Tomris Uyar hayatının konuşulmasını pek sevemeyen bir yazar. Otuz beş yılı aşkın ödüller ve türlü başarılarla dolu yazın hayatı, özel yaşamının çarpıcılığı orada dururken değinmeden edemiyor insan.(Türk Edebiyatı’nın en gözde kadını) Adı geçtiğinde ve çoğunlukla kadınlar, hatta aralarında yazar olanları da var “II. Yeni’nin gelini” tabiriyle hafifsemeye uğraşırlar ki söyleyecek söz bulunamaz. Dört şairin aşkına mazhar olmuş… aşkın imgesi haline gelmiş bir kadın.
Bu şairler olmasa II. Yeni diye bir şiir akımın oluşmasının imkanı var mı? Güzellik veya çekiciliğe indirgenebilir mi bu aşklar ‘gelin’ diye söyleyip geçelim. Dört şairin de aradığı farklı, üstün özellikleri taşıyor olmalı ki Tomris Uyar’a bunları yakıştırabilsinler ve aşık olabilsinler.
Turgur Uyar ve Ülkü Tamer’in eşi, Cemal Süreya’nın üç sene aynı evde yaşadığı sevgilisi, Edip Cansever’in sebatla her doğum gününde şiir armağan ettiği aşkı.
“Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”
Yedi sene şiir yazmayan Turgut Uyar’a zorlayarak tekrar şiir yazdırmış, kendine yazılmış onca şiir de hala beğeniyle okunurken II.Yeni’yi Tomris Uyar yaşatmıştır veya II.Yeni’nin “yazar kraliçesidir” denilebilir ancak.
Tomris Uyar öykü dışında kurgusal eser vermemiş. Benim de bir romanım olsun, şiir de yazayım duygusuna kapılmamış. Tam anlamıyla öykücü bir yazar. İki kez Sait Faik ödülünü alan tek isim ve altmışın üstünde çevirisi bulunan bir çevirmen.
“Başkasına verdiğim özgürlüğün, yaratma, tek başına düşünme, yalnız kalma özgürlüğünün bana da verilmesini isterim.”
Kendi sözlerinin eşliğinde böyle bir yerden anlamak gerekir Tomris Uyar’ı. Bilgisi, yaşam kültürü, sorgulayan ve tartışan kişisel