Bazı ruhların kaderi baştan yazılmıştır.
Aşk...
Çimenlere uzanmış gökyüzünü izlerken bir havuza düşmüş kadar ıslatabilir kalbinizi de gözyaşlarıyla. Yahut uçurumun sarp kayalıklarından indirebilir zihninizi bir deniz kabuklu mehtabın ışığında.
Efran ve Havin'in buruk hikayesi de tam bu noktada düğümleniyor. Geçmişte kollarınızda büyüyen genç bir kadını sarmalamakta ve ona duyduğunuz aşkı kabullenmekte güçlük çekiyorsanız, Efran'ın hikayesine kulak verin derim. Yaz Gecesi namıdiğer Havin'e, duygularını zaptetmekte güçlük çektiği kadar geçmiş travmalarıyla yüzleşen Efran'ın can kırıkları, aşkının ruhuna batacak mı sizce?
Şıp şıp... Damlayan kan sesi.. Çığlıklar.. Ölü bedenler.. İşkenceler. Ruhunuzun kaçamadığı kadar uzakta boy gösteren sırlar, aşk ve hakiki dostluk, Yaz Gecesi'nin satır aralarında can buluyor. Efran'ın her kabusunun sonunda ona kocaman sarılmak isteyecek, Havin'in masumiyeti, çiçek kokusu ve ikisinin arasındaki koşulsuz sevgiye imreneceksiniz.
Konusuna gelirsek. Havin, ailesini kaybedince, baba yarısı, aile dostu Kemal Amca'yla yaşamaya başlar. Kemal Amca'nın küçük oğlu Efran'ın dönüşüyle başlayan hikaye ise geçmişin kapılarının aralanmasıyla, acıya ve karamsarlığa gömülür. Eh her kuytu köşede bir aşk filizlenir. Efran ve Havin'inki de sizi büyüsü altına alıp çabucak okutuyor kendini. Öyle ki bitmemesi için mücadele verip sonunda gözyaşlarıyla kapadım kitabı. Çok dokunaklı, akıcı ve sıkmayan bir tarzı var.
Başarılı mimarımız Havin'in masumiyetini, tutarsız pardon ihtiyatlı Efran'ın bocalayışlarını, Tolga'nın Poyraz ile atışmalarını (şekerparem), Gökhan, Tekin, Efsun, Meyra, Öykü, ve diğerlerini çok seveceksiniz. Her ne kadar Karan, Orkun, Karmen gibiler olsa da, hayatın gerçekliklerine de çıkan bu sıcacık yolculukta yerinizi çabucak