Yeter ki Kararmasın...

·
Okunma
·
Beğeni
·
794
Gösterim
Adı:
Yeter ki Kararmasın...
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750822551
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınlar
12 Eylülün en karanlık döneminde, cezaevlerine kapatılan, işkence gören, ağır hükümler giyen on binlerce genç insan, işçi, aydın için en ağır ceza hiç kuşkusuz toplumun inanılmaz suskunluğu idi. Benim biraz da kişisel nedenlerle başlattığım bu küçük mektup dizisi, benden daha önce davranmış bir avuç yürekli insanın ardından, bu suskunluğa alçakgönüllü bir başkaldırı idi. Keşke daha güçlü bir başkaldırıyı gerçekleştirmek elimizden gelseydi." "Sevgili Onat, mektuplar biçiminde yazsan da, bir ozanın sözcüklerini seçişindeki titizlikle, dizelerini sıralayışındaki ustalıkla kuruyorsun anlatımını. Son birkaç yılın Türkçe yazılmış en güzel kitaplarından birini okumanın coşkusu içinde yazıyorum bu mektubu sana. "Mektupların kimlere yazıldığını bir bir çıkarır gibi oldum. Ama birer simgeydi o kişiler. Onların kişiliğinde herkese yazılmış mektuplardı. Böylesine yoğun, böylesine birikimden kaynaklanan, umudu ve bilinci böylesine paylaşmaya hazır mektuplar alacağımı bilsem, hiç çekinmeden bir daha içeri girerdim, inan. Yeter ki Kararmasın...
80 syf.
Onat Kutlar 82 darbesi sonrasında cezaevlerine kapatılarak işkence gören, ağır cezalar alan insanlara toplumun suskun kalmalarını onlara verilen en büyük ceza olarak görür. Bu suskunluğa "bir alçakgönüllü başkaldırı" olarak adlandırdığı mektupları iki yıl boyunca bir sanat dergisinde kendisine ayrılan köşede yazar. Alıcıların isimlerini açıklamaz. Ancak yazar kitabının 'Ek Söz' bölümünde önce Hüseyin Baş'a, sonra da Orhan Taylan'a, Ali Sirmen'e, Dr. İsmail Beşikçi'ye, cezaevlerine doldurulan gençlere, tüm onurlu ve direnen dostlara yazdığını belirtiyor.

En başta Erdal Öz'ün bu mektuplara yanıtı olan mektubu vardı. İçerdeki insanın yasakları aşabilmek için için üstü kapalı da olsa duygularını, düşüncelerini, gönlünden geçenleri olabildiğince yazarak anlatmaya çalışır. İçerde yazılanlar aslolandır, gerçektir. Şimdiye kadar içerdeki adamın yazdıkları ilginç olmuştur. Dışarıda yazılanların yaşanırlık kazanmadığı için içeride yazılanların yanında sönük kalır diyor Erdal Öz. Ancak yazarın dışardan yazdığı bu mektupları içeriden yazılmış mektupların başarılarıyla yarışır, birikim dolu, umut ve bilinç aşılayan nitelikte buluyor.

Sıcacık bir arkadaş sohbeti tadında, içtenlikle yazılmış dostça sarmalayan satırlar kitabı elimden düşürmedi, hiç bitmesin istedim. İlk sayfalarından itibaren büyük bir merak, heyecanla bu kitap mektubu defalarca okudum. Zihnime, yüreğime kazıldı.

Onat Kutlar “şimdi değilse ne zaman konuşacağız ölümü, özgürlüğü, aşkı, tutkuyu, duvarları, çocukları, acıyı, sevinci, ortak düşlerin bulanık gecelerini, geçmişi ve geleceği, oyunları, bahçeyi, denizi ve nice şeyleri” diyerek anlatmaya başlıyor. Ve öyle bir anlatıyor ki bu nice şeyleri kendi kültür birikimi, insan sevgisiyle, içtenliğiyle, görüşleriyle, sade ve özgünlüğüyle duygular kabına sığmıyor taşıyor. Umutları yeşertiyor.

‘Yalnız değiliz’de yaşanan günlerin toprağına acının, yalnızlığın tohumları ekildiğini ama gene de unutmadan yapabileceğimizin bir insan elinin sıcaklığındaki dayanışmayı gerçekleştirmek olduğunu bunun da her şeyi değiştirebileceğini yazmış.

‘Balyoz ve Özgürlük’te baharı simgeleyen kuşlara benzettiği, yüzlerindeki şaşkınlık, moral ve umuttan bir de aralarında sınıf farkını silen giysilerinden tanıdığı gençlere Balyoz isimli kısa filmi hatırlayan olup olmadığını ve bir süredir gittiği sinemalarda giysilerinin, tavırlarının, gülüşlerinin farklı bir sürü genç görüyorum ama siz neredesiniz diye soruyor. Son bölümde yanıtını veriyor onlardan biri. Okumalısınız.

