Okumaz olaydım! Bir kitap bu kadar mı kötü olur? Son ana kadar direndim ama bu kitabı okurkenki gecen süremi zaman kaybı olarak görüyorum. Olur da hata edip almaya kalkarsanız almayın lütfen. Çöp.
Dağlık bir alanda bir olay gerçekleşiyor.Rahip Don Ermete ve Psikolog Giovanna bu olayı çözmeye çalışıyor.X ve Y olarak bu kişilerin ele alındığını düşünerek okudum.
Kitabın dili sade olmasının yanında yaşananları kendi kendine konuşuyormuş gibi anlatılması dikkat çekici başka bir unsurdu.Hep bir merek içerisinde okunuyor,konusu çok ilginç geldiği için sürükleyici bir yanı var.Bütün bu güzelliklerinin yanında kitap sanki yarım kalmış.Kitap bittiğinde aklımda deli sorular kaldı.Bir yere bağlanamamış yani.
Öncelike herkese ıyi okumalar
Basta şunu söylemeliyim ki son yıllarda beni hayal kırıklığına uğratan tek kitap bu oldu ilk gördüğümde ve konusunu okuduğumda hemen almaliyim dedim ve aldim
Kitabın konusu birkez beni çekmişti düşünsenize kisin bir köyün yakınında toplu cinayet işleniyor yaklaşık 11 kişi ölüyor ve her biri farklı şekilde olumustur kimi bugazinda ekmek kaldığı için kimi silahla kendini vurmuştur kimi bıçakla öldürülmüştür karbon dioksit ten zehirlenen vardır ve kopek balığı saldırısından bile ölen vardır evet dağın ortasında kopek balığı saldırısı ölenler yaşlı genç hatta 3 yaşında çocuktur yani bukadar insan nasıl bu şekilde ölmüşlerdir
Bu konusunu okuyunca düşünmeden aldim ve inanılmaz kötü yazılmış bir kitap ile karşılaştım olayı cinayetlerin işlendiği köyün kilisesindeki rahip ile bir psikolog çözmeye çalışıyor
Yazarın açıkçası ne yapmaya çalıştığını anlamadim anlamsız saçma sapan diyaloglar karakterin kendi kendilerine uzun uzun konuşmaları falan derken ben tükendim ve sayfalari atlaya atlaya bitirmeye çalıştım kitabı yinede bitmedi acaba dedim çeviridemi bir sıkıntı var goodreads sitesindeki puanına baktım ve 3.13 u gördüm yani sıkıntı bizzat yazarda kitabın bir finali bile yoktu
Benden tavsiyedir okumayı düşünüyorsanız bence hiç bulaşmayın yok ben sabrımı test edicem derseniz siz bilirsiniz benden uyarması
Puanım 10 / 1
Öncelikle kitabın türü polisiye olarak belirtilmiş, bunun üzerine 11 farklı ölüm şekli ile bulunan cesetler olunca her ne kadar ana karakterler rahip ve psikolog olup felsefi bir içeriğe sahip olduğu belirtilse de polisiye ile bu kadar alakasız olacağını beklememiştim. Kitap yoğun olarak psikoloji ve felsefe içeriyor. En başta ilgi çekici olarak verilen cinayet konusu bakalım nasıl sonlanacak diye merak ederek devam ettim fakat sonu muğlak bırakılmış, sadece kitaba psikolojik ve felsefi ortam hazırlanması amacıyla oluşturulmuş bir girizgah olarak kaldı benim gözümde. Bana göre kesinlikle kitabın türü güncellenmeli, okuyacak olanlar da psikoloji ve felsefe tarzında olduğunu bilerek başlamalı.
Maalesef beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu.Konusu gereği gayet ilgi cekici polisiye-gerilim tarzında sunulsada maalesef içeriğin bununla alakasız olduğunu,bunun yerine piskolojik-felsefik bir içeriğe sahip olduğunu söyleyebilirim.Beni tatmin etmedi açıkcası ve aradığımı bulamadım bu kitapta.
Konu ilginc,icerik alakasız,son ise tam bir hayal kırıklığı
Tanıtım yazısı ve kitabın içeriği birbirinden çok farklı gibi görünüyor, tanıtım yazısını okuyunca ''hmmm çok fena fantastik şeyler dönecek mutantlar, canavarlar, genetik?? olaylar'' diye düşünüyorsunuz ama bunların hiçbiri yok (hayal kırılıklığı) kadın karakter tamamen sinir bozucu haklı taraflarını görmeye çalışıyorum ama yapamıyorum nereden baksam sinir bozucu (bazen kitabı fırlatmalık hareketler yaptı -genelde her zaman- ). Karakter sayısı da çok fazla ve gereksiz çok karakter var yazar kitabı karıştırmak elinden gelen her şeyi yapmış. Kitabı ''siyah'' olarak tanıtayım ama ''beyaz'' gibi olsun o da yetmez karakterleri ''kırmızı'' gibi yapayım da okuyucular ''buhranlara'' pardon renk cümbüşüne düşsün istemiş. Bu kitabı görüp de ilk defa kitap okumaya karar verecek biri olursa (%0.000001 ihtimalli) bir daha kitap görünce kaçar sanırım.
#okudumbitti
#kitaptanıtım
Dağlık San Giuda köyünün yakınlarındaki ormanda on bir turistin cesedi bulunur. Cesetlere yapılan otopside inanılmaz bir şey ortaya çıkar: On bir cesedin on bir ayrı ölüm sebebi bulunmaktadır. İntihar, cinayet, kanser, kalp krizi. Hatta kurbanlardan birinin ölüm sebebi köpekbalığı ısırığıdır.
Dil akıcı, konu sürükleyici ve ilginç ancak sonunda hayal kırıklığına uğradım. Belirsiz bir sona ilerledim ve kafamda soru işaretleriyle kalakaldım. Büyük hayal kırıklığı.
zebramo.com/users/323273809instagram.com/sihirliflutfacebook.com/groups/20736322...
Kitabın anlatım tarzını, yavaş ve dilsel olarak bazı noktalarda problemli; olay örgüsünü ise kimi yerde muğlak, müphem ve afaki bulsam da çoğu okurun aksine okurken zevk aldığımı söyleyebilirim. Bir yandan da böyle hissedilmesi için sanki bilerek bazı düzenlemeler yapılmış gibi geliyor. Alıntıladığım kısımlar bunu doğrular nitelikte. Beğenmemim temel sebepleri arasında standartlaşmış giriş, gelişme, sonuç döngüsüne meydan okuması; yazarın hikayenin boşluk olarak gözüken noktalarını hayal gücü ile doldurması için okura bırakması beni etkilemiştir. Yazar kitabın bilhassa sonuna doğru zaten kurgu evreninin potansiyel senaryolarına atıf yaparak her şeyin aslında sandığımızdan başka bir senaryonun ürünü olabileceğini doktor ve papazın diyologları esnasında sezdiriyor. Kitabın psikanalitik, felsefik ve teolojik bazı iç monolog ve diyologları hikayenin yönünü ve algılanmasını okuyucunun dikkatinden kaçabilecek ipuçları şeklinde saklamış. Yine de yazarın kitabı bitirmek için uzun uğraşlar sergilediğini söylemesi ve bir çıkış yolu araması bir noktada hikayenin sıkıştığını doğruluyor. Buna rağmen bilimsel altyapı ve karakter tipolojisi gayet yerinde ve belli bir okuyucu kitlesine hitap edebilecek potansiyelde.
---Spolier---
Yaşanan tüm olaya şahit olan ve geride sağ kalan tek canlı olan Zorro'nun ağlaması, doktorun tansiyon aleti ile cebelleşmesi, ölümlerin nedenleri ve otopsi raporları ile diğer ek dosyalar, medyanın ve insanlar arasındaki söylentiler, kasabayı esir altına alan histeri, sinir krizleri ve psikozlar oldukça beğendiğim bölümlerdi.
Konusunu okuyunca merak ettim aldım. Ama tam bir hayal kırıklığına uğradığım. Başlangıçta iyiydi sonra okurken zorlandım. Sonuçsuz ve sıkıcı. Okumak için tam bir vakit kaybı. Hiç beğenmedim.
1959’da Floransa’da doğdu. Floransa Üniversitesi’nde mimarlık öğrenimi gören Veronesi, romancılığın yanı sıra gazetecilik ve mimarlık alanlarında da faaliyet göstermektedir.
Yirmili yaşlarının ortalarında ve sonlarında yazarlık kariyerine yöneldi. Veronesi ilk kitabını 25 yaşında yayımladı. 1988’de yayımladığı ilk romanı Per dove parte questo treno allegro’yu (Bu Neşeli Tren Nereye Gidiyor) izleyen Gli sfiorati (Teğet Geçilenler, 1990), Venite, venite B52 (Gelin, Gelin B52, 1995), pek çok dile çevrilen ve Campiello ile Viareggio ödüllerine layık görülen Yüzleşme (2000), çocuklar için kaleme aldığı Ring City (2001), Strega Ödülü’ne, Yabancılar İçin Akdeniz Ödülü’ne ve Paris Femina Ödülü’ne layık görülen Caos calmo (Dingin Kaos, 2005), XY (2010), Terre rare (NadirTopraklar, 2014),Un dio ti guarda (Seni İzleyen Bir Tanrı Var, 2016), Cani d’estate (Yaz Köpekleri, 2018) başlıca yapıtları arasındadır. Çoğu romanı sinemaya uyarlanan yazar, 2019’da yayımlanan Sinekkuşu’yla ikinci kez Strega Ödülü’ne layık görüldü. Veronesi, çocuklarıyla Roma’da yaşıyor.