" kararı ile tanımlanmıştı. Burada karşılıklı söz atışı ile yapılacak deneme bir nevi tanıma ve anlama uygulamasıydı. Bâtıni iddialarını Sünni âlimlerin kabul etmesi mümkün değildi. Hasan Sabbah'ın da inandıklarından vazgeçmesi... Bazı konular yüz yıllardır tartışılmış, yazılmış, tenkit edilmiş ya da iddia edilmiş, kavga, savaş nedeni olmuş ancak bir ortak noktada buluşulamamıştı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 134 okur

  • mustafa bilgin
  • Merve Bulut
  • Niccolo Paganini
  • Göktürk
  • Çağatay altundal
  • MURAT ÖZTÜRK
  • eti
  • Azime karaca
  • Kaan Elmas
  • Murat Küçükkaya

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.6
Erkek
%59.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.9 (7)
9
%12.8 (6)
8
%12.8 (6)
7
%8.5 (4)
6
%2.1 (1)
5
%4.3 (2)
4
%2.1 (1)
3
%0
2
%2.1 (1)
1
%2.1 (1)