İçerden yazılmış birkaç mektuba yer verilmiş ki Onat Kutlar okurları bu mektupların kendisininkilerden daha çok etkileyeceğini yazmakla yanılmamış. Direnen, onurlu insanların yazdığı, yüreğinizi kanatan, gözlerinizi dolduran, insan olmanın gururunu yaşatan o mektupları okuyun. 80’li yıllarda yazıldığına bakmayın siz. Çürümeyi, kokuyu duymuyor musunuz? Kara civciv gibi aydınlıklara koşmanın, balyoza direnmenin zamanı değil mi? Tam da ihtiyacımız olduğu sırada. “Yeter ki kararmasın…”

Yazar ve kitapla ilgili linklere bakmak isterseniz:

A. İliç / Balyoz
https://www.youtube.com/watch?v=ywlYQVjO7u4

“Onat Kutlar'ın yaptığı her şey; şiir, öykü, sinema, demokrat ve aydın oluşu da öyledir, derinden bir his bırakır, tıpkı onunla hiç karşılaşmadan, onunla tanışmadan benim de hissettiğim duygunun iyiliğe gülümsemeye benzer bir şey olması ve bunun hep süreceğine olan sarsılmaz inanç gibi. Demek ki uzağı ve uzakları olmayan birinden, Onat Kutlar'dan söz etmiş oluyoruz bunları söylerken.” Haydar Ergülen

http://www.artfulliving.com.tr/...bir-senliktir-i-2353

Onat Kutlar: Deniz Gezmiş Üzerine
https://www.youtube.com/watch?v=B_klj-ZG070

Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için.
Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.

Onat Kutlar

Bombalı bir saldırıda yitirdiğimiz aydın insan Onat Kutlar’ı özlemle anıyorum, kalemi daha çok yazmalıydı.
80 syf.
İyi okuyucu olan ve iyi analiz yeteneğine sahip arkadaşlar güzel incelemelerde bulunmuşlar. Benim naçizane tavsiyem sayfa sayısının azlığına aldırmaksızın sindirerek okumanız. Rakı içer gibi yudum yudum :)

Umutsuz olan bünyelere elma ağacındaki umudu serpiştirir, haksızlığa karşı bir türkü tınlatır kulağınıza, duvar arkasındaki bir kadın yapar sizi ya da duvarın diğer tarafındaki bir erkek, eksik olan özgürlük duygusunu anımsatır ya da bedel ödeyen bir dostla karşılaştırıldığında fazla gelen bir özgürlüğü...

Can yücel, Nazım, Neruda çıkar karşınıza. Gregor Samsa' ya tekrar bir bakarsınız ince ince süzerek. Farklı filmler ve birkaç kitap daha öğrenirsiniz.

İyi okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeter ki Kararmasın...
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750822551
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınlar
12 Eylülün en karanlık döneminde, cezaevlerine kapatılan, işkence gören, ağır hükümler giyen on binlerce genç insan, işçi, aydın için en ağır ceza hiç kuşkusuz toplumun inanılmaz suskunluğu idi. Benim biraz da kişisel nedenlerle başlattığım bu küçük mektup dizisi, benden daha önce davranmış bir avuç yürekli insanın ardından, bu suskunluğa alçakgönüllü bir başkaldırı idi. Keşke daha güçlü bir başkaldırıyı gerçekleştirmek elimizden gelseydi." "Sevgili Onat, mektuplar biçiminde yazsan da, bir ozanın sözcüklerini seçişindeki titizlikle, dizelerini sıralayışındaki ustalıkla kuruyorsun anlatımını. Son birkaç yılın Türkçe yazılmış en güzel kitaplarından birini okumanın coşkusu içinde yazıyorum bu mektubu sana. "Mektupların kimlere yazıldığını bir bir çıkarır gibi oldum. Ama birer simgeydi o kişiler. Onların kişiliğinde herkese yazılmış mektuplardı. Böylesine yoğun, böylesine birikimden kaynaklanan, umudu ve bilinci böylesine paylaşmaya hazır mektuplar alacağımı bilsem, hiç çekinmeden bir daha içeri girerdim, inan. Yeter ki Kararmasın...

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • Evlaa
  • Ebru Ince
  • Derya Demirci
  • Ayşe Ka
  • Nur Güvercin koçak
  • Bülent AY
  • Eylem U.K.
  • Özge
  • Butimar
  • Daphne

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (1)
9
%44.4 (4)
8
%11.1 (1)
7
%11.1 (1)
6
%22.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0