Müslüman kardeşinin işini, gerçeği anlayıncaya kadar, iyiye yor. Düşmanından uzak dur.
Tam manasıyla güvenmediğin dostlarından kaçın. Allah'tan korkmayan kişi güvenilir değildir.
Kötülüklerini öğrenmek için bile olsa kötü kişilerle arkadaşlık etme. Onu sırrına ortak etme.
İşlerinde Allah'tan korkan kişilerle istişare et.”
Samimi muhabbetle sohbeti arzu edilen kişilerde şu beş hasletin bulunması gerekir:
-Akıllı olmak
-Güzel ahlâk sahibi olmak
-Fasık olmamak
-İtikatı sağlam olmak
-Dünyaya tutkun olmamak
Ey insan, kâmil bir mü'min gibi mazereti kabul etmelisin; münafık gibi ayıpları ortaya çıkarmak gibi kötülüklerle uğraşmayasın. Sen nefsine karşı, belki bu konuda bir özrü vardır da benim haberim olmadı demelisin. Bu gibi insanlardan sana iyilik ve hayır gelecek eser ve alâmetleri hakkıyla anlayıp idrak etmedikçe kalbinin sırlarla dolu kapılarını açmayasın. Yoksa senin hâlini öğrenerek asıl ve maksada dair sözlerine değer verip dinlemez, aleyhine düşmanlık göstermekten çekinmez ve hakaret dolu bakışlarını üzerinden kaldırmaz.
Bu tür insanlar bir meselede hata ettiklerinde, herhangi bir kimseden onu öğrenerek düşüncelerini düzeltmeye, zihinlerini aydınlatmaya ihtiyaç duymaz ve buna tenezzül etmezler ise onlara meselenin doğrusunu öğretmek gibi bir hataya düşmeyesin. Çünkü o tür insanlar kibirleri nedeniyle bu bapta hem senin ilminden yararlanır hem de bu bapta âcizlik ve cahilliklerinin senin yol göstermen nedeniyle meydana çıktığını düşünerek sana düşmanlık gösterir ve haset ederler.
Hilkat ve tabiat değişmez. İnsan zahiri sure. tindeki çirkinliği güzelleştirmeye muktedir olamadığı gibi, batıni suretindeki kötü ahlâkını da güzelleştirmeye muktedir olamaz. Mizaç ve tabiatın gerekliliklerinden olup kendisinden asla ay. rılmayan gazap ve şehvetten insan kurtulamaz, Bu konuda harcanacak çabalar beyhude yere vakit kaybıdır. Bu şekilde düşünerek tembellik eden, kusur ve noksanlarından dolayı tehzib-i ahlâk hususunda riyazet ve mücahede nefislerine ağır gelen bazı kimseler tehzib-i ahlâkın imkânsız oldugunu zannetmişlerdir.
Eğer dedikleri gibi tehzib-i ahlâk mümkün olmasa idi, bu bapta olan nasihat, öğüt, güzel söz, vaazlar iptal olurdu. Yalnız bununla kalmaz Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz hazretlerinin “Ahliâkınızı/huylarınızı güzelleştiriniz.” mübarek sözüyle emrettiği ahlâkı güzelleştirme eylemi de beyhude ve hükümsüz olurdu. Fakat böyle imkânsız ve fâidesiz bir şeyle emr buyurulmayacağı gibi vahşi hayvanlar ve yırtıcı kuşların bile ter biye ile hayvani huyları değişerek ürkek ve çekingenlikleri yerini yakınlık ve ünsiyete bıraktığı, zaptı mümkün olamayan atların terbiye ile itaat altına alındıkları görülmüştür. Dolayısıyla insan hakkında da tehzib-i ahlâkın imkânı ortaya cikar